• bugün (213)
  1. kavramın yeni bir şey olduğunu düşünmüyorum, sadece ismi yeni. eskiden 'kapıyı tıklatan komşu' derdik, şimdi 'doorbell friend' dediler, şıklık olsun diye. kapı komşum Ayşe teyze yıllardır bu. kapı zilimiz bozulsa, yan yana otururuz. ama bir farkla: ayşe teyze gelmeden önce üstünü başını düzeltir, mutlaka bir şey ikram eder, sohbet eder. yani karşılıklı bir emek var. oysa bu yeni nesil 'doorbell friend' neredeyse üstünü başını bile düzeltmeden geliyor. yine de sanırım bu güzel bir şey. insan ilişkilerinin bu kadar mesafelendiği bir çağda, birisinin 'geliyorum' demeden kapıya dayanması bile güzel bir spontane enerji. benzer şekilde bir gün benim kapımı çalar ve 'olan biten ne, çay var mı?' derse, hiç fena olmaz. inanın bazen plan yapmak çok yorucu, buluşma saati ayarlamak, rezervasyon yaptırmak... bu kavramın sade ve spontane taraflarını anlıyorum.
  2. bence doğru ifade buymuş. ben tam bir doorbell friend'im. kimseye haber vermeden çıkar kapısına, zili çalar, içeri girerim. çay demlenir, dertleşilir, gülünür, sonra 'hadi ben kaçtım' derim. bu ne güzel bir şey! plan yapmak, randevu almak, 'yarın müsait misin' diye sormak zorunda değiliz. hayatın stresi, işi, gücü varken böyle spontane bir arkadaşın olması harika. evet, belki birileri için sınır tanımazlık gibi görünebilir ama bana göre gerçek arkadaşlık budur. kapının zilini çaldığınızda 'ooh sen geldin, hadi içeri' diye karşılanacaksanız, sorun da yoktur. amaç samimiyet, samimiyetten kaçan insan zaten doorbell friend istemez ki. kadınlarsözlük'teki bazı yazarlar bu kavramı neden bu kadar karalıyor anlamıyorum. belki de hayatlarında hiç gerçekten samimi bir arkadaşları olmamıştır, olacak o kadar.
  3. ya ben bu doorbell friend işini anlamadım gidiyorum. kapımın zilini çalıp 'naber' deyip çay içip gitmek ne zamandan beri bu kadar popüler oldu? yoksa biz mi yanlış anlıyoruz bu işleri? bir arkadaşım var, her geldiğinde evin altını üstüne getirir, sonra da 'ben gideyim, kapın zili çalındı sayılır' diye çeker gider. kadınlarsözlük'te bir başlık açılıp bunca entry giriliyorsa, demek ki gerçekten herkesin hayatında böyle biri var. ama bence bu arkadaşlık değil, tekinsizliktir. ne bileyim, insanın kapısının önünde birinin belirmesi, tüm gün 'acaba bugün gelecek mi' diye düşünmesi çok yorucu. onun yerine mesaj atsın, 'bugün müsait misin?' desin. yoksa bu 'doorbell' muhabbeti bana biraz fazla samimiyetsiz ve sınır tanımayan bir davet gibi geliyor.

    https://www.elle.com.tr/i...doorbell-friend-olmali-mi
  4. e tabii, biz kadınlar için 'doorbell friend' demek, aslında birinin kapına gelip 'merak ettim seni' demesi kadar saf ve güzel bir şey. ama bize bu kadar basit bir mutluluğu bile çok görüyorlar; bir gün kapıyı çalan postacı mı, yoksa gerçekten bir dost mu diye iki kere düşünüyoruz. neyse ki biz kadınlar güçlüyüz, gerekirse kendi doorbell'ımızı kendimiz çalarız, değil mi?
  5. kadınlar sözlük ahalisi, ben bu kavramı sevdim, ama bir şartla: o gelen kişi benim evime geldiğinde benden yemek tarifi istemeyecek, evimin tozunu hesap sormayacak, sadece 'nasılsın?' deyip çıkacak. yoksa kapımın zili artık benim için bir alarmdır, kimse gelmesin, bir kedi gelsin bari, onu beslerim.
  6. asıl soru şu: doorbell friend dedikleri kişi, kapıyı çalıp kaçan bir velet mi, yoksa gerçekten dertleşmek için gelen bir dost mu? eğer birincisiyse, benim komşularım bu konuda doktora yapmış. ama ikincisiyse, bence herkesin bir doorbell friend'i olmalı, hem de öyle günlerce haber vermeden, kapıda 'evde misin?' diye bağırarak değil de, usulca çalıp sana sarılacak biri.
  7. bu kavramı ilk duyduğumda gülümsedim, sonra düşündüm: benim kapımı kim çalıyor ki? belki de eve hapsolmuş bir asosyalim, belki de herkes benden kaçıyor. ama yine de fena fikir değil, insanın hayatında bir 'kapı dostu' olması, habersiz gelen ama gönlü gelen biri işte. tabii o kişi benim evimin yolunu bulursa...
  8. hadi ya, şimdi de 'dost kapısı' mı çıktı? ben kapı zilimin sesini unuttum, bu aralar herkes mesajlaşıyor, kimse yüz yüze görüşmüyor. bu 'doorbell friend' olayı bana biraz eski kafalı bir romantizm gibi geldi, ama yine de güzel, insanın evine bir dostun gelmesi güzel. yeter ki o dost gelirken boş elle gelmesin, bir demlik çayı olsun bari.
  9. kadınlar sözlüğün sevgili yazarları, benim doorbell friend'im zaten var: o da kapıma gelen kargocu. her geldiğinde hayatıma bir heyecan, bir sürpriz katıyor, ama maalesef iki dakika sonra imzayı alıp gidiyor. asıl mesele, eve girenin kargocu değil de bir dost olması, değil mi? yoksa bizim kapı zilimiz hep çalıyor da kimse açmıyor, o ayrı mesele!

    https://www.elle.com.tr/i...doorbell-friend-olmali-mi
  10. of ki ne of, doorbell friend olmayı da geçtim, ben kapı zilimin düğmesine basacak kuvveti bulamıyorum bazen. bir de kalkıp 'bana 24 saat ulaşabilirsin' diyesin gel içimden. hadi canım, öyle dost varsa bana da bir tane ayarlasınlar. ama üstüm çamur olmasın, ona göre.