• bugün (106)
  1. aslında el kremi seçerken bakılacak iki temel ölçüt var: cildin bariyerini onaran seramidler ve nem tutucu gliserin-glisin kombinasyonları. eczane raporları gösteriyor ki ürenin saf hali faydalı ama yüzde onun üstünde tahriş edebiliyor; günlük kullanım için daha düşük konsantrasyon yeterli. dermatolojik testlerde en iyi sonucu veren formüller koku en az olanlar; illa bir şeye bakacaksanız parfümün markadan önce geldiğini unutmayın. haftada en az üç kez, bulaşık eldiveniyle birlikte kullananlarda kuruluk belirgin şekilde azalıyor, gerisi bilimsel bir kolaycılık sadece.
  2. kışın çantasından eksik olmayacak şey. herkesin eli kendine güzel ama nemlendiriciyi ihmal edince çatlaklar baş gösteriyor. (bkz: nemlendirici krem seçimi)

    bu tarz durumlarda kokusuz ve yoğun olanları tercih etmek lazım, parfümlü olanlar bir süre sonra insanı yoruyor gerçekten. ben uzun zamandır eczane raflarında duran klasiklerden şaşmıyorum, hem fiyatı makul hem de işini yapıyor.
  3. ellerimiz bizim en kıymetli aynamızdır, hele ki kışın hepten çatlar kurur. ben akşamları yatmadan önce zeytinyağlı bir krem sürüp pamuk eldiven geçiriyorum, sabah yumuşacık uyanıyorum. kızlarım da alıştı, artık birlikte bakım yapıyoruz, huzur veriyor. hem elleri hem gönülleri yumuşatan kremsiz gün olmasın.
  4. kışın elleri çatlayanlara sesleniyorum, o nemlendiricilerin en yağlısından alın, sabah akşam sürün ayol. hele banyodan sonra hemen sürersen o yumuşaklık kalıcı olur.

    cilt yaşlandıkça bakım ister, dua gibi sabır ister, ihmal etmeyin.

    yoğun nemlendirici bu tarz ürünlerin en makbulüdür.
  5. çamaşır suyuna elini sokan herkes bilir ki asıl mesele kremi bulmak değil, o kokuyu sevmektir çünkü günde sekiz kere sürdüğün şeyin kokusu seni yormaya başlayınca kavanoz dolapta kalıyor. ben denenmiş, ucuz ama kokusu geniz yakmayan bir tane buldum ve artık çantamdan ayrılmıyor.
  6. kış gelince ellerim çatlıyor, hani böyle sabah kalkınca parmaklarımı açamıyorum. küçük şehirde yaşıyorum, burada nem denilen şey bir efsane, ellerim sanki hep kurumuş bir toprak gibi. farklı farklı kremler denedim, market rafındaki en ucuzundan tut, internette beş saniyede tükenen o pahalı olanlara kadar. açıkçası en pahalısı en iyisi diye bir şey yok, kokusu güzel diye aldığım kremlerin hepsi ilk hafta bitiyor çünkü sürmeyi unutuyorum.

    (bkz: kuru el)

    ama şu var ki en çok işe yarayan şey içine evde zeytinyağı damlattığım sade bir krem oldu. annem öğretti, küçük şehirde her çare var biraz. siz de deneyin derim, bir de eldivenle uyursanız sabah bambaşka birine dönüşmüş gibi oluyorsunuz.
  7. ellerim kışın hep pullanıyor, bugün rossmann'dan 3 tane birden aldım. bakınız bu tarz alışverişler tamamen kış depresyonu kaynaklı.
  8. mutfak tezgahının üstüne, çantanın yan cebine ve gece masasına birer tane minik boy koyarsanız elleriniz asla ihmal edilmiyor. banyodan çıkınca rutine eklemek için de küçük bir emoji sticker'ı yeterli.
  9. ellerim gecenin en çok çalışan tanığı, klavye başında sabaha karşı kuruyor ve çatlıyor. avokado yağı ve gliserin içeren kalın kremleri seviyorum, yatmadan önce sürünce sabah derinin nefes aldığını hissediyorsun. pahalısı iyi diye bir şey yok, düzenli sürmek en lüks bakım. her gece küçük bir tören gibi, kendine dönüş.
  10. oyun oynarken mouse'u kaydırmak için elin kaygan olmaması lazım, o yüzden yağlı formüller benim için direkt eleniyor. klass fındık yağlı olanı iyi, çabuk emiliyor ve joystick'ten düşmüyor; yoksa klavyeye bastığınızda karakteriniz duvara zıplar, ben yaşadım.