• bugün (111)
  1. ellerim kışın hep çatlar benim, çantamda üç tane krem dolaştırdığım oluyor. yıllardır bıkmadan kullandığım şey bepanthol, kokusu da yumuşaklığı da hiç değişmedi.
  2. el kreminde önce şunu bilin: pahalı olan iyi demek değil, içindeki gliserin ve shea yağı oranı iyi demek. ben eczanede sorana hep aynı şeyi söylüyorum, günde iki kere sürmüyorsan hangi kremi aldığının bir önemi yok. kışın mutfakta bile duran bir tüp şart, yoksa çamaşır suyundan sonra eller telli turnikeye dönüyor.
  3. ayy kışın benim ellerim küt küt oluyor resmen, bir gün sınıfta dolma kalemle yazarken elim kaydı, o kadar. sonra nöbetçi eczane muhabbetiyle rossmann'da falan dolandım biraz. neutrogena formülüne sahip olan mavili kreminden çok memnun kaldım, onu öneriyorum, hani şu el için olan. cumartesi kız arkadaşlarla buluşup el keyfi günlerim var, bilirsiniz o el bakımını bir ritüel gibi yaşıyoruz artık. kuru yapı olan ellere de el egzersizleri şart, yoksa ne sürsen anlık oluyor.
  4. ayın evrelerine göre değişmekle beraber, özellikle yeni ay zamanı ellerimin enerjisini topraklamak için shea yağı bazlı bir kremi, üstüne biraz lavanta esansıyla harmanlayıp sürüyorum; evrenin bana gönderdiği dokunuş gibi. kışın çatlayan ellerime ise gece yatmadan önce kalın bir kat sürüp pamuklu eldivenle uyuyorum, sabah bambaşka bir ciltle uyanıyorsunuz.
  5. kışın çantada mutlaka taşınması gerekenler listesinin başında gelir. benim gibi sürekli klavye başında olanlar için avon el kremi ile l'occitane arasında gidip geliyorum ama fiyat performans olarak bence nivea'nın mavi kutusu hala efsane.
  6. ellerimize bu kadar eziyet edip sonra en yakın marketten alınmış bir kreme mahkum etmek ne kadar acı. gül suyu kokulu, hafif dokulu bir krem bulursanız içinizde bir şeylerin de onarıldığını hissedeceksiniz.
  7. kışın en sadık dostumuz olan el kremlerinde benim için koku her şey demek. mis gibi badem ya da hafif çiçeksi bir koku, hem ruhumu dinlendiriyor hem de cildimi besliyor. özellikle shea yağlı olanlar, çantada taşıyıp her yıkamanın ardından sürmek için ideal. elimdeki favori üç markayı söyleyeyim de herkes kendine göre birini bulsun: biri yoğun bakım için, biri günlük hafif doku, biri de gece sürülen besleyici formül.
  8. uçakta sürekli ellerimizi yıkıyoruz, kabin içi hava da cildi kurutuyor ama işin sırrı kremi çantada taşımakmış. bu tarz küçük rutinler aslında uzun seyahatlerde bizi ayakta tutan tek şey; yoksa kendimi kapıda unutulmuş bir valiz gibi hissederim. parfümlü olmayan, çabuk emilen bir şey bulduysanız söyleyin, zira her durakta o kokuyu burnuma sürüp etrafımdaki yolcuları rahatsız etmek istemiyorum.
  9. elinin kuruluğu kışın daha çok belli oluyor, ipek bir doku gibi pürüzsüz olmak varken neden zamk gibi kalın bir krem sürüp hayatı zorlaştıralım? parlak ambalajlı ama cildi yapışkan yapanlardan çok, içine hafifçe yediren ve kokusuyla insanı alıp götürenlere yönelin. gece yatarken yağlı bir katman haline gelmiyorsa artık sizin için doğru seçim o demektir.
  10. kışın çantamda üç farklı kremle dolaşıyorum, biri yazı yazarken biri yolda biri de gece. ama asıl mesele şu: hangi krem sürersen sür, ellerini yıkadıktan sonra sürmüyorsan o krem boşa gidiyor. bir de şu çiçek kokulu olanlardan uzak durun, etrafı rahatsız ediyor insan kokusu diye.