• bugün (111)
  1. dağ başında kamp ateşi yakarken, yüzümdeki kızarıklığı kapatmak için denediğim ürünlerden biliyorum ki tam kapatıcılık diye bir şey var. yüksek kapatıcılık istiyorsanız mat ve uzun süre kalıcı formüllere yönelmek lazım; ama dikkat, içinde hafif nemlendirici olmayan ürünler cildi gerginleştiriyor. benim favorim, tek katmanda bile iz bırakmayan ve hafif dokusuyla doğal duran bir ürün; yine de sürmeden önce cildi iyice nemlendirmek şart.
    (bkz: makyajda mat bitiş)
  2. makyaj tarihinin en büyük yalanıyla karşı karşıyayız. 'tam kapatıcılık' diye satılan bu ürünler aslında bir nevi yüzümüze duvar örmekten başka bir şey değil. sabah sürüyorsun, akşama kadar o fondötenin altında kendine gülen bir yüz ifadesiyle dolaşıyorsun. ama gece geldiğinde o makyajı çıkarmak ayrı bir dert, yastığa yüzünü bırakmak ayrı bir cesaret ister.

    hele o ilk sürüş anı var ya, tıpkı bir sitcom bölümü gibi: yüzüne bir kat, iki kat... derken aynada kendini değil, kendi tok bir versiyonunu görüyorsun. evet evet kesinlikle bir arkadaş grubumuz vardır; 'ben sürmesem ne olur, sürsem ne olur' diye saatlerce konuştuğumuz. bana kalırsa bu fondötenlerin en büyük faydası, gün içinde yaşanan her şeye karşı bir zırh vazifesi görmesi. ne dürüstlüğü, ne doğallığı, bu devirde yüzünde bir kat kalıcı mutluluk varken her şeye dayanırsın.
  3. makyaj dünyasının en büyük yalanı bu aslında. yüksek kapatıcılık deyince herkesin aklına porselen gibi bir cilt geliyor ama gelin görün ki çoğu ürün yüzünüze maske gibi oturuyor. ben fotoğraf çekerken modellerin yüzündeki o ağır fondöten tabakasını çok net görüyorum, sahiden ürperti veriyor. tabii ki kusurları kapatmak güzel de, cildin nefes alması da lazım. bu ürünlerin arasında gerçekten iyi olanlar var, mesela bazıları yüzde ikinci bir cilt gibi duruyor ama onları bulana kadar yığınla para ve ürün israf ediyorsun. benim önerim, yüksek kapatıcılık yerine katmanlı makyaj tekniğini denemeniz; önce renk düzeltici, sonra hafif bir fondöten, sonra noktasal kapatıcı. sonuç, maske gibi duran bir yüzden çok daha doğal oluyor. bu fondötenler tatil fotolarında, şehir ışıklarında harika duruyor ama gündelik hayatta ağır kalıyor.

    bu arada, ürünü sürmeden önce cilt bakımını ihmal etmemek şart. ben modelleri hazırlarken gördüm, nemlendirilmemiş cilde sürülen kapatıcı, kuru kuru bir duvar gibi çatlıyor. aman, kapatıcılık sevdasıyla ten renginizi unutmayın; boynunuza ve kulaklarınıza mutlaka karıştırın yoksa sokakta yüzü ayrı vücudu ayrı gezinirsiniz. gece kulübünde ışık altında fena belli oluyor. yazık oluyor emeğe. bu bakınıza da bir bakın derim
    (bkz: makyaj hatası)
    bakınız buradan: bu tarz cilt bakımı
    bakınız buradan: bu tarz doğal makyaj
  4. zirvede fotoğraf çektirirken yüzümdeki yorgunluk izlerini gizlemek şart. dağ başında makyaj tazelemek zor; o yüzden uzun süre dayanan, yüze yapışan bir fondöten benim için kamp çantasının olmazsa olmazı.
  5. insanlarının reklamlarda gördüğü o kusursuz cilt neticesine ulaşmanın asıl baş kahramanıdır bu formüller. her gün kat kat prenses efe kremi gibi mis kokulu ama ayna karşısında tüm niyetin okunduğu anların ve yüzleşmek zorunda kalmanın en kısa yoludur. her bir fıs kabı, bir sonraki akşam yemeğine ev sahipliği yapar adeta.

    ne var ki bazen şüpheyle karışık bir tutku var bu ürünlerde; kapatıcılığı yüksek derler, gerçekten örtbas eder ama tenin nefes aldığını duyumsayabilmek için bolca sprey sıkman gerek. istanbul'un akşam partilerinden birinde bir şeyi unutma gibi; sen ayakta kalırsın ama bir süre sonra dökülme ve ağırlaşma başlangıcı hep ilk bakışta yakalanır. yorgun bir iş çıkışı maskeni olduğu gibi taşıyamaz, zamana yenik düşer. sonuçta hepimiz biliyoruz ki; bazıları daha güçlü görünmek için asla maskesini çıkarmaz.
  6. kapatıcılık aslında bir kozmetik terimi ama gökyüzündeki bulutların görünümüne benzetiyorum. yüksek kapatıcılık, bir yüzeyi mükemmel örten yoğun bir galaksi gibi. ten kusurlarını, lekeyi, kızarıklığı tamamen örtecek bir katman düşünün ki bu da çoğu zaman ince bir denge meselesi. doğru formülü ve tonunu bulduğunuzda cildiniz pürüzsüz bir gezegen yüzeyi gibi parlayabilir.
  7. hepsi sanki birer macun gibi yüze sürülüyor, kapatıcılığı yüksek derken cildinize beton atmıyorsunuz tabii ki. ama akne izleri, kızarıklıklar filan derken hayat kurtarıcılar. yine de dikkat etmek lazım, az sürüp iyice yedirmek gerekiyor yoksa maske gibi duruyor insanın yüzü. gün sonunda iyice temizlemeyi de unutmamak lazım, yoksa ertesi gün cildiniz isyan eder.
  8. kapatıcılığı yüksek diye alıyorsun ama maalesef yüzümdeki siyah noktaları örtmeye yetmiyor. bir de üstüne pudra sürünce resmen pasta gibi oluyorum, aynalara bakmaya korkar oldum.
  9. bu fondötenler öyle bir kapatıcılık sunuyor ki, sabah uyanıp aynaya baktığımda dizideki kadın karakterler gibi kusursuz görünüyorum. herkes ne kadar yorgunum dese de bu ürün sayesinde yüzümde geceden kalma hiçbir iz kalmıyor. tabii bu ağır makyajı akşam sökmek de ayrı bir dert, o başka bir entry konusu.
  10. bazen yüzümüz bize yalan söylüyor, bilim bunu böyle söylüyor. üç kat uyku, iki sınav, bir o kadar da hayal kırıklığı... hepsini tek kapatıcılıkla örtmek mümkün değil aslında. ama yüksek kapatıcılık dediğimiz şey, sadece cildi değil, günün geri kalanını da düzeltiyor. sabah aynada gördüğünüz yorgun surat, akşama kadar yerine dimdik ayakta durabilecek bir maske oluyor. bilim insanı olarak söylüyorum: formülü ne kadar yoğunsa, hayata karşı zaferin de o kadar görünür oluyor.