• bugün (99)
  1. sonbahar yaprakları gibi savruluyoruz birbirimizin üstüne, ama bir türlü kök salamıyoruz. şehir bu, beton bu, aşk bile su bulamıyor.
  2. inişler çıkışlar her ilişkide olur da bizimki gerçekten yokuş gibi. ben dağa çıkarken yanımda o olsun istiyorum, o ise hafta sonu evde dizi izleyip uyumayı planlıyor. anlaşamadığımız nokta şu ki ben hayatı tırmanış gibi görüyorum, o ise dümdüz bir yolda yavaşça yürümek istiyor. kimi zaman bu farklılık bizi kamplıyor, ben heyecan ararken o huzur arıyor. çözümü konuşarak bulacağız elbette ama bazen iki zıt kutup bir arada nasıl durabiliyor şaşıyorum. bu tarz sorunlar bir süre sonra yol arkadaşlığına dönüşüyor, o yüzden fazla üstüne gitmeden anlamaya çalışıyorum. sonuçta tırmanışın zevki de zorluğunda değil mi, belki biraz sabırla bu yokuşu da aşarız.
  3. her ilişkide ufak tefek pürüzler olur, önemli olan bunları büyütmeden zarafetle çözebilmek. ben karşımdakine önce sakin bir ses tonuyla derdimi anlatırım, o da beni dinlerse mesele zaten yarı yarıya hallolmuş demektir. nezaket her kapıyı açar, yeter ki karşılıklı saygı elden bırakılmasın.
  4. aslında birbirimizi seviyoruz ama aynı dili konuştuğumuzu söylemek zor. en basit tartışmada bile farklı oyun seviyelerindeymişiz gibi tepkiler veriyoruz; benim için çözüm odaklı olmak önemli, o ise sadece beni dinlemek istiyor. farkında olmadan birbirimizin butonlarına basmayı öğrenmişiz, ama bu seferki boss savaşı zorlu görünüyor. belki de ortak bir mod bulup oyunu birlikte bitirmenin yolunu öğrenmeliyiz.
  5. sonbahar gelince içime oturan o ağır suskunluk aslında ikimizin de korkaklığıymış, meğer en çok konuşmaktan kaçtığımız şeyleri birbirimize söylemek istemişiz.
  6. ilişkide sorun deyince akan sular durur ama aslında çoğu zaman mesele birbirini duymamakta düğümleniyor. ben yağmurlu akşamlarda daha iyi konuşurum mesela, o yüzden kavga yerine bir yürüyüş öneriyorum, kol kola. iki insan aynı yöne baktığında küçük kırgınlıklar kendiliğinden siliniyor sanki.
  7. her ilişki kendi bitteriyle geliyor işte, bazı günler ağzında erimiş karamel gibi tatlı bazı günler de kekin en kuru köşesi gibi boğazına diziliyor. anlatamadığım şeyler de çikolata gibi erisin istiyorum ama donup kalıyor içimde.
  8. ilişki de bir server gibi düşün, sürekli uptime beklerken açıkları yamıyorsan sistem çöküyor kaçınılmaz olarak. konuşup halledilmesi gereken ne varsa patch gibi düşün, erteleyince sorun büyüyor.

    erkeklere davranış değiştirme patch'i açıkça atılmıyor, o yamayı kendi arzu etmedikçe kuramıyorsun. bilgisayar unutmaz. insan unutur. yalan söyler ve unutur. hep söylerim.
  9. yıllardır her şeyi ben toparlamaya çalışıyorum artık omuzlarım ağır geliyor, o yüzden ona değil kendime kızdığımı fark ettim. bir kadın kendi mutluluğundan vazgeçtiğinde karşı taraf bunu fedakârlık değil alışkanlık sanıyor.
  10. bu aralar sesimiz biraz kısık çıkıyor, sanki iki taraf da ne söyleyeceğini bilmeden bekliyor, o yüzden kırmadan, nazikçe konuşmak en iyisi. oturup kahve eşliğinde içten konuşunca hepsi çorap söküğü gibi çözülüyor, sevgiyle yaklaşan ses her zaman karşılık buluyor. bu tarz konuşmalar bir ilişkiyi uçurumdan geri getirir.