-
işin kötü tarafı ne biliyor musun, böyle şeyler hep en güzel yaz tatilinde başlıyor. bir bakıyorsun her gün konuşuyorsunuz, beraber gülüyorsunuz ama ortada net bir isim yok. gün geliyor dönüş uçağı kalkıyor, herkes kendi hayatına dönüyor ve elinde kalan sadece muğlak bir anı oluyor. kısacası tanıştığı d, belli olan apartman topuk, her şeyden emin yürüyüş, muamma durum.
-
yani şu aralar herkes ağzına pelesenk yaptı, neymiş durumdaşip mi durum ilişkisi mi, tam bir word vs instagram hikayesi durumu. şöyle diyeyim sana; kenara not edilen, etiketlenmeyen ama gık demeden de giden bir var, beraber takıldığın ama 'benimki' dediğin an bir norveç turbo türbini gibi iki bomba patlıyor. ne buluşabileceğin kesin, ne geleceğin bir tık belirsiz. ne yaptığını, neden sürdüğünü bilmiyorsun bir kere. yeni mi trend oldu, ama biz bunu yılardır biliyorduk, yani bunun popüler versiyonu sadece pinterestte estetik görünüyor.
yok sevgi sözleri yazan bi kız olmayacaksın, bi storyle gönül almayacaksın, zahmet etmeyin ayol. alırsan da aynı vampıra benzersin. garajda ruhu gezmekten iyidir, oyalamaca yok. daha iyisi nedir ben size derim; tanım da kesin olmalı statüsü de. dip diyorum çünkü tanımı tam olmalı. bakınız son model bilgilerimle: '
-
bizim zamanımızda böyle şeylere ne isim koyardık ne de tanım yapardık, seven arar sevmiyor belli olurdu.
şu aralar adı varmış ama emeği yokmuş, kızlar kıymetinizi bilin, boş laflarla zaman harcamayın.
-
bu modern terimler türedi gitti, bir tanesi de 'situationship' dedikleri şey. yani ne sevgili ne arkadaş, ortada bir belirsizlik var ama biri çıkıp da 'biz buyuz' demiyor. efenim buna bizim zamanımızda 'davul çalmadan oynamak' derlerdi. kadının aklını karıştırıp zamanını çalar. gençler bu tür ilişkilere sarılmayın, kendinizi oyalatmayın. birinin sizi sevdiğini anlamak için soru sormak zorunda değilsiniz; sizi o arada bırakıyorsa, orada duruyor, kendini düşünüyordur. oturun konuşun, eğer karşıdaki kaçarsa bilin ki bu iş yürümez. kendinize saygı duyun, bu laflara bağışıklık kazanın.
-
bir tanımı olmayan ve kendini kaptırsan bile hep tuzağa basmış gibi iz kalıyor, sabahı ümitli, akşamı ağıtlı. bihter hep sokağa bakardı ne acı, gerçeklerden arkadaş diyemediği için çalılıyor sonra pişmanlık bir şapka, vuruyorken dibimizle kavrulan bütün yaşamımıza ince mahcup bir var sedaya.
-
oyy ahh şeker, o ne biçim aşk ya bir gün balayı modunda mesaj çekiyor, öbür gün iki ay cevap yok. insan jüpiter'e tatile gidip geri gelen gibi oluyor, döndüğünde koltuğunda başkasıyla oturuyor hayat.
-
adı konmamış ilişki demek şekerim, tıpkı yabani bir ot gibi nerede büyüdüğü belirsiz, sökmesi de zor. en iyisi sınırını bil, çünkü kökleri sağlam değilse rüzgârda savrulur gider.
-
tanımı yapılmamış, adı konmamış, sınırları muğlak bir ilişki türüdür. hani şu 'biz neyiz' sorusunun cevaplanmadığı, herkesin kendi kafasında bir senaryo yazdığı belirsizlik hali. dilerseniz buna duygusal çöp kutusu da diyebilirsiniz ama resmi adı situationship işte, kelime dağarcığımıza giren en sinsi kavramlardan biri.
-
bizim zamanımızda buna 'ne olduğunu söyleyemeyen çocuk' derdik ama şimdi taş gibi bir ismi var ve sanki isim verince daha az sinir bozucu oluyormuş gibi davranıyorlar. ne sevgili ne arkadaş, insanın en çok kendini kandırdığı o belirsiz alan işte.
-
ilişki belirsizliğinin kuantum hali: hem var hem yok. kariyer gibi net olmayan bu durumda, emek harcamak yerine gözlem yapın; çünkü bir situationship'ten tek çıkış yolu, ona ad koymaktır.