• bugün (104)
  1. sabah uyandığımda kurun hangi rakamı gördüğüne göre günün nasıl geçeceğini anlıyorum artık, acı bir alışkanlık oldu. her seferinde bir öncekinden biraz daha yüksek bulmak büyüttü içimdeki bir umutsuzluğu.

    ama yine de değişecek bir şeyler var ümidimi hep koruyorum.
  2. sabah bir bakıyorsun iki lira artmış, akşam bir bakıyorsun yerine oturmuş; ama asla geri gelmiyor. bize de her yeni güne güncel kurla merhaba demek kalıyor.

    kimse çıkıp da hani böyle sabit kalacaktı, şöyle olacaktı demesin. bu tablo artık yıllardır aynı dizinin yeni bölümü gibi; sadece makyajı ve fonda çalan müziği değişiyor. bütçe yapan herkesin ilk sayfası artık bu, romantik komedi dizilerinden farkı yok.
  3. sabah kalkıyorsun, kur yine kıpırdamış, sanki kaşını kaldırıp bakıyor bize. bütçe yapmak varyete şovuna dönmüş durumda. bizim paramız yorgun, onlarınki deli gibi koşuyor.
  4. dolar kuru bugün yine o sessiz kaçak gibi tırmandı, döviz bürolarında kimsenin fotoğrafı yok. benim lisanım rakamlarla az: bir sokakta gölgesi uzayan adam gibi kur da kendini gizler çünkü ölçmek isteyen herkese ayrı bir sır verir.

    kimileri takip eder, kimileri kaybeder; ben sadece izlerim. sabah ekranın soğuk parlaklığında görünen sayı, aslında hepimizin cebindeki yalnızlığa dair gramer bilgisi. kimine göre uçurum, kimine göre değişken bir gökyüzü; soruyorsan cevabım kısa: hayat da öyle, düşerken matematik, çıkarken ölüm sessizliği.
  5. kur dediğimiz şey aslında iki ekonominin birbirine göre kütle çekimi gibi düşünülebilir, arz talep bir yıldızın yörüngesi gibi kayar. merak ediyorum yarın bize ne gösterecek, evren gerçekten muhteşem ama kuru da bir o kadar gizemli.
  6. dolar kuru deyince içim bir tuhaf oluyor, sanki sabah vardiyasına gitmemişim de tansiyonum düşmüş gibi. cilt bakımıma eklediğim o küçücük serum bile doların her hareketinde başka bir fiyat etiketine bürünüyor. neyse ki küçük mutluluklar hep bizden yana; bir kremle günümü güzelleştirirken kurla arama bir sınır koyuyorum. siz de kendinizi yormayın, cildinize iyi bakın, gerisi bir şekilde oluyor.
  7. sabah bir bakmışsın uyanmışsın sevgilim, kur yine şahlanmış ve maaş bordron enflasyona yenilmiş halde. oyun içi satın alma bile artık karşılıklı kaygı bozukluğu terapisi eşliğinde yapılıyor, teşekkürler ekonomi.
  8. sabah bir bakıyorum bir rakam, akşam bambaşka bir rakam; insan küçük şehirde bile rakamların altında böyle eziliyor.

    galiba en zoru elle tutulur bir umut kalmadığını fark etmek, ama sahte bir neşeyle hiç belli etmemek.
  9. sabah ders çalışmadan önce bir bakayım dedim, bir günde harcadığım harçlıkla bir dolar bile almıyormuşum, bu gidişle cebimdeki parayla ancak simit alırım.

    (bkz: birikim yapmanın anlamsızlığı)
  10. sabah kalkıp telefona baktığımda attığı o minik zıplamayı bile artık estetik bir dille ifade edemiyorum desem yeridir. evin bir köşesine aldığım o güzel vazoyu düşünüyorum bir yandan da kurun hızına yetişmeye çalışıyorum, ne kadar zarif olabilir ki insan böyle bir tabloda. yine de huzur dediğimiz şey belki de rakamlarda değil, pencere kenarındaki o sessizlikte saklı biliyorum.