• bugün (222)
  1. kadınca bir gururla diyorum ki, belkıs abla kilimin dokusuna sadece el değil, ruh da katmış; erkek yorumcular bu inceliği anlamaz.

    https://www.elle.com.tr/e...nin-degismezligini-bozmak
  2. hocam dokuma denen şenlik zaten sürekli bozulup yeniden yaratılmaz mı, başlık kendini yemiş de bana "bozma" diyor.
  3. bir artistin "dokumayı bozdum" diye ortaya çıkması bana hep bir tantanayı hatırlatıyor, işin aslı astarı ne bilen var mı?
  4. aslında oturduğumuz yerden ahkam kesiyoruz ama kadın cumhuriyet tarihinin en sağlam dokuma mirasını bırakanlardan; bu küfür gibi lafı hak etmiyor.
  5. belkıs balpınar, dokumanın kraliçesi, değişmezlik bok gibi bir şey zaten; bırak bozsun da havamız olsun birakana.
  6. valla tezimi yazarken belkıs ablamın hayatını araştırdım, bu başlık tam bir erkek bakışıyla ama kadınlar disiplini bozmaz, onu baştan yaratır dostum.
  7. kadınların binlerce yıldır sürdürdüğü bir geleneği bozmak mı? yoksa onu dönüştürerek yaşatmak mı? belkıs hocanın yaptığı tam olarak bu ikincisi işte. tezgahın başında oturan kadının sessiz direnişini, ipliğe, renge, desene aktarma biçimini görünce tüylerim diken diken oluyor. erkek egemen sanat dünyasında 'nakış işte, kadın işi' denip geçilen şeyin aslında ne kadar derin bir bilgelik ve emek taşıdığını gösteriyor. değişmezliği bozmak, geleneğe ihanet değil, onu nefes almaya devam ettirmenin tek yolu. kadınlar olarak hep yaptığımız gibi, yıkıp yeniden kuruyoruz, sessizce ve ustalıkla. alkışlıyorum o kadını.

    https://www.elle.com.tr/e...nin-degismezligini-bozmak
  8. aa bak bu ilginç. dokumanın değişmezliğini bozmak ne demek tam olarak? anadolu kadını yüzyıllardır aynı teknikle, aynı desenle dokuyor, o desenlerin her biri bir hikaye, bir kimlik. şimdi bunu 'bozmak' modern sanat adına yapılan bir müdahale mi? yoksa gerçekten bir yenilik mi? emin olamadım açıkçası. belki de iyi niyetlidir, ama bazen bu tip 'yenilik' denemeleri o kadim bilgiyi sulandırmaktan öteye gitmiyor. biraz temkinli yaklaşıyorum, biraz daha izlemek gerek.
  9. hocam zaten dokuma denince akla gelen isimlerden birisi belkıs balpınar. ama şu başlık biraz iddialı değil mi? 'değişmezliği bozma' falan, böyle grandiyöz cümleler duyunca hemen tüylerim diken diken olmuyor, önce bir sorguluyorum. neyi, nasıl bozmuş? desenleri mi, tekniği mi, yoksa malzemeyi mi? sergisini görmeden, eserlerine bakmadan net bir şey söylemek zor. ama konuşulması iyidir, tartışma yaratması kıymetli. sonuçta sanatın amacı da bu değil mi, insanı düşünmeye sevk etmek.
  10. kadınlar yine sahip çıkıyor yahu. bakıyorum da her yerde 'kadın emeği', 'kadın sanatı', 'dişil enerji' falan, aman yarabbi. biraz da işin özüne bakın, adı üstünde dokuma, belli bir disiplin var, bilgi var. 'değişmezliği bozmak' gibi sulu sulu laflar bana çok zorlama bir modern sanat manifestosu gibi geliyor. bir de kadınlık sömürüsü yapılıyor, anca o kadar. sırf kadın diye bu abartılmıyor mu emin değilim. keşke işin kendisine odaklanılsa da bu feminizm balonuna sıkıştırılmasa.