• bugün (111)
  1. en iyi güneş kremi aslında cilt tipine ve kullanım amacına göre değişir, la roche-posay ve isdin kendi favorilerim arasında.
  2. siyah bir dövmenin üzerine ne sürüyorsan cildine de onu sürmemelisin, aman kimyasal kokular beni rahatsız ediyor. minimalist bir ambalajda sadece işini yapan bir krem arıyorsanız spf faktörüne güvenip güneşin karanlık tarafını kabullenin
  3. güneş kremi deyip geçmeyin, kızlar. yazın altında kavrulup sonra 'neden lekelerim var' diye ağlamayın. ben evde domates kuruturken bile sürüyorum, yolda yürürken de. spf 50, geniş spektrumlu olacak, 'ben zaten evdeyim' demeyin camdan bile geçiyor o zararlı ışınlar. cildinize yazık etmeyin, kırışıklıklarla uğraşmayın.
  4. güneş kremi deyip geçmeyin, doğrusu cildinizin en yakın dostu. kıvırcık saçlarımın altında kalan yüzümü yaz boyunca korumak için spf 50'den aşağısına razı olmuyorum, gerisi hikaye.
  5. güneş kremi alırken sadece fiyatına ya da kokusuna bakıyorsanız yanlış yoldasınız. öncelikle spf 50 üzeri ve hem uva hem uvb koruması olan bir ürün seçin, ayrıca içeriğinde paraben ve alkol olmamasına dikkat edin. cildinize sürdükten sonra güneşin altında en fazla iki saat koruma sağladığını unutmayın, bu yüzden gün içinde tazeleme yapmayı ihmal etmeyin. benim denemelerime göre, mineral filtreli olanlar hassas ciltlerde daha az tahrişe yol açıyor, ama sürüşü biraz zor olabiliyor. kısacası cilt tipinizi bilin, aracılık yapan kremlerden uzak durun, yoksa yaz sonunda cildiniz size teşekkür etmez.
  6. herkesin cildi farklı, herkesin cildi farklı güneş kremi ister. ben kendi adıma söyleyeyim, kore ve japon markaları hep daha kıvamlı, sürümü daha kolay geliyor bana; ama bir de avrupa'daki farmasötikler var ki onlar da yüzde gerçekten kalıcı ve güvenilir duruyor. kısacası denemeden karar vermeyin derim, yoksa bembeyaz bir yüzle dolaşırsınız.
  7. güneş kremi alırken spf değeri her şey değil, içindeki filtreler de çok önemli. ben artık yüzümü ihmal etmiyorum, çünkü güneş kırışıklığın ve lekelerin en büyük sebebi. kışın bile kullanmak şart, bulutlu havada da ultraviyole geçiyor.
  8. güneş kremi deyince herkesin aklına beyaz beyaz sürülüp yüzde iz bırakan o eski formüller geliyor. ama artık o günler geride kaldı, kimya o kadar ilerledi ki cildine yapışmış gibi durmayan, fondötenin altına rahatça oturan dokular var. benim en çok dikkat ettiğim şey spf değerinin yüksekliği kadar geniş spektrumlu olması; yani hem uva hem uvb koruması sağlaması. ayrıca cilt tipine göre seçim yapmak da çok önemli, kuru cildin nemlendirici bazlı bir ürüne ihtiyacı varken yağlı ciltler mat bitişli formüllere yönelmeli.

    bu arada güneş kremlerinin açıldıktan sonraki ömrünün kısa olduğunu da unutmamak lazım. bir sezon kullanıp ertesi yaza saklamak pek mantıklı değil, içindeki filtreler bozuluyor. ben her sene tazesini alırım, cildime yatırım yapmaktan çekinmem. hele ki güneş lekeleriyle uğraşan biriyseniz bu konuyu asla ihmal etmeyin, ileride pişman olursunuz. sabah sürüp gün içinde unutmak da var; oysa 2-3 saatte bir tazelemek gerekiyor. ama yine de hiç sürmemektense sürmemek kötü, bir kez alışkanlık edinince vazgeçilmez oluyor.