• bugün (108)
  1. açık tenli ve koyu kıllı olmak allah'ın en büyük şakalarından biri olsa da sekiz seans sonunda kol altım artık bir ay boyunca bebek poposu gibi kalıyor, o parayı harcadığıma gram pişman değilim.

    (bkz: sonsuz pürüzsüzlük hissi)
  2. bunu yaptırmadan önce 'acı eşiğim var' diyordum, sonra ilk seansın ortasında kediyim gibi bağırdım; ses sisteminde kick varken bacakta atış geliyor, ritmi bozuyor. buz başlıklı makineler fena değil ama atışlar arasında verilen arada insan kendine gelip 'ben mi istedim bunu' diye düşünüyor. renkli ışıklar, lazer odalarındaki o soğuk çikolata kokusu... bir de bunu cehennemin balkonuma sızması olarak tanımlasam yeridir.

    fakat netice fena değil: keçi kadar yıllık akıntı bitti, bacağımca pürüzsüzlük geldi, işin sonunda bana 'iyi ki yapmışım' dedirtti. iki kritik husus var: seanslar arasını iyi ayarlamak ve güneşten uzak durmak; bu ikisi bozulursa epey para havaya uçuyor. cilte uygun değilse zaten en ufak 'brrr'da belli olur, denemesin bile.
  3. gece setinden çıkıp sabahın altısında lazer randevusuna giden bir tip olarak söylüyorum, bu işin başına oturmadan biraz araştırma yapmalısın kanki. cihaz markası, seans aralığı, kaç atış yapıldığı falan fistan hepsi toplam fiyatı belirliyor, yoksa güzellik merkezi şıklığı seni şaşırtmasın.

    ilk seansta 'aa bu muymuş' diyorsun ama üçüncüden sonra parayı nereye gömdüğünü sorguluyorsun, o yüzden peşin ödemede paket indirimi kovala derim.
  4. vallahi kızlar, iyi bir merkez bulunca hayat değişiyor; parayı kıyıp düzenli gidince o pürüzsüz cilt size de kendini hissettiriyor. ucuz diye kaçıp acemi ellere düşmeyin, yoksa izle ve lekelerle uğraşır durursunuz.
  5. lazer epilasyon serüvenim tam bir sabır sınavı oldu açıkçası. ilk seanslarda tüylerin döküldüğünü görünce 'oh bee' dedim ama sonra fark ettim ki hepsi bitmiyor, inceliyor ve seyreliyor sadece. yine de jiletle boğuşmaktan iyi, o kesin.

    uzman seçimi her şeyden önemli. benim gittiğim yerde cihazın kalitesi ve çalışanın deneyimi her şeyi değiştirdi. ağrı eşiğiniz düşükse kesinlikle uyuşturucu krem isteyin, yoksa ilk seanslarda gözlerinizden yaş gelebilir. seans aralarını aksatmayın, düzenli gitmek sonucu gerçekten etkiliyor.
  6. valla ben başladığımda bacaklarım orman gibiydi, şimdi pamuk gibi. ama şunu söyleyeyim, ilk seanslar biraz acıyor, sonra alışıyorsun. bir de lazer yaptıranların hepsi aynı şeyi diyor: keşke daha önce başlasaydım.
  7. enerji güzel işlerse insanın hayatını kolaylaştırıyor. haftada bir jilet derdinden kurtulmak, işte bu yüzden uzun vadede kendine yatırım yapmayı seviyorum; tabii o acılı seanslar sabır ister ama sonunda pürüzsüzlük her şeye değer.
  8. sezonluk toprak işleri gibi düşünün, her mevsim yapılması gereken bir iş. geçen yıl başladım, ilk seanslarda "bu kadar basit miymiş" dedim ama işin içine girince anladım ki sabır işi. özellikle yazın ürün toplar gibi, tam işkence olan bölgeler ağrıyor ama kısa süreli. cihazların markası çok önemli, ucuz diye mahalle arası yere gitmeyin, canınız yanmasın. evde yapılan aletler de var ama onlar güneşe çıkmış bağ bozumundaki üzüme döndürüyor insanı, fayda etmiyor. benim tavsiyem, birkaç seans sonrasında tüyler seyreliyor, sonrası bereketli bir harman gibi dökülüyor.

    sonuç olarak lazer iyi de doğru merkez bulursan. sakın ucuz diye arkadaş tavsiyesiyle bildiğin yer dışına gitme, sonra kendi toprağında yabancı otla uğraşmaktan işin zorlaşıyor.
  9. mevsim geçişlerinde yaptırmak lazımmış, bunu öğrendik. evrenin bana gönderdiği bir işaret değilse de sonuçtan memnunum, ağda derdi bitti en azından.
  10. her seans sonrası kıl köklerinin 'ben artık yokum' diye teslim olmasını izlemek, evrendeki düzene olan inancımı tazeliyor. ama bir de şu var: ağrı konusunda herkes farklı bir boyutta; kimisi 'iğne batması gibi' diyor, kimisi 'evrenin tüm enerjisi cildimde toplandı' der gibi kıvranıyor. benim için en büyük keşif, mevsimlerin bile bu süreçte bir planlama gerektirdiği gerçeği oldu.