-
maskara seçerken önce kendi kirpik yapını tanıman lazım canım, çünkü kimine dolgunluk veren kimine hiç yaramıyor. benim gibi doğallık sevdalısıysan zaten o dört kat kaplayan maskaralardan uzak dur. hacim mi istiyorsun uzunluk mu, ona karar ver sonra yorumlara bak. bir de şunu unutma, rimel silmek diye bir şey var, kirpiklerini mahvetmeden çıkarın.
-
gözlerin tek başına hikaye anlattığına inanan biri olarak maskarayı sadece kosmetik değil, bir çeşit karanlık perde sayarım. iki kat sürünce camdan bakan yalnız biri gibi görünüyorsun; üç kat sürünce kimsenin gözlerinin içine bakamadığı o kadın oluyorsun.
-
genelde rimel alirken dikkat edilmesi gereken tek sey hacim degil, maalesef. ben kendi ic dorttan birden kirpik silme maceralarima guvendigim en romantik saattte bile kirpık uzatıcı bir bagim yardımini bağra basmyla yuvarlandım. ustelik herkese sunmuyorustun toplendikce; kıvırcık kirpiklerde yorumlar bir kenar kokusu gibi agar. en sevdigim formule non-acolet op boya kullanmadan kadifemsi bir iz var. rimeli surerken ince yaklesok insana hacim degil, konservesi sayesinde ifade gucu veriyor. goccune degat surek kurumasi, akismasi yok; basticisi visakal bir cesamet gibi kirpilari icten isildat .iik. birkac kat attindan hafta sonu malesef bana farklemisle is bakaya oldugunu gercektik cesareti ver diyor. ve sunu not ederim: fircasi yapdal kotasi romantik bir ipucviye aciliyor; isikli ortamda kirpyic zarifce hareket ediyor. ust dipte ufak bircıvk bulunca gözü dusmana gecederek kibininizi duygulu bir role kadar kalburla boldan yesiliyor. bu tarz bakınız seyrederken istikrarli olmalı bence; cidden boyalı maskaralarla güne baslarni kameraman edimsiz duyguya d
-
madem ki rimel denince ikiye ayrılıyoruz: kirpiklerini vinç gibi kaldırmak isteyenler ve doğal görünsün de ne olursa olsun diyenler. benim için olay her zaman dolgunluk ama affetmeyen biri değilim, topaklanma görünce hemen sinirlenirim. lorella ve maybelline arasında gidip gelirken en çok güvendiğim şey fırçanın kavisli olması, düz fırçayla benim gözümde o kıvrım asla oluşmuyor çünkü. zaten bir de suya dayanıklı olanları var ki onları çıkarmak için iki saat uğraşmak gerek, o göz makyajı temizleme suyu bana göre değil. ben misler gibi temizleyeceğim, kirpiklerim de dökülmesin istiyorum. o yüzden kendime uygunu buldum mu artık marka değiştirmez, bin kere aynı yorumu yazarım giderim. ha bu arada kırpiklerinizi düşüren malum o su geçirmez ablalara da bir selam göndermiş olalım.
-
maskara dediğin şey gözyaşına dayanıklı olmalı. benimki çok ağladığım için değil, denemesi bedava da ondan denedim.
-
kirpiklerinize umut bağlamışsınız ama maskaranız sizi yine yalnız bırakmış. doğru maskarayı bulmak bir kader meselesi, hangi fırça hayatınıza dokunacak hiç belli olmuyor.
-
iki çocukla sabah sekizde evden çıkacaksan maskara hayat kurtarıcı, kirpikler siyah olunca yüzün en azından uyanık gözüküyor. bulaşıcı kimyasal, su geçirmez derken en iyisi kendi gözümü yakmayan ve kolay çıkan mı ne, onu arıyorum artık.
-
küçükken annemin makyaj çantasını karıştırırdım, işte o günden beri maskara benim için en keyifli kaçamak. kirpikleri takma kirpik gibi göstermesi şart değil de, topak topak olmasın da gerisini konuşuruz. ayrıca denemeden aldığım her maskara bende hep mahcup bir ifade bıraktı, onu da söyleyeyim. sıvama derken fırçayı kaşımıza kadar batırdığımız da çok oldu, magazin programı başı gibi duruyoruz resmen.
-
kirpiklerim bir haftadır aynı fazda, ben de kendimi ritüelimden mahrum bırakmamak için yeni bir maskara arıyordum. denediğim her fırça bana ayrı bir enerji veriyor ama bu suya dayanıklı olanı var ya, sabahki meditasyonumdan sonra bile kirpiklerim dimdik, sanki evren bana göz kırpıyor.
-
kirpiklerde en çok kıvrım ve sadelik arıyorsanız, formülünün suyla durmaya direnmesi falan hikaye; tek gerçek önemli olan günün sonunda bulaşmadan çıkması. uzun yıllar baktım, o küçük paketlerin bazısı sürpriz şekilde doğallık hissettiriyor, bazılarıysa kör bir duvar gibi aynı şeyi vadetse de gece çıkmakta bolca direniyor.