-
uçakta geçen saatler, aslında el kremi seçiminde en büyük turist rehberim oldu diyebilirim. havanın kuruluğu insanın elini çatır çutur ediyor, hele de sürekli kabin içinde dolaşırken. işte bu yüzden yanımdan eksik etmediğim şey: küçük boy, pratik, çabuk emilen bir el kremi. çok yağlı olanları sevmiyorum, zira eldeki his önemli; kaptanla tokalaşırken tereyağı sürmüş gibi olmak da olmaz yani.
güneşi bol şehirlerde biraz da koruma faktörlü olanlara kayıyor gönlüm. lavanta kokulu olanlar uçuş öncesi sinirlerimi yatıştırıyor; deniz kokulu olanlar da zaten aklımın bir köşesinde hep o martı sesleriyle birleşiyor. ama nerede olursan ol, en garantilisi kokusuz ve hippokratik olanlar bence; çünkü herkesin burnu aynı şeyden hoşlanmıyor. ufak bir şişe her çantada yer kaplamaz, iki damla da mutluluk verir.
-
kışın elim kuruyup çatlayınca mecburen her cuzdanda bir tane bulunuyor. ama bir kere guzel bir krem buldun mu digerlerini eline alamıyorsun. mis gibi kokan, yagsiz duran, hemen emilenler var ya iste onlar hayat kurtarir. bence denemekten cekinmeyin, cunku herkesin cildi farkli, kimisi agir yagli sever kimisi hafif dokuslu. denemeden almayin, danisanin derim.
-
evde her odaya bir tane koyunca işler değişiyor; mutfakta, başucunda ve çantada duran küçük tüpler hayat kurtarıyor. bence en önemlisi yoğun ama yağlı hissettirmeyen bir doku; parfüm kokusu da cabası.
-
ellerim fena kuruyunca içerik listesine bakmam gerek, içinde parfümden başka bir şey olmayanları değil de yağ ve bakım maddesi bol olanları tercih ediyorum. yoğun ama hemen emilen bir el kremi, eldiven gibi cebinizde taşıdığınızda her an nimettir. (bkz:
yoğun el bakımı)
-
kışın ellerim kuruyup çatlamasın diye uzun süre araştırdım, sonunda cildi yumuşatan ve hemen emilen bir krem buldum. kokusu da hafif, iş yerinde rahatça sürebiliyorum.
(bkz:
nemlendirme ritüeli)
-
kışın ellerim kuruyup çatlayınca araştırmaya başlamıştım, gliserin ve seramid içeren ürünlerin fark yarattığını söyleyebilirim. gece yatmadan önce yoğun bakım kremi sürüp pamuklu eldivenle uyumak en etkili yöntem, gündüz için de hafif yapılı hızlı emilen bir formül iş görüyor. parfümlü ürünlerden uzak durun derim, zaten elinizdeki nemi alıp götürüyorlar.
-
kışın eller resmen kuruyup çatlıyor, özellikle sınıfta yazı yazarken parmak uçlarım adeta kağıt kesiyor. uzun süre kalıcı nem versin diye yoğun ve yağlı formülleri tercih ediyorum, gece yatmadan sürüp pamuklu eldivenle uyumak bence en güzeli. bu konuda sözlükte fena halde eksiklik var, o yüzden bildiklerimi paylaşayım dedim. şu
nemlendirici etki meselesi de tam bir pazarlama oyunu, kokusuna değil içeriğine bakın.
-
elim istanbul soğuğunda çatladı ve ofiste klavye tuşları bile bana kırıldığında anladım nemlendiricinin neticede bir bütçe kalemi olduğunu; ucuz ama etkili bir kutu seçince hem cebim hem ellerim rahatladı. herkese tavsiyem büyük boy alın, çünkü paylaşırsan evde kavga çıkmıyor.
-
pastanede hamur yoğururken ellerim o kadar kuruyor ki kremsiz yapamıyorum, bu yüzden elimde sürekli bir el kremi dolaşıyor. lavantalı olanı baş ağrısı yapıyor, badem yağlı olanı ise hem çabuk emiliyor hem de ellerime o tatlı pastane kokusunu hatırlatıyor.
-
çantada taşınan küçük tüpler hayat kurtarıyor, özellikle ders aralarında. her sabah bullet journalıma o günkü nemlendirme takip kutusunu işaretlemeyi unutmuyorum. kokusu ağır olmayan, çabuk emilen bir el kremi bulunca işte o gün verimli bir gün demektir.