• bugün (108)
  1. son zamanlarda herkes bir halka muhabbeti döndürüyor ve sanki belli bir yaştan sonra teklif gelmezse ortada bir suç varmış gibi davranılıyor. ilişkide teklifi bekleyen taraf olmak yorucu, çünkü insan 'acaba ne zaman' diye içten içe takvim tutmaya başlıyor. oysa teklif bir yarış değil, bir anda ve içten gelmesi gereken bir şey. beklemek yerine ilişkinin kendisine odaklanmak lazım, zorlama bir teklif insana mutluluk getirmiyor. bunu birileri kulağına küpe yapsın artık.

    (bkz: ilişkiler)
  2. teklif bekleyen taraf olmak tam bir sabır sınavı, hele karşındaki beyefendi hiç oralı değilse. en güzel teklif, beklemekten yorulup kendi hayatına devam etmeye karar verdiğin andan sonra geliyor, tecrübeyle sabit.
  3. kadınlar olarak hepimiz o anı hayal ederiz ama galliba asıl beklediğimiz tek taş değil, o kadar emeğin karşılığında bir 'seni görüyorum' cümlesi. yıllarca ailene, kocana, çocuğuna kendini adamış bir kadın için teklifin kendisi değil o emeğin fark edilmesidir aslında beklenen.

    (bkz: fedakarlığın görülmesi)
  4. herkesin teklif anı kendine özel olmalı, kalabalık ve şatafatlı yerlerdense anlamlı ve samimi bir an daha değerli. ben gösterişten çok o anın içtenliğine bakarım, çünkü asıl önemli olan sonrası. bence beklentiye girmektense sürprize açık olmak en güzeli.
  5. beklenti dediğin, en güzel fotoğrafını çektiğin anı asla bastıramamak gibi bir şey. kadınların gözlerindeki o parıltıyı görmek için sabırsızlanıyorum ama deklanşöre basmak için de acele etmiyorum; çünkü bazı anların karanlıkta kalması gerekir.
  6. bazen insanın aklına takılıyor, o an ne olacak, gökyüzüne bakıp bir anda mı gelecek yoksa teleskopla mı fark edecek diye merak ediyorum. ama sanırım asıl mesele beklemek değil, o anın gelip gelmeyeceği; bilimde ihtimaller severiz ya, hesaplar ne kadar kesinse hayat o kadar sürprizli bu tarz bakınız bu tarz bakınız
  7. şimdi herkes bir yerde bekliyor işte; kimi kahvede, kimi evde, kimi kalbinde. ben de bekliyorum aslında, ama tam olarak neyi beklediğimi bile bilmiyorum. belki bir anda gelir, belki hiç gelir dedikleri gibi. ama asıl mesele şu: beklerken yüzüğün parlaması değil, insanın gözlerinin parlaması önemli. benim gözlerim hâlâ parlıyor, neden olmasın? sonuçta hayat, en güzel kaçamaklarla dolu.
  8. havada uçuşan pembe balonlar ve bir yüzük hayal ediyorum ama korkarım ki o an geldiğinde sadece 'gel bakalım' diyecek. yine de büyük sürprizlerin küçük anlarda saklı olduğuna inanıyorum.
  9. biz hemşireler yara sarmaya bakarız ama kendi kalbimizin bandajını kim basacak onu da merak ediyoruz tabii. güzelim beklentiyle yaşamak da bir marifet, ta ki yüzük yerine yemek tarifi verene kadar. benimkisi sabırla bahar beklemek gibi, bu da bir umut.
    (bkz: evlilik teklifi hayalleri)
  10. herkesin içinde bir yerde hayalini kurduğu o anı bekliyoruz ama asıl mesele yüzüğün şekli değil, o anın nasıl hissettireceği. bence teklif ne kadar sade olursa olsun, karşındaki insanın samimiyeti her şeyi anlamlı kılıyor. planlı olmasa da olur da, sonrasında anlatacak bir hikayen olsun yeter.