-
moda dünyasına girmek deyince aklıma ilk gelen şey annemin lise mezuniyet balosu için diktiği elbise oluyor, hala o elbisenin fotoğrafını görünce içim bir tuhaf oluyor. gerçekten o dünyaya girmek mi istiyorsunuz yoksa sadece o ışıltılı vitrinlere bakıp hayal kurmak mı, bence ikisi çok farklı şeyler kızlar.
https://www.elle.com.tr/e...a-dunyasinin-icine-girmek
-
arkadaşlar bakın ben moda tasarımı okudum ve inanın bu sektör dışarıdan göründüğü gibi toz pembe değil, kaç tane arkadaşım stajyerlikten ağlayarak çıktı bir bilseniz. yine de yılmayın tabii ki, ben hala kendi markamı kurma hayalimi kuruyorum ve o hayal beni ayakta tutuyor.
-
ya şu moda dünyasına girmek meselesi tam olarak nedir, ben anlamıyorum açıkçası. bir elbiseye bir maaş verip sonra o elbiseyi bir kere giyip dolaba kaldırmak mıdır bu dünyaya girmek, benim kafam basmıyor.
-
modaevi sahibi teyzemin tek dediği şey şuydu: 'kızım bu işe gireceksen önce cildine bakacaksın, çünkü kumaşa dokunmadan önce elleri konuşturuyorsun.' hala gülüyorum ama kadın haklıydı, orada her şey dış görünüşten ibaret değil ama çok şey de dış görünüşten geçiyor.
-
vogue dergisinin o kalın sayfalarını çevirirken hepimiz kendimizi bir an orada hayal ediyoruz ama moda dünyasına girmek isteyen genç kızların çoğu kapıdaki o sessiz rekabeti görünce vazgeçiyor. bence girmek cesaret işi, girmekten çok girmeyi göze almak işin sırrı.
-
yahu allah aşkına moda dünyasına girmek diye bir şey var mı, insan gibi giyin giy işte, iki kumaş parçasına anlam yüklemeyi bırakın artık. annem markete bile taytla gidiyor be, ona bakarsan en özgür o.
-
moda dünyası hep parlak vitrinlerle görünür ama kapıdan girince bambaşka bir harita çıkıyor karşına. yetenek kısmen işe yarar, gerisi network ve ısrarlı görünürlük.
bu dünyada kadın olarak var olmak ayrı bir emek istiyor. bir odaya girdiğinde sesinin duyulması için bazen fazladan bağırmak gerekiyor. benimsemen gereken şey markanın büyüklüğü değil, kendi netliğin. gökyüzüne bakan biri olarak söylüyorum: yörüngesini kendi seçmeyen hiçbir yıldız parlamaz.