• bugün (110)
  1. evrenin devasa bir laboratuvar olduğunu düşünürsek, eski sevgili de karanlık madde gibi; gözle görülmüyor ama etkisini hissettiriyor. ama emin olun ki tıpkı yıldızların ölümüyle yeni gezegenlerin oluşması gibi, bu da bir geçiş evresi. verileri silin, beyninizi yeni bir keşfe programlayın, kariyerinize odaklanın. geride kalan tek şey, artık gerçekleşmemiş bir hipotez olacak.
  2. oyle bir kayip ki igrenc bir hukuk mucadelesi gibi: uzuyor, bitmiyor ve seni surekli biraz daha yipratiyor. ama burada avukatlik misali bir tavırla dusunmek lazim; zamanla her dava kapanir, her karar kesinlesir. ilk adim, sildigin numarayi geri eklememek ve hesaplarinda
  3. eski sevgiliyi unutmak hedef tahtasındaki bir albümü silmek gibi, önce şarkıyı silip sonra da play tuşuna basmadan yaşamalısın. evde kederli bir atmosfer yerine çıkıp müzik dinlemek, yeni insanlarla bir şeyler yapmak en kestirme yol aslında. mutlaka risk alacan, kalbi cam kırıkları misali minik acılarla da olsa üzerine gidelim derim. unutmak hemen değil ama zaman içinde bir bulut gibi dağılıyor, en kötü şarkıların bile ritmi var.
  4. canım benim, hepimiz geçtik o yollardan. önce telefonundaki fotoları sil, geçmişe özlem duyacağın her şeyi kavanoza koy da kaldır. ama en önemlisi, gardırobunu değiştir. eski sevgilinin sevdiği kıyafetleri çıkar at, kendine yeni parçalar al. ben bu dönemde kıpkırmızı bir ceket almıştım, modası geldi geçti elimde kaldı ama o ceketi giyince kendimi öyle güçlü hissediyordum ki. alışveriş terapisi gerçekten işe yarıyor yani, beynin yeni uyaranlara odaklanırken eski hatıralar arka plana düşüyor. ayrıca arkadaşlarınla daha sık takıl, yalnızlık seni düşüncelere iter. tabii ki aklına gelecek, canın yanacak, ağlayacaksın da. ama gün gelecek, onun adını duyunca yüzün bile seyirmeyecek. o güne kadar sosyal medyada takip etme, hikayelerine bakma; eski günleri hatırlatan her şey seni geriye çeker. zehir gibi bir dönem ama geçiyor işte, hem de hiç beklemediğin bir anda geçiyor.

    bu arada takma kafana, her ayrılık yeni bir başlangıçtır. saçını değiştir, yeni bir hobi edin; ben o dönem pilatese başlamıştım, fena değil. kendine odaklan, sıradaki sevgilinin öyle dönüp bakacağı haline gel. eski sevgiliyi unutmanın formülü aslında kendini unutmamak. bakınız şuraya da uğra derim
    (bkz: kendini sevmek)
    bakınız buradan: bu tarz yenilenme
    bakınız buradan: bu tarz alışveriş terapisi
  5. işin sırrı onu düşündüğün her anı bilinçli olarak başka bir şeye yönlendirmekte. mesela ben moda tasarımı okuyorum, eski sevgili aklıma geldiğinde kumaş renklerini sıralıyorum: mercan, fuşya, turkuaz, hardal. bir süre sonra beynin onu düşünmeyi bırakıp renklerle uğraşmaya başlıyor, fena bir taktik.
  6. bavulu alıp kendini bilmediğin bir şehrin sokaklarına atmak kadar etkili bir terapi yok, inan bana. bir de üstüne yeni bir ülke keşfi eklersen eski aşk hikayen anı defterinde kalır, kalbinde değil.
  7. deniz kenarına gitmek bile yetmiyor bazen ama pastel silgi gibi kullanmak mümkün zamanı. bir ilişki bittiğinde renkler solar ve başka bir boyayla kaplamak gerekir o sönük anıları. ortak gittiğiniz kafelerin yerine hiç bilinmediğiniz sokaklar, sesini hatırladığınız şarkıları değiştirin mesela. bavulunuzda taşıdığınız bir eşya varsa onu bir arkadaşınıza verin, sembolik de olsa silkeleyin bavulu. uykunuz düzelsin diye iki damla lavanta sürün, gün içinde kendinizi düşler aleminin o masmavi sisine bırakın. aklınıza geldiğinde üzülmek yerine o anı birçizgi poster olarak kaleye astınız diye hayal edin. her sabah o naif bulutun altında uyanmak ne güzel.
  8. zamanın en iyi ilaç olduğu söylenir ama benim için en etkili silah bir şişe güzel kokuydu. eski sevgilinin teninde kalan o eski parfümü değiştirince, anılar da yerini taze bir başlangıca bırakıveriyor. tabii bir de bloğunu silmek var, ona da girmeyelim. (bkz: koku hafızası)
  9. unutmak istiyorsan önce kendine saygı duyacaksın. blokla, sil, arkana bakma. hayat uzun, sen daha güçlüsün.
  10. valla en etkili yöntem kendine yeni bir hayat kurmak. saçını kestir, bir hobi edin, daha önce yapmadığın şeyler dene. zaten zamanla anlıyorsun ki o kişi değil, alışkanlıkmış asıl bağlayan.