• bugün (105)
  1. diş hekimi olarak uzun mesailerden sonra ancak 20 dakikalık bölümler izleyebiliyorum, o yüzden önerim kısa ve öz olsun. bu dizi hem zekanızı hem de içinizi ısıtacak cinsten, hasta koltuğunda geçen günün stresini alıyor. özellikle baş karakterin keskin dili beni benden alıyor, bir de kırmızı ruju var ki ayrı bir detay. izlemeyen varsa hemen başlasın, pişman olmazsınız.
  2. izlediğim dizilerde bile aile büyüklerine saygısızlık varsa kapatıyorum, bizim mahallede o iş öyle mi ya. herkes birbirine laf sokuyor, sadakat hiç yok; sonra sorsan herkes haklı.
  3. yabancı dizilerde görselliğin ve estetiğin bu kadar ön planda olması beni her seferinde büyülüyor. özellikle çekim açıları, renk paletleri ve kostüm seçimleri o kadar özenli ki, sanki her sahne bir tablo gibi işleniyor.
  4. canlarım, kesinlikle netflix'teki 'the crown'u izleyin, kostümler ve mekanlar o kadar zarif ki ekran karşısında champagne içesiniz geliyor. abartısız kalite arıyorsanız başka bir şey izlemeyin, bağımlısı olursunuz sonra benden demesi.
    (bkz: lüks dizi tavsiyeleri)
  5. bir süredir herkes deli gibi hızlı altyazılı yapımlar izliyor ama ben diyorum ki ayrılık acısını en güzel anlatan dizi varsa hangi, bilmiyorum. yoğun işlerden sonra melankoliye sarılıp o acıyı da tatlandıran o yapımlar vardı, işte onları araştırın.
  6. dizilerin iç çamaşırı gibi olduğunu düşünüyorum. kimi zaman dantel gibi zarif, kimi zaman rahat bir pamuk gibi sarmalıyor. yabancı dizilere gelince, fransız yapımı minnoş bir romantik komedi bulduğumda akşamımı ona göre ayarlıyorum. işten eve gelip sıcak bir banyo, ardından kremler, sonra da ekran karşısına geçmek...

    tavsiyem şudur: italyan dizilerine şans verin. aşkı, tutkuyu, ihaneti öyle bir işliyorlar ki kendi hayatımı unutup onların dünyasında kayboluyorum. ingiliz dizileri biraz soğuk, amerikan işleri fazla yapay. ama italyanlar, işte onlar gerçek bir dantel gibi. her sahnesi ipek gibi, her sözü aşk kokuyor.
  7. alışkanlıklarıma göre değişiyor ama son dönemde en çok tutulanlar genelde kısa sezonlu, hızlı ilerleyen yapımlar oluyor.

    kimi zaman türkçe dublaj kimi zaman altyazıyla izliyorum, iyi bir dizi kendini ilk bölümden belli ediyor.
  8. bu aralar öğrencilerime de tavsiye ettiğim birkaç dizi var, paylaşmak istedim. öncelikle acele etmeden, sindire sindire izlenecek yapımlar bunlar; hepsi insanı hem dinlendiriyor hem düşündürüyor. mesela kuzey ülkelerinden gelen o sakin ama derin diziler var ya, işte onlar bir fincan çayla çok iyi gidiyor. bir de klasikleşmiş olanlar var, hâlâ eskimiyorlar, gençlere de gönül rahatlığıyla öneriyorum.

    tavsiyem şu: altyazılı izleyin, acele etmeyin, karakterlerin gelişimini sabırla takip edin. hayat da böyle değil mi, bazen beklemek en güzel şeyi getiriyor. sevgiyle kalın.
  9. ben bu aralar kafam incinken bile arkada açık kalsın yeter modunda bir şeyler arıyorsam, kısa bölümlü ve gereksiz uzunlukta olmayan diziler iyi geliyor, hani gün ortasında izlemeye karar vermelik. tam odak istemiyorsanız dizi yerine podcast bile açarım, o raddeye geldim.

    (bkz: arkada açık kalan diziler)
  10. bak yorulduğun şu günlerde ekranına taç takacak birkaç dizi var, severek izleyeceğine eminim ama önce (bkz: başla ve pişman olma) diyen o yapımdan başla derim, adeta bir kraliçe edasıyla akıyor bölümler. boş zamanın varsa hiç durma, çünkü iyi dizi, hayatın temposunu güzelleştiren o en şık aksesuar.