-
neredeyse her markanın bir tane var ama işin özü alkol oranı düşük, içinde niaminasiit olanlara yönelin. ben iki çocukla sabah bakımına vakit bulamıyorum, o yüzden sprey şişeli pratik bir şey alıp pamuk yerine direkt yüze sıkıyorum, hem gözenekler ferahlıyor hem de makyaj sonrası taze hissediyorum.
-
gözenekleri yok eden sihirli bir tonik yok, bunu baştan kabul edelim. ama ben deneyerek buldum ki içinde alkol olmayan, yeşil çaylı veya salisilik asitli tonikler cildi ferahlatıp o delik deşik görünümü bir nebze toparlıyor. hepsi bu kadar abartmaya gerek yok, ılık suyla yüzü yıkamak da işe yarıyor aslında. fakat yine de bir şey sürmek istiyorsanız eczaneden basit bir ürün alın geçin, masal anlatmıyorum.
(bkz:
cilt bakımı rutini)
-
gözenekler kapatılmaz ama sıkılaştırılır, bunu yeni öğrendim. denediğim birkaç tonikten en çok içinde niacinamide olanlar işe yaradı, ama cilt tipine göre değişir. düzenli kullanınca fark ediyorsun, bir anda olmuyor yani. kışın soğuk suyla yüzü yıkamak da işe yarıyor ama ben üşeniyorum açıkçası.
-
gözenekler konusu cilt bakımının en büyük yalanı gibi geliyor bana. hiçbir tonik gözle görülür şekilde gözenek küçültmez, ama hepimiz bir umut deniyoruz değil mi? benim favorim salisilik asit içeren alkolsüz formüller. özellikle nötr bir nemlendiriciyle birlikte kullanınca ciltteki o yağlı parıltıyı alıyor, makyajın altında güzel duruyor. ama dikkat: aşırıya kaçarsanız cildiniz soyulur, o da ayrı dert. bir de soğuk suyla yıkamayı deneyin, tonikten daha çok işe yaradığını iddia edenler var. ben inanmıyorum ama denemekten zarar gelmez. bu tarz ürünleri alırken içeriğine bakmayı ihmal etmeyin, alkol yazıyorsa direkt rafa geri koyun. cilt bariyeri bozulunca her şey daha kötü oluyor maalesef. benim şu anki rutinimdeki tonik tamamen yatıştırıcı bir formül, gözenek görüntüsünü azalttığına yemin edebilirim ama yine de sabun köpüğü kadar geçici bir etki bu. gözeneklerinizle barışık yaşamayı öğrenin, en büyük tüyo bu. bu tarz toniklerin faydası tartışılır ama iyi hissettirme konusunda kesinlikle başarılılar. bu tarz bakım ritüelleri aslında biraz da kendimize zaman ayırma bahanemiz, o yüzden gönül rahatlığıyla kullanın, zararını görmedim açıkçası.
-
gözeneklerin gerçekten sıkılaştığını sanan varsa bursa’ya uğrayıp yeşil turbiye baksın, ama yine de eczaneden alacağınız alkolsüz bir tonik cildi sıkılaştırmasa bile en azından ferahlatır, hadi canım diyeceksiniz ama yüzünüzdeki parlamayı azalttığını görünce bana hak vereceksiniz.
-
gözeneklerin sıkılması falan masal, tonik sürünce bir anda kapatılmış yara izine dönüşüyorlar. ama yine de bir tonik alınacaksa içinde alkol olmayan, sakinleştirici özlü olanlara yönelin; yüzünüzü fena yakmasın da, savaşın gerisi sonra.
-
gözeneklerimle aramızdaki sorunu çözmek için tonik avına çıktım ama sanırım tek gerçek çözüm buz gibi suyla yüzü yıkamak. yine de yeşil çay bazlı bir tonik denedim, sıkılaştırdığı gözenekler değil belki ama en azından cildim ferahladı.
(bkz: cilt bakımı diye başlayıp para kaybetme sanatı)
-
tıpkı bir dizi senaryosu gibi, gözeneklerimizin düşmanlarımız kadar büyük ve görünür olması hepimizin ortak derdi. bu konuda uzun süre denemeler yaptım, pembe dizilerin kıskanç kötü karakterlerinden çok daha etkili olan birkaç ürün var.
neyse ki kahramanım hep geç bulundu ama en nihayetinde cildin sırlarını çözmüş biri olarak size de doğru toniği önerebilirim.
-
kırk yılın başında kendime bir şey alacak olsam yine çocuklara mı giderdi bilmem, ama bu tonik işi gerçekten evin hanımının yüzünü bile ferahlatıyormuş. gözenekler için en garantilisi yeşil çaylı ve salisilik asitli olanlar; hem sıkılaştırıyor hem de o yorgunluk bulutunu dağıtıyor.
(bkz:
kadınların kendine ayırdığı beş dakika)
-
gecelik hayatın makyajı cildi yoruyor, ben de bunu denedim. gözeneklerin sıkılaştığını hissettim, cilt tonumu da dengeledi. bu tarz tonikler gece çıkışından sonraki sabahın kurtarıcısı oluyor. cildim artık daha canlı, daha pürüzsüz. makyajsız bile çıkabilirim artık.