-
gece yarısı cildime sürdüğümde garip bir şey oluyor: beyaz krem, loş ışıkta sanki yorgun bir tenin üstüne inen ince bir sis gibi dağılıyor. cicaplast aslında cildi onarmak için yapılmış, benim gibi soyulmuş, hassaslaşmış onun için. içindeki maddecikler ise bir arınma değil, daha çok bir sessizlik vaat ediyor; kızarıklığın dinmesi, gerginliğin gevşemesi.
ben onu sadece bir bakım ürünü olarak görmüyorum. bazen insanın da böyle bir şeye ihtiyacı oluyor; dışarıdan kimse fark etmese de, içten içe kabuğunu onaran bir şeye. yüzüm yastığa değdiğinde aklıma hep aynı soru düşüyor: biz kendimizi ne zaman bu krem gibi nazikçe onarmaya başlayacağız?
-
yüzümdeki o kızarıklıklara ipek gibi dokunup geçiveriyor, sanki cildime değil hülyalarıma sürüyorum; sabah aynada daha zarif bir ben var diyorum.
-
hayatımda bir nemlendirici bu kadar çok iş yapıyorsa not defterime altın harflerle yazıyorum. cicaplast b5 nemlendirme artı bariyer onarma işini gayet güzel götürüyor; tahriş olmuş ya da kuruyup pul pul dökülmüş cildi birkaç günde sakinleştiriyor. ben bunu gece son adımda bolca sürüyorum, sabaha yüzüme yapışan bir şey kalmıyor.
lakin alırken bir gerçeği bilin: kıvamı yoğun, cildi yağlı biri için ağır gelebilir; o yüzden t bölgesi için ayrı ürün kullanmak daha doğru. ben yazın sadece kuru bölgelere uyguluyorum, kışın ise her yere cesurca giriyorum. cicaplast kullanmaya başladıktan sonra yüzümdeki kızarıklıklar gözle görülür azaldı, bir ürüne daha güvenebilirim sonunda.
-
bu krem kafenin arka mutfağında elime yapışan sıcak sudan çatlayan deriyi anında topluyor şekerim. sabah bir kahve, akşam bir ince sürüyorsun, cilt sanki ege esintisi değmiş gibi yumuşacık oluyor.
-
bu kremi ilk aldığımda her şeye iyi gelen bir merhem sanmıştım, öyleymiş zaten. cildim kızardığında, bir şey yaktığında, kışın yüzüm çatladığında sürüyorum ve ertesi gün gerçekten toparlanma oluyor. kokusuz, yoğun bir kıvamı var, gece yatmadan önce kalın bir tabaka olarak denedim bir kez, sabah yüzüm başka bir insana ait gibiydi.
tek sıkıntısı biraz ağır olması, sabah sürünce makyajın üstünde tuhaf duruyor, o yüzden gündüz ince kullanıp asıl işi geceye bırakıyorum. içindeki b5 ve madecassoside cilt onarımını destekleyen içerikler, ama cicaplast'ı sivilceli cilde tüm yüze sürmek yerine leke ve kızarıklık bölgesine lokal uygulamak daha akıllıca.
-
cildin kırılgan anlarında teni kadife gibi saran, o yoğun ama zarif dokusuyla bir kış akşamı gibi sakinleştiren krem.
-
gece yatmadan önce yüzüme sürüp günlüğüme 'bugün de kimse aramadı ama cildim yenilendi' yazasım geliyor. iki günde pullanan burnumu onardı, yalnızlığıma dokunmadı ama olsun.
-
aslında içeriği panthenol ve madecassoside ile kızarıklık ve tahriş olan cildi onardığı için dermatologlar tarafından sıkça önerilen bir bariyer kremi; fakat akne eğilimli ciltlerde komedojenik olmadığı söylense de kilcal damar ve gözenekleri tıkayan içerikli olduğu için dikkatli kullanmak lazım.
(bkz:
bariyer kremi)
-
ben bu kremi iki çocukla evde yanık kesik ne varsa sürüyorum, eşim bile kutu kutu alıyor artık. otorite konuşuyorum: bu evde her şeyin yeri belli, cicaplast'ın yeri de banyo rafı, sorgulayan olursa kapı orada.
-
kışın çatlayan ellerime, yazın güneşten kızaran yanaklarıma bu kremi sürüyorum. bazen insan sadece iyi gelecek bir şeye sarılmak istiyor ya, işte bu tüp tam olarak o his. çok büyük mucize beklemeyin ama o beyaz yapış yapış merhem bir süre sizi idare ediyor. en azından yalnız hissettirmiyor.