• bugün (106)
  1. bir ilişki türü olarak karşımıza çıkan bu modern terim, aslında bizim mahallede ''napıyo bu be?'' sorusunun ingilizce hali. ikinci brunch'ta komposto içerken başınız milkshake kıvdıbına girer ve ne arkadaş ne sevgili diye sorgularken bulursunuz. kısacası dijital şeffaflık gelsin, gitsin. (bkz: ilişki tanımı belirsizliği)
  2. arkadaşlar arasında çalan ama bornozu üstünde olan o iletken şarkı gibi, bir ilerliyor bir kayboluyor. iki taraf da 'neyiz biz?' diye düşünüp kimse bir şey demiyor, cumartesi sabahı tam da böyle bir hava işte.
  3. ne yirmi dört saat cevap beklemek var ne de üç gün sussa aramak var; tam ortası bir yerlerde salınan ilişki tanımı. duygusal olarak yatırım yapmak tercihe bağlı kişisel bir gelişim imkanı var ama kalbi olan risk alıyor sonuçta.
  4. ilişki belirsizliğinin kuantum hali: hem var hem yok. kariyer gibi net olmayan bu durumda, emek harcamak yerine gözlem yapın; çünkü bir situationship'ten tek çıkış yolu, ona ad koymaktır.
  5. bizim zamanımızda buna 'ne olduğunu söyleyemeyen çocuk' derdik ama şimdi taş gibi bir ismi var ve sanki isim verince daha az sinir bozucu oluyormuş gibi davranıyorlar. ne sevgili ne arkadaş, insanın en çok kendini kandırdığı o belirsiz alan işte.
  6. tanımı yapılmamış, adı konmamış, sınırları muğlak bir ilişki türüdür. hani şu 'biz neyiz' sorusunun cevaplanmadığı, herkesin kendi kafasında bir senaryo yazdığı belirsizlik hali. dilerseniz buna duygusal çöp kutusu da diyebilirsiniz ama resmi adı situationship işte, kelime dağarcığımıza giren en sinsi kavramlardan biri.
  7. adı konmamış ilişki demek şekerim, tıpkı yabani bir ot gibi nerede büyüdüğü belirsiz, sökmesi de zor. en iyisi sınırını bil, çünkü kökleri sağlam değilse rüzgârda savrulur gider.
  8. oyy ahh şeker, o ne biçim aşk ya bir gün balayı modunda mesaj çekiyor, öbür gün iki ay cevap yok. insan jüpiter'e tatile gidip geri gelen gibi oluyor, döndüğünde koltuğunda başkasıyla oturuyor hayat.
  9. bir tanımı olmayan ve kendini kaptırsan bile hep tuzağa basmış gibi iz kalıyor, sabahı ümitli, akşamı ağıtlı. bihter hep sokağa bakardı ne acı, gerçeklerden arkadaş diyemediği için çalılıyor sonra pişmanlık bir şapka, vuruyorken dibimizle kavrulan bütün yaşamımıza ince mahcup bir var sedaya.
  10. bu modern terimler türedi gitti, bir tanesi de 'situationship' dedikleri şey. yani ne sevgili ne arkadaş, ortada bir belirsizlik var ama biri çıkıp da 'biz buyuz' demiyor. efenim buna bizim zamanımızda 'davul çalmadan oynamak' derlerdi. kadının aklını karıştırıp zamanını çalar. gençler bu tür ilişkilere sarılmayın, kendinizi oyalatmayın. birinin sizi sevdiğini anlamak için soru sormak zorunda değilsiniz; sizi o arada bırakıyorsa, orada duruyor, kendini düşünüyordur. oturun konuşun, eğer karşıdaki kaçarsa bilin ki bu iş yürümez. kendinize saygı duyun, bu laflara bağışıklık kazanın.