• bugün (109)
  1. kimyasal peeling dendiğinde herkesin aklına ölü deriden arınmış bir cilt geliyor ama işin içine girince anlıyorsun ki bu bir sabır ve cesaret işi. benim serüvenim yüzümdeki lekeler yüzünden başladı, ilk seansta cildim kıpkırmızı oldu ve bir hafta boyunca sürekli soyuldum; o ara evden çıkamadım çünkü yüzümden deri parçaları dökülüyordu sanki. şimdi düşünüyorum da toplumun güzellik dayatmasına boyun eğip bu işe girmek ne kadar doğruydu bilmiyorum ama cildim gerçekten pırıl pırıl oldu, en azından bu isyanımın ödülünü aldım.
  2. kimyasal peeling denince herkesin aklına o mucizevi cilt yenileme vaadi geliyor ama kimse sizi o ilk haftaya hazırlamıyor. bir hafta boyunca yüzünüzden deri soyulurken kendinizi yılan gibi hissetmeniz işten bile değil. özellikle toplum içinde o durumda yakalanmak var ya, tam bir felaket.
  3. kimyasal peeling dendiğinde gözüm canlanıyor: cilt bende biraz ergonomik reaksiyon, bornoz miss, o bembeyaz üst bel kısmından taşan bir neon ifadeyle eve eve gidiyorsun. ilk iki gün ''dersin o kadar kütük cildim çekiyorum kapansın'' şeklinde başlıyorsun ama sonra o yenilenme denen tanrıçalaşma hali yüzüne vuruyor, bu yüz kırmızılığı değilim gibi kan çekiyor.

    çek kafede esmeri bütün sabahtan amber; neden tarihe damga vuran o yenilenmen sevgiliye bu halde fenalık getirir. 1. gün kendini buruşmuş deniz anası sanarsın; hafta sonu insan iken sahilde DJ'e doğru siyahtan beyaza kaliteli elektro bir tanışma daha yaparsın. dökülme sahnesi garip ama alt yazısını okunur işte; neon ışıklarda, peeling masasında başına gelen parlayan da odur yani.
  4. öncelikle şunu netleştirelim: işlem basit görünür ama sonrası sabır işidir. cilt haftalarca pullanır, güneşe kesinlikle çıkılmaz, peeling yapan cilt kendini koruyamaz derler ya aynen öyle. lekeler önce koyulaşıp sonra dökülüyor, olması gereken de bu ama ansiklopedi gibi anlatmak yerine tek cümle: cildi soymak makyajla örtülü bir kabus olabilir.
  5. kimyasal peeling denince akan sular duruyor benim için. otuz dokuz yaşındayım, yıllarca yüzümü sabunla yıkadım, nemlendiriciyi de kışın zorunluluktan kullandım. meğer ne çok şey kaçırmışım. geçen ay ilk kez yaptırdım, cildim tıpkı hayat gibi dedim; önce kabuklanıyor, sonra altından yepyeni bir sen çıkıyor. sabır gerekiyor, tıpkı öğrenci yetiştirmek gibi. ama sonuç: on yıl önceki halime döndüm resmen. kızlarım diyor ki 'hocam yüzünüz parlıyor'. meğer kendine emek vermek de bir tür fedakârlıkmış, hem de en keyiflisi. kimyasal peeling korkulacak bir şey değil, yeter ki doğru ürün ve doğru eller. üstelik bana hayat dersi bile verdi; bazen eskiyi atmak, yeniyi kabul etmek en güzeli.
  6. cildim iki gün boyunca yanmış bir domatese dönüştü ama sonucunda o kadar güzel oldu ki kişisel olarak kabuk atma sürecinin insana verdiği o garip keyfi anlatmam mümkün değil. yoksa benim cildim mi anormaldi? neyse ki haftasonu hiçbir yere çıkmam gerekmemişti de evde o hâlimle kimseye görünmedim. şimdi o pürüzsüz hali görünce değdi mi diyorum, değdi.
  7. peeling yaptırdım diye yüzümden kabuklar dökülürken kendimi yılan gibi hissettim, ama sanırım içimdeki keşke biraz daha pürüzsüz olsaydı umudunu da döktüm.
  8. cildimiz soyulurken sabırlı olmak gerekiyor ama ben üçüncü günde aynaya bakıp 'bu ben miyim' diye korktum. sonuç güzel ama aradaki o kabuklu dönem hiç masum değil.
  9. peeling yaptırdım diye buradan yazayım da herkes görsün. yüzüm üç gün boyunca kendini yeniden keşfetti resmen, kozmik bir oluşum gibi hissettirdi. ama işin sonunda venüs'ün yüzeyi gibi pürüzsüz olduysam ne mutlu. herkesin hikayesi kendi içinde bir galaksi, benimki de böyle garip bir bulutsu.
  10. cildim yanmasın diye korkuyla gittim, meğerse ne kadar rahatlatıcıymış. herkesin dilinde mucize diye geziyor ama bence en önemlisi cilt tipine uygun yaptırmak. bir de sonrasında güneşe çıkmamak lazım, yoksa o güzelim yüzünüz domatese döner.