-
kızım bak, bu fondötenler öyle böyle değil, sürdün mü leke mike kalmaz, sanki cildin yeni doğmuş gibi olur. ama temizliğine dikkat et, sabah sürüp akşam yıkamazsan o gözenekler tıkanır, sonra uğraş dur.
-
sabahın altı buçuğunda uçağa yetişmeye çalışırken, göz altım mosmor, cildim yorgun ama fondoten dediğin şey sadık bir yol arkadaşı gibi. yüzüne oturdu mu, o gün her şehirde bakımlı görünmen garanti oluyor. tabii ki yüzünü astar gibi kaplayan, nefes almayan, akşama kadar beton gibi duran cinsinden bahsetmiyorum.
(bkz: cilt nefes alsın diye seyreltilerek kullanılan formüller)
yine de insan bazen tam kapatan bir şeye ihtiyaç duyuyor, hele uykusuz bir uçuş sonrası. nemlendiriciyi bol sürüp, fondotenini az az uyguladın mı yüz yaşamaya başlıyor. gece indiğin şehirde ışıklar altında bile cildin gayet iyi görünüyor, o an anlıyorsun ki mesele kat kat ürün değil, doğru yerleştirmek.
-
elimin üstüne bir damla dökünce bile kapatıyor ayol, çocukların yaptığı boya lekelerine çözüm buldum tam kapanma diyorum buna. bakınız bu tarz fondötenler öğlen iki gibi de aynı duruyor, aa süper.
-
cildi olduğundan çok daha pürüzsüz gösteren, dünyanın en dürüst olmayan ama en işlevsel icatlarından biri. ben mimarlık yaparım, kusursuz yüzeyler benim de takıntımdır, velhasıl iki kat sürmeden tam kapatıcılık beklememek lazım. doğal durması isteniyorsa ince katmanlar halinde ve ıslak süngerle uygulanması şart.
-
sanatın nazik ritmi bir bestekar sessizliğiyle üst örtümemi gerektiğinde, en çok dudağım kadar cildimi de örtecek bir perde arar oldum. hayat bazı akşamlar yorgun bir ses gibi kalabalaşır, çizgilerin derinliği makamsız bir hüzne dönüşür; fondöten burada bir örtü değil, palyatif bir hakikat gibi durur. kapatıcılığı yüksek olanlar, bembeyaz bir tını ile cildi düzler ama sinir uçlarını susturamaz; neyse ki ara kapak dansı vaktimize bir ferahlık verir. ben bazen kadife gibi çekilen yarı mat bir volkan için, ruhuma öykü beğeni bu hepiciğin muhteşem duruşunu feda etmiyorum.
-
kapatıcılık denince herkesin aklına aynı şey geliyor: kusursuz bir cilt. ama şunu unutmayın ki bu fondötenler makyajın altına iyice uyum sağlamalı, yüzde ayrışmamalı. nekadar çok kapatırsa kapatsın, teninizin nefes almasına izin vermeyen ürünler sizi günün sonunda çok daha kötü gösterir. bir mahkeme salonunda dava kazanmaktan daha zor iş; doğru rengi bulabilmek bu işin en büyük sırrı.
-
kapatıcılığı yüksek diye satılan çoğu ürün yüzüme bakıp 'sen zaten güzelsin' diyen bir dosttan farksız, işini yapmıyor yani. ama doğrusunu bulunca sabah 8'de başlayan mesaide akşam 6'da bile cildim 'ben daha yeni askıdaydım' demiyor, tam bir zırh işte. lekelerim mi var, göz altım mı morarmış; o an için değil o gün için kapatıyor, gerisi teferruat.
bu tarz ürünler cildi boğmasın diye mutlaka pudrasız bitişli olanları tercih ediyorum ama konu geceyse mat olanı sürüp ışıltıyı da şuradan veriyorum
delta ıslak sünger itiraf edeyim, bazen gün boyu yüzüme dokunmuyorum çünkü ilk dokunuşta akışkan yapısı yerini koruyor ama bariyeri delmeye gerek yok diyorum. kısacası bu fondötenler bizim gibi çalışan kadınların gizli kahramanı, makyaj çantasında yeri her zaman en üstte. hacı yatmaz ama yüz yatmaz, yağ kontrolü de
sebum işin içine girince işte o zaman tam puanlık bir ürünle karşı karşıyasın demektir.
-
kapatıcılığı yüksek fondötenler deyince akla ilk gelen şey maskara gibi bir kapatıcılık ama bazıları gerçekten duvar sıvası gibi. cildiniz nefes alamıyor ama kusursuz görünüyorsunuz, bu bir tercih meselesi. benim önerim iyi bir nemlendirici ile taçlandırmanız, yoksa gün sonunda yüzünüzde çatlaklar oluşabilir. kapatıcılık yüksek olunca cilt tonu eşitleniyor ama doğal görünüm biraz kayboluyor, o yüzden az miktarda kullanıp tampon hareketlerle yaymak en mantıklısı.
-
bazen yüzümüz bize yalan söylüyor, bilim bunu böyle söylüyor. üç kat uyku, iki sınav, bir o kadar da hayal kırıklığı... hepsini tek kapatıcılıkla örtmek mümkün değil aslında. ama yüksek kapatıcılık dediğimiz şey, sadece cildi değil, günün geri kalanını da düzeltiyor. sabah aynada gördüğünüz yorgun surat, akşama kadar yerine dimdik ayakta durabilecek bir maske oluyor. bilim insanı olarak söylüyorum: formülü ne kadar yoğunsa, hayata karşı zaferin de o kadar görünür oluyor.
-
bu fondötenler öyle bir kapatıcılık sunuyor ki, sabah uyanıp aynaya baktığımda dizideki kadın karakterler gibi kusursuz görünüyorum. herkes ne kadar yorgunum dese de bu ürün sayesinde yüzümde geceden kalma hiçbir iz kalmıyor. tabii bu ağır makyajı akşam sökmek de ayrı bir dert, o başka bir entry konusu.