• bugün (101)
  1. kremlerin ambalajına bakınca bacaklarımızı pürüzsüz göstereceklerine yemin ediyorlar ama inanın sadece cüzdanımızı inceltiyorlar. ayol biz de her sabah sürüp mucize bekliyoruz, sonra aynaya bakıp 'bu mu yani' diyoruz.
  2. kozmetik sektörünün en büyük pazarlama başarılarından biri, insanların umudunu şişeye doldurup satmak. kremlerin yaptığı tek şey cildi birkaç saat nemlendirip pürüzsüz göstermek; asıl çözüm spor ve beslenme ama bunu duymak kimsenin işine gelmiyor.
  3. kremlerin üzerindeki vaatler cazip ama tek başına hiçbir şey yapmıyor, içlerindeki kafein dokuyu geçici sıkılaştırabilir ama kalıcı çözüm değil. asıl farkı düzenli hareket, su tüketimi ve kan dolaşımını hızlandıran masaj yapıyor, krem bu ritüelin güzel kokulu bir parçası olmaktan öteye gitmiyor. yine de sürmek iyi hissettiriyor, illa bir şey alacaksanız soğuk etkili formülleri deneyin.
  4. selülit kremi alıp da üç günde mucize bekleyenler, buraya buyursun. beynimizdeki o 'kremi sür, selülitler buharlaşsın' sahnesi maalesef gerçekleşmiyor. kremlerin çoğu, içindeki kafeinle cildi bir anlığına sıkılaştırıp şişkinliği azaltıyor ama kalıcı çözüm kesinlikle değil.

    düzenli kullanım, spor ve bol su olmadan hiçbir şey yapmıyor. yani krem sürmek, pastanın üstüne çilek koymak gibi; pastan yoksa çilek tek başına tatlı olmuyor. ama yine de sürmek keyifli, biraz da olsa kendini iyi hissettiriyor. Bu tarz krem sürüp yatmak ile Bu tarz spor yapmamak birleşince sonuç değişmiyor, sadece cebimiz hafifliyor.
  5. selülit kremi alırken hepimiz bir umutla alıyoruz değil mi? o kavanozun içinde mucize var sanıyoruz. yok arkadaşlar, yok. ben sürdüm, sürdüm, masaj yaptım, o soğuk yapanlardan bile aldım. sonuç mu? hiçbir şey. selülit, vücudun yapısı ve genetikle ilgili, kremle çözülmüyor. ama şunu itiraf edeyim, sürmek bana iyi hissettiriyor. dokunmak, kendime vakit ayırmak iyi geliyor.

    belki de asıl mesele ciltteki görüntüyü tamamen yok etmek değil, kabullenip kendiyle barışık olmak. şu hayatta herkesin bir derdi var, bazılarımızınki de selülit. krem bitince yenisini alır mıyım, bilmiyorum ama sürmenin verdiği ritüel hissi güzel bir şey.
  6. pazarlama bundan iyi bilir, hoşluk hissi bir kremin içeriğinde değil ama yutulan ilandaki doku cüzdanın derininde duruyor. piyasadaki onca seçenekten kaçış vicdanen karışıma çalan şeyler ve gözle görülen de iki haftalık reklam konusu ile kopup süphiyor uzun vadede asıl is ateşten geçmeyen ciklet haline dönmek ve akışlarına uymak kaynaklars akar dengeyle.

    Zaten emik bir kullanıcı üçün yararından çok kafadaki etikete takılı; bremden bakınca kalıcı başarı baştan ‘yok’ demektir, geri kalan bir dilek olduğunu samimiyettes bilirim.
  7. dürüst olalım, kavanozun üzerindeki fite mea tanrıçası olsa da içindekileri okuyunca kahve telvesi ve gliserin görüyorsunuz. selülit aslında bağ dokusu meselesi, kremle yüzeyi sıkılaştırmak biraz pamuk şekerle diyet yapmaya benziyor. ama şöyle bir gerçek var: masaj yaparak sürünce kan dolaşımı hızlanıyor, birkaç hafta cilt daha pürüzsüz görünüyor. illa ki bir mucize beklemeyin, ama kendinize kafeinli kahve çekirdeği sürmüşken ev halkını da şaşırtmış oluyorsunuz. koskoca bir placebo ile mutlu olmak da var; bence bu aralar en çok öyle kullanıyoruz zaten.
  8. selülit kreminin işe yaraması için önce o kremi fırça gibi değil, düzenli sürmek lazım. banyo sonrası beş dakika masaj yapmak bile kremden etkili galiba ama insan yine de umutlanıyor.
  9. vallahi canım, ben de çok merak ediyorum bu konuyu. ama sanırım hiçbir kremin mucize etkisi yok, düzenli kullanım ve sağlıklı beslenme her şeyden önemli. yine de denemekten zarar gelmez değil mi.
  10. kısa cevap: vücudunuzu sevin ama mutfağa ve spor salonuna da uğrayın efendim. kremlerin içindeki kafein bileşeni geçici olarak cildi sıkılaştırabiliyor, suyunu atıyor ama yağ hücrelerinin o çukurlu görüntüsü sabahına geri dönüyor. ben kendi adıma denedim; işe yarayan tek şey düzenli nemlendirmek ve canımın çektiği saatlerde o kurabiyeye dua etmek. bu ikilemde maske değil ayna esas sahne, kimse inkâr etmesin.