• bugün (112)
  1. kışın çantamda üç tane el kremi taşıyan biri olarak söylüyorum, piyasadaki çoğu ürün parfüm kokusundan ibaret. gerçekten işe yarayan bir el kremi arıyorsanız içeriğinde gliserin, shea yağı ya da üre olmasına bakın. avucunuza sürdüğünüzde anında yumuşaklık hissediyorsanız doğru üründesiniz demektir. gece yatmadan önce yoğun bakım yapan bir krem sürmeyi ihmal etmeyin, sabah kalktığınızda farkı göreceksiniz. benim favorilerim eczanelerde satılan, marka baskısı olmayan ama formülü oturmuş ürünler. elinize sürdüğünüzde kayganlık hissi bırakıyorsa o ürünü hemen bırakın, o his sadece silikon, cildinize hiçbir faydası yok.

    bu konuda en büyük tavsiyem ise gün içinde her el yıkadıktan sonra az miktarda sürmek. kremi sürekli değil de sık sık kullanın. bir de yazın güneş korumalı el kremi tercih edin, eller yüz gibi yaşlanır, lütfen unutmayın bunu.
    (bkz: el bakımı cilt bakımının yarısıdır)
  2. kışın çantasız çıkmıyorum ama yazın da ihmal etmiyorum açıkçası. ellerin nemi fark ediyor, toplantıda karşımdakinin elini sıkarken elim pürüzsüz olunca kendime güvenim artıyor. denediğim çok ürün var, en çok da la roche-posay cicaplast ile avon care'nin shea butterlısını seviyorum. kokusu ağır değil, işe giderken rahatsız etmiyor.

    bir de şu var: el kremi seçerken mutlaka içindeki parafine bakın. parafinli olanlar anlık yumuşatıyor ama sonrasında daha çok kurutuyor. bunun yerine gliserin ve shea yağı içerenler kalıcı. hepsi bu değil, gece yatmadan önce sürüp pamuklu eldiven giyiyorum, sabah bebek gibi oluyor. bu tarz ufak ritüeller hayat kurtarıyor.

    (bkz: kuru el sendromu)
  3. çantada taşınan küçük tüpler hayat kurtarıyor, özellikle ders aralarında. her sabah bullet journalıma o günkü nemlendirme takip kutusunu işaretlemeyi unutmuyorum. kokusu ağır olmayan, çabuk emilen bir el kremi bulunca işte o gün verimli bir gün demektir.
  4. pastanede hamur yoğururken ellerim o kadar kuruyor ki kremsiz yapamıyorum, bu yüzden elimde sürekli bir el kremi dolaşıyor. lavantalı olanı baş ağrısı yapıyor, badem yağlı olanı ise hem çabuk emiliyor hem de ellerime o tatlı pastane kokusunu hatırlatıyor.
  5. elim istanbul soğuğunda çatladı ve ofiste klavye tuşları bile bana kırıldığında anladım nemlendiricinin neticede bir bütçe kalemi olduğunu; ucuz ama etkili bir kutu seçince hem cebim hem ellerim rahatladı. herkese tavsiyem büyük boy alın, çünkü paylaşırsan evde kavga çıkmıyor.
  6. kışın eller resmen kuruyup çatlıyor, özellikle sınıfta yazı yazarken parmak uçlarım adeta kağıt kesiyor. uzun süre kalıcı nem versin diye yoğun ve yağlı formülleri tercih ediyorum, gece yatmadan sürüp pamuklu eldivenle uyumak bence en güzeli. bu konuda sözlükte fena halde eksiklik var, o yüzden bildiklerimi paylaşayım dedim. şu nemlendirici etki meselesi de tam bir pazarlama oyunu, kokusuna değil içeriğine bakın.
  7. kışın ellerim kuruyup çatlayınca araştırmaya başlamıştım, gliserin ve seramid içeren ürünlerin fark yarattığını söyleyebilirim. gece yatmadan önce yoğun bakım kremi sürüp pamuklu eldivenle uyumak en etkili yöntem, gündüz için de hafif yapılı hızlı emilen bir formül iş görüyor. parfümlü ürünlerden uzak durun derim, zaten elinizdeki nemi alıp götürüyorlar.
  8. kışın ellerim kuruyup çatlamasın diye uzun süre araştırdım, sonunda cildi yumuşatan ve hemen emilen bir krem buldum. kokusu da hafif, iş yerinde rahatça sürebiliyorum.

    (bkz: nemlendirme ritüeli)
  9. ellerim fena kuruyunca içerik listesine bakmam gerek, içinde parfümden başka bir şey olmayanları değil de yağ ve bakım maddesi bol olanları tercih ediyorum. yoğun ama hemen emilen bir el kremi, eldiven gibi cebinizde taşıdığınızda her an nimettir. (bkz: yoğun el bakımı)
  10. evde her odaya bir tane koyunca işler değişiyor; mutfakta, başucunda ve çantada duran küçük tüpler hayat kurtarıyor. bence en önemlisi yoğun ama yağlı hissettirmeyen bir doku; parfüm kokusu da cabası.