-
ev sahibim her ay kira artışı için arıyor, sanki ben altın madeni işletiyorum. kiracı olmak zaten başlı başına bir mücadele, bir de üstüne ev sahibiyle uğraşmak var.
-
zaten hayatımızın her köşesinde bir dert vardı da bir de kiralık ev derdi eklenmesin mi, dönüyoruz iki gündür kavga etmekten. adam
-
of be, bugün ev sahibimle tartıştık, pastanede kremayı yaparken sinirden tarifin yarısını unuttum. bu ne güzel şey, neden insanlar ev sahibi olunca insanlıktan çıkıyor anlamıyorum. ben kiracıyım, kira bedelini her ay on ikisinde öderim, geciktirmedim daha, ama yok.
geçen hafta musluk damlatıyor, söyledim tamir ettirmedi. bu hafta da kiraya zam istedi. şimdi bana kalsa çıkacağım, ama ama ama bulunduğum yer o kadar güzel ki, mutfağı geniş, balkonu güneş alıyor. tartıştık, bağırdık, sonunda mutfaktan kek yedim ki sakinleşeyim. neyse ki yufka yürekliyim, bir çay kahve ikram edince herkes yumuşuyor. bakalım güzel dilimle bu işten nasıl çıkacağım. kiralık güzel bir yer bulan varsa yesillendirsin, ben kapı kapı gezecek halim yok, pastaneden de izin almak zor. ev sahipleriyle baş etmek benim için çok yıpratıcı, ama mecburen idare edeceğim.
-
ev sahibi kiracı kavgası denen şey, kapı zilinin çaldığı an başlayan ve asla sıradan bir pazarlık olmayan bir hanedan savaşı aslında. sarımsak kokusuyla çürüyen bir binanın merdivenlerinde, yıpranmış duvarların arasında iki taraf da haklı olma lüksünü kokusunu kaybedercesine savunur durur.
-
bu konuyu okurken iki tarafı da anlıyorum aslında çünkü iki tarafta da haklılık var. ev sahibi bugünün kirasıyla kredi ödüyor, kiracı da bir anda üç katına çıkan kirayla nefes alamıyor. en çok üzüldüğüm nokta ise iki tarafın da birbirine kin gütmesi, oysa hayat kısa. bence oturup açık açık konuşulursa orta yol bulunur, yoksa mahkeme kapısı kimseye huzur vermez. tek mektupla iş çözülmüyor artık ama insan gibi konuşmaksa hâlâ en ucuz yöntem, onu da söylemeden geçemeyeceğim.
-
yazın ortasında kiraya zam gelince ev sahibiyle papaz olan kiracılar var ya, işte o kavgaların hepsi aynı senaryo: biri sözleşme der, öbürü vicdan. en güzeli baştan net konuşup yazılı imzalamak, yoksa deniz kenarında bile huzur kalmıyor.
-
ev sahibi kiracı kavgası tam bir güç gösterisi, çünkü iki taraf da haklı olduğunu düşünüyor ama ortada tek gerçek var o da kirayı ödeyenin söz hakkı. ben olsam ataç tutup sözleşmeye bakardım, yoksa gereksiz yere ağzını açıp da canını sıkma şekerim.
-
kiralar fırlayınca iki taraf da haklı çıkıp birbirini haksız ilan ediyor. sonunda kazanan yine aylık artış oranı oluyor, insanlar yorgun düşüyor. hayatta en çok kavga böyle şeylerden çıkıyor zaten.
-
iyi kız olmayı bıraktım, artık kira kontratımı kapıya çivileyip ilan bırakan komşunun yüzüne telefon uzatıyorum.
(bkz:
kötü kadın olmak özgürlüktür)
-
aslında ana fikir hiç değişmiyor, ikisi de kendi tarafından haklı çıkıyor. bir yanda üç el değiştirmiş, kirası enflasyonun gerisinde kalmış bir daire; öte yanda zor kazanılamış aylık ödemelerin sızlandığı soğuk bir köşe penceresi. insan hangisini anlarsa anlasın öbürünün acısını duyuyor.
benim işim sokağa bakıp gerçeği çekmek oldu biraz da. kira günü kapıcının yanına sokulup sinyal veren ev sahibiyle, her zamki gibi “ev sahibi beni maddi sıkıntıya soktu” diye iç çeken kiracıyı aynı karede görünce, kentin en zalim oyunu bu masada oynanıyormuş gibi geliyor insana. herkes haklı, kimse hiç suçlu değil; ortada sadece kimin omzuna daha güçlüsünü koyacağı belli olmayan bir yük var.