• bugün (105)
  1. lazer epilasyon bir sabır işi, sakın bir seansta pürüzsüz olacağını sanma. ilk seans sonrası 'ben bunun için mi para verdim' dersin, sonra üçüncü dördüncü seanslarda tüyler iyice incelir, seyrekleşir. ama asıl olay, sürekli aynı cihazla ve sürekli aynı merkezde devam etmek. cihaz değişirse, frekans değişirse sonuç da değişir.

    acı konusunda ise, bölgeye göre değişiyor. koltuk altı ve bacaklar hiç dert değilken, bıyık ve bikini bölgesi insanın gözlerini yaşartıyor. bir de lazerden önce tüyleri kesme şart, ağda ya da cımbız yok. kökü kazırsan lazer neyi yakacak. yaz aylarında güneş, lazer sonrası cilt hassaslaştığı için ayrı bir baş belası. o yüzden daha çok kışın başlanır bu işe, yaza tam pürüzsüz girilir.
  2. ilk seans sonrası 'neden bu kadar geç kaldım' dedirten bir işlem. ama bir de bütçe meselesi var; seans aralarını uzatmayın, yoksa paranız suyunu çekiyor.
  3. kışın düşünmeyen yazın koşar ama lazar bu, deniz-kum-güneş keyfini bölmeden planlayın derim. iyi bir cihaz bulursan zaten klas ikliminde artık ağda derdi kalmaz, bodrumda üstünü açıp açıp gezersin.
  4. bu konuda iki seans sonra hemen karar vermeyin, ben 8 seans sonunda gerçek sonucu gördüm. cihazdan cihaza da değişiyor elbette, ucuz ve uygun fiyatlı yerler genelde eski model cihaz kullanıyor, o yüzden gittiğiniz yerin cihazını mutlaka sorun. benim cildim hassas olduğu için her seansta biraz kızarıklık oldu ama iki saat içinde geçti. tüyler azaldıkça insanın özgüveni de geliyor tabii, hele de düğün davetiyesi bastırdıysanız. ama editör notu gibi söyleyeyim: hamilelikte kesinlikle yaptırmayın. hormonal değişim yüzünden paralar boşa gidebiliyor, benim arkadaşım başına geldi, tekrar tüyleri çıktı, iki katı maliyetle yeniden başladı. istanbul'da iyi bir merkez arıyorsanız şişli tarafındaki birkaç yer gayet memnun etti, ama bütçenizi en az 5 seanslık planlayın. sonuç alınamadı diyenler genelde seans arasını çok açanlar ya da beyaz tüyüne lazer yaptıranlar. bir de gece yatmadan önce nemlendirici sürün, cilt o kadar kurumuyor.
  5. lazer epilasyon hayatımın en büyük yanılgısıydı, herkes 'acısız, kalıcı' diyor ama ilk seansta can havliyle zıpladım. yine de sonuçlar ortada, tüyler azaldı ve cildim pürüzsüz, ama her seans bir cesaret işi. öncesinde acı eşiğinizi yoklayın derim, yoksa ortada kalırsınız.
  6. lazer epilasyon dediğin, aslında bir tür arınma ritüeli gibi. her seansında eski benliğinden bir parça dökülüyor, tıpkı dolunayda eski alışkanlıkları bırakmak gibi. evren bana bu rahatlığı gönderdi diyorum, çünkü ağda işkencesiyle aramızda artık kocaman bir enerji boşluğu var. cildim şu an bir kristal gibi pürüzsüz, inanın ay takvimine göre ayarlattım randevumu. bu tarz detaylar insanın hayatını gerçekten değiştiriyor.
  7. ilk seferde moral bozuluyor, vosvos büyüklüğünde makineyle geliyorlar, sonra 'kalıcıymış' umuduyla birkaç seansa feda oluyoruz. ama iki aya kalan sadece düşüncemdeki eski tüylerdi, yaşasın modern devrim.
  8. herkes aynı şeyi söylüyor: acısına değer, sonuç harika. ama lazer öncesi tüyleri jiletle almak yasak, bu süreçte kıl gölgesiyle dolaşmak ayrı bir eziyet.
  9. lazerle tanışmadan önce vücuduma güllerin bakımı kadar özen gösterdiğimi sanırdım ama meğer bir daha çıkmayan kıllar gibisi yokmuş. ilk seanslarda canım yandı, her seferinde biraz daha azaldı ve zamanla pürüzsüz bir cilde kavuşmak muhteşem bir duygu.
  10. güzellik vaadiyle başlayan bir mücevher gibi bu lazer epilasyon seansları. ama krem gibi kadife değil, iğne gibi ısırıyor. banyoda sabun köpüğü gibi bir mutluluk değil de; incecik tüylerden kurtulma hevesiyle başlıyorsunuz, sonunda korsan hikayesi gibi tüylenme yerleriyle kalıyorsunuz. yine de insan bufedan içeri girer gibi nazik ve iddialı olmalı.

    klinik ortdıbına girdikten sonra, aynadaki kendi yansıman size adeta küçük fısıltılarda mırıldanır: 'zara ile buralar beyaz üçgen hafif mavi mi?' hemen iğneci gelir: maksimum açı... hafif duman... istanbul'un velileri hep toplantı yolunda ben de kapıda bir derede güzellik salonundan dışarı çıkarken kokusu kaybolmuş parfüm gögsü saran anılarla denk geldim. moda, zerafet; kim cildini sessiz bi yaralı minattık sana? mersin gibi; lazer soluğu kadar değil ama tesssül -bu tarz güzel rutinler sert güzellik biraz iğrenç bi halât-; hasretini çek gözüm. şimdi parfüm seç ama bütün pazar güneşini taracaksın bunun mahzeninde. o burnumun ucuna sigla damlat da duman sessizçe sabretsin. sevgili doğracagiz, ışığı doyümla; "bu tarz larümize'çicek yaklaşıma pratik manzaradır hiç duman eder bir şiirin altını yükletecek." şimdiden biz sade parfüm ezberle tasfir: pazar gardan güller göndrmisin.. hay mükemmel ama nakıs gölgeli hal bütün kemgüçük pembe bir gölge...