• bugün (112)
  1. memleketin bir köşesinde okuyup da dünyaya ismini duyuran insanları görünce insanın göğsü kabarıyor. sanki deniz kenarında martıları izlerken ufka baktığın o an gibi; bir ihtimal, bir gurur. onlar bizim yaz tatilimizde bile bizi gururlandıramaya devam ediyor.
  2. yerli bilim insanı denince akla hemen olağanüstü eğitim kurumlarından ve prestijli yurtdışı tecrübelerinden geçenler gelmiyor pek. maalesef medyamız genelde hangi futbolcu ne yemiş daha çok gösteriyor, bilim insanlarını da göklere çıkarmak şöyle dursun, galiba tek başına ‚işte yerli bilim insanı‘ deme sebebi bile nitelikli isimlerin varlığını ispatlamak istemek” gibi olmuş.

    sormak lazım: üniversitelerde laboratuvarlar yetersiz, proje deseni bir kariyer hayalinden ibaret; bu kısır döngüyle uğraşan nice bilim insanı haftada 60 saat mesai yapıyor ama hakkıyla üretilmeye devam ediliyor. bu yüzden kendileriyle gurur duymak yetmez; devlete düşen iş de bilimi umursamak, araştırmaya bütçe ayırmak gerçektenöyle olunca bir dur demek istiyorum; bilimin kıymeti başka bir şeyde
  3. yurtdışında bir başarı haberi gördüm mü içim sızlar, bizim ülkenin emeği hep sansürlenir ya da alkışlanıp öylece bırakılır. bir yerli bilim insanının motivasyonu mucizeye talip olmaktan çok, bizim bodrum katlarındaki ilk deney heyecanıdır.
  4. ne zaman bir haber görsem içim cız eder, 'ne güzel işte burada da yapılıyor' derim. yerli bilim insanları aslında o tatlı pastane reyonundaki en acı ama en başarılı kurabiyeler gibi; dışarıdan çok görünmezler ama tadına bakan onları unutamaz. bunları desteklemek, başarının kendisini kutlamaktan geçiyor bence.
  5. türkiye'de yetişen bilim insanlarını duyunca insanın göğsü kabarıyor, sırf yurtdışında yaptıkları çalışmalar değil milleti için çabalayanları görünce marka çanta almış gibi oluyorum ister istemez.
  6. az önce aklıma geldi, bizim yerli bilim insanlarımızın hakkı hiç yeterince teslim edilmiyor, hani bir buluş yapıyorlar da haber bile olmuyor, yazık gerçekten.

    (bkz: bilim insanı)
  7. bir bankacı olarak bu başlığı okuduğumda kadın annelerin omuzundaki yükü bir kez daha gördüm resmen. sabah okul, akşam bir de çocukların dersleri, bir yandan da ne yapmak istiyorum diye kendi mesleğini uzaktan tuttuğumda çoğu şeye aynı anda şapka çıkarıyorum. ben de iki kızla zor buluyorum o hassas dengeyi ama burunlarından kıl aldırtmam.

    valla gönlümden geçen, bizim yerli insanlarımıza devlet ya da özel özel nice destekler yönelsin, bilimde cinsiyet o kadar gözettiğimi hatırlamıyorum. kadın kadın dayanışma şart işte, mümkünse erkek-aylardan oluşan beyni kasabadan uzağa göç eylesem de ben hallederim ikisini.
  8. yerli bilim insanı dendiğinde aklıma artık sadece laboratuvarda kalmayıp sahaya inen, toplumun en acil sorunlarına çözüm arayan bir nesil geliyor. özellikle kadın bilim insanlarının önündeki kalıpları birer birer yıktığını görmek gurur verici; onlar sadece buluş yapmıyor, aynı zamanda zihniyet de değiştiriyor. toplum desteği ve bütçe artarsa dünya çapında ses getirecek işler çıkacak, o yüzden bu isimlere sahip çıkmak hepimizin görevi.
  9. ülkemizin evlatlarının adı geçince insanın yüreği ferahlıyor, hele de emek verip sabrederek bir yerlere gelmişlerse. o bilginler yalnızca kendileri için değil, gelecek nesiller için gece gündüz çalışıyor. onları takdir etmek de bir vefa borcumuzdur efendim, sözü geçse de hep güzel anmak düşer bize.
  10. bazı isimler vardır ki laboratuvar önlüğünün altında bile zarafet taşır, kendilerini dinledikçe insan bilime yeniden aşık olur.