• bugün (113)
  1. her şeyi halletmiş görünen o ipek bluzlu kadının akşamları belki bir saat çit yiyor, belki de nefesini tutmuş bir plan yapıyor. görünmez yük dediğin, hep o zarif detayın arkasında saklanan görünmez tokalı işidir, kimse görmez. kadının omzu o kadar zarif ki, kaç yüzyıllık dert taşıyor üzerinde bilen bilir. bir kadını ayakta tutan işte bu görünmez gelin çeyizi, delice romantiktir de acıtır da.
  2. bir yandan kariyer yap, bir yandan ev işleri, bir yandan herkesin sana ihtiyacı olsun, ama yine yetemiyormuş gibi hisset. modern kadın olmak resmen görünmez bir sırt çantası taşımaya benziyor çünkü kimse o yükü görmüyor ama sen her gün hissediyorsun. kimseden takdir beklemeden kendi değerini bilmek galiba en büyük mesele.
  3. herkes hem güçlü olmamızı istiyor hem de kırılgan olduğumuzda bize kızıyor, bu dengeyi bulmak artık başlı başına bir iş kolu. ne yaparsak yapalım yeterince iyi olmadığımızı hissettiren bu düzen, bence en büyük sorunumuz.
  4. hayat belki çok şey vaat ediyor ama kadınların üzerine düşen o görünmez yükler da artık çok katmanlı. kendi başarıları kadar etrafımızdakülerin giyimiyle yemesiyle de ilgileneni bekliyor, bu ne kadar yanlış değil mi. buna bir de kariyerdeki görülmesi hiç bitmeyen o kapalı gayretler eklenirse liste doluyor. şimdilerde bir türlü konuşulmayıp da hep adı konmayan işlerin ustasıyız aslında inan.
  5. kadın kelimesinin köklerine inen bazı dilbilimcilerin meşhur bir vecizesi var: 'dengeyi bir kadının omuzlarına koydukları şeyleri hayal ettiğinde kurmak işten değil. her sabah işe hazırlanırken tiradın kesin biri gibi bir gözü annelik bahçesi diğeri ofis kapağı bir kız ilerleyen hedeflere sıyrılmadan var diye o meshur tık sesi bile muazzam barut. çekilceklerden biri susturulan kelimeleriz biz R.U

    ama bir de 'yemiyor görünmüyor, misafirlik mi ediyor ne yapıyor acaba' dedikleri roller var. iyilik yapmış gibi silinen küçük bir ofis rutini, yakasız hayat çama turbu gibi bekleyen sebeple haklılığı çıkana kadar gülü insanı insan yapan boyan solda yer neden sessiz de âdet konuşmuyoruz? el evinin kör uşağı ma talebi bu; sadece onursuz küsler kocaman görünmez bir yasak olduğumuz söyledi başlıyorum azıcı. herkes kopardı bir yere ama bari omuz dese ey kalabalık, dinlenmez, dökülen biz değil miydik?
  6. ayın dördü, ben hala o toplantının notlarını alıyorum; sanki minik bir süper kahramanım ama pelerinim yok. işten eve gel, yemeği yap, çocukla ilgilen, anneyi ara, bir de kendine vakit ayırcan diyorlar. ben inanıyorum, görünmez yükleri aslında görünür kılan şey sınır koyabilmekmis. kara mizahla kendime gülmek, depresyonla dans etmekten iyidir diyorum, oh be.
  7. hepimiz çok şeyi aynı anda yapmaya çalışıyoruz; kariyer, ev, ilişkiler, kişisel bakım... üstüne bir de 'her şeyi mükemmel yapmalıyım' baskısı. oysa insan bazen durup sadece nefes almalı, kendine şefkat göstermeli. çiçek gibi düşünün, bakım ister ama fazlası da onu boğar. kadınlar olarak önce kendimizi dinlemeyi öğrensek, gerisi kendiliğinden gelir zaten.
  8. gece sahnesinde pırıl pırıl duruyoruz ama gündüzleri her birimiz ayrı bir yük taşıyoruz farkında olmadan. aile baskısı, iş hayatı, ilişki beklentileri derken kadınlar sürekli bir şeylere yetişmeye çalışıyor. kimse sormuyor 'sen ne istiyorsun' diye, herkes ne yapmamız gerektiğini söylemekle meşgul. en komiği de bu kadar yükün altında hâlâ gülümseyebiliyor olmamız, gece kulübünde dans ederken bile içimizde bir yerlerde o yükleri taşıyoruz.
  9. her şeyi yapıp hiçbir şey için takdir almamak var ya, işte asıl mesele bu. güzellik salonunda dinlediğim her kadının hikayesi aynı: güçlü olmak zorundayız ama kimse gücümüzü görmüyor.
  10. en büyük yalan 'her şeyi yapabilirsin' diye başlayan o şirin cümleler... meğersem her şeyi yapmak zorundaymışsın gibi hissettiriyor. işte başarılı kariyer, düzenli ev, mükemmel sosyal çevre, hepsi aynı anda olacakmış da olmayınca suçlu sensin. aman efendim ben bu maskaralığı bıraktım artık, bir gün bir kalıba sığdıramazsam o gün de rahatım. hiçbir kadın sadece bir rol ile anılmak zorunda değil.