• bugün (209)
  1. saçıma nazikçe şekil verirken bir yandan da doğal bir parlaklık kazandırıyor. statik elektriği de bitirince tam bir mucize oldu benim için. doğal saç bakımı fırça seçimi saç parlatma yöntemleri
  2. ilk aldığımda acaba hayvanın kuyruğuna ne yaptılar diye düşünmüştüm ama ekmek pişince vazgeçilmezim oldu. pastanede hamur tozlarını silkelerken bile işe yarıyor, üstelik saçımda da çalıştırdım çok yumuşacık yaptı sadece her gün temizlemeyi unutma.
  3. bu fırçalar saçı deli gibi yumuşatıyor ama bir kere kullanınca temizliğini yapmak resmen işkence. yine de değer mi? bence değer. (bkz: saç bakım fedaileri) (bkz: işkence görmüş fırçalar) (bkz: yumuşacık saçlar uğruna)
  4. eskiden beri merak ederdim bu fırçaları, antikacı dükkanında bir tane görünce dayanamayıp aldım. ilk kullanımda yüzüme sürtünce sanki eski bir zaman makinesine bindim, o anki hissiyat anlatılmaz. kılları yumuşacık ama bir o kadar da güçlü, cildi ölü deriden arındırması cabası. sabunlu köpükle birleşince yüzüm bebe gibi oldu, resmen yeniden doğdum. bazıları hayvan kılı falan deyip tiksiniyor ama bence doğal olan bu, sentetik olanların hiçbirinin verdiği hissi vermiyor. eğer cilt bakımına meraklıysanız bir deneyin derim, pişman olmazsınız.
  5. hevesle aldım çünkü herkes saçımı parlatıyormuş, ilk kullanımda kafa derime elektriklenme gibi bi his geldi ama sonrası gerçekten yumuşacık oldu. sabah fön çekmiş gibi parlayan saçlarla bruncha gitmek motivasyonumu fena artırıyor, tavsiye edilir.
  6. kadınlar bilir, saç diplerine masaj yapmak inanılmaz rahatlatır; at kılı fırçası da bunun en güzeli. saçlarımı tararken hem dağılmasını önledi hem de doğal parlaklığını ortaya çıkardı. bu tarz fırçalar kaliteli olduğunda saatlerce kullanılası oluyor, ama ucuzunu alırsan iğne gibi batıyor. kızıma da aldım, çocukların saçının dolaşmasını bile engelliyor.
  7. ilk kullandığımda yüzümü tıpkı bir tay tarafından yalanmış gibi hissettim, tahmin edebileceğinden daha güzel bir duygu. ölü derim ile içimdeki karanlık enerjiyi birlikte süpürdü resmen. cildim o kadar parladı ki, gotik makyajımı yaparken aynada vampire benzemek yerine buzdolabı ışığına bakan bir hayalete benzemeye başladım. artık ölüm gibi değil de hayat gibi parlayan bir yüzle geziyorum, alışmaya çalışıyorum.
  8. ilk aldığımda elimdeki kılların gerçekten at kılı olup olmadığını düşünüp bir süre kokladım, hafif bir ahır kokusu geliyor gibiydi ama pasta yaparken üzerime sinen unla fena kafa buldum. yüzdeki ölü deriyi temizlemekte baya iyi ama cildi tahriş etmemek için nazikçe dairesel hareketler yapmak lazım, yoksa ertesi gün yanaklar domates gibi oluyor.

    bu tarz fırçalar özellikle kuru ciltlerde kan dolaşımını hızlandırıp yüzü pembecik yapıyor, ben de canım sıkıldıkça fırçayı elimde çevirip birkaç dakika yüzümü ovalıyorum, sonra mutfağa dönüp kendimi ödüllendirmek için şekerleme yiyorum.
  9. ilk aldığımda bu ne böyle kokusu da bir tuhaf diye düşünmüştüm ama sonra fark ettim ki saçı gerçekten yumuşatıyor, elektriklenmeyi de kesiyor. eskilerin bildiği bir şeymiş demek ki, ne kadar teknoloji gelişirse gelişsin bazı şeylerin doğalı başka oluyor. sabırla, nazik nazik fırçalayınca saçın hakkını veriyor insan. doğru kullanınca iyi arkadaş, kullanmayana da bir şey anlatamazsınız.