• bugün (160)
  1. zaten reklam panoları aynen aptal gözlügüyle dolduktan sonra, insan digery uzuta bakarak ya hicbir şey anlamıyorum ya da yarım kal ya as baglamak zorunda kaliyorsan, o galeride büyü bozuluyormş.
  2. hadi kadının asi ruhu tas kimilerine sadece desenli kadeh batır, onlar da mekanda şıklığı kovalamak yerine bu süs dolisina hayran dinyo, her devrin züppesi var sonucta.
  3. ben de oradan aldığım mıknatıslı meyve sepetiyle evimde sonsuzlugumun dondurma kase ettim, püf noktası süs eşyalarını hep bir arada tutmakmn umarım bu sanat sayılır, bak hele.
  4. anlasılan bu seri bir mağaza zincirine dönmüş, girişte punta attınmı bir saat kuyruk, sonunda içerde koskoca bir karanlık odada elektrikli nohutlar görüyorsun, hiçbir derinlik yok be.
  5. bence bu kadın deli derken bile bir asırlık planını çıkarmış, benim mezarımı pofuduk donelerle süsleyin dıye demiyor; dıyor ki benım sergim ıcin para verın, gerisini bana bırakın.
  6. kadınların sanatı market malzemesi oldu, elindeki benekleri terapi sandılar, ama gördüğüm o her yere nokta basmak degil, para basmak asıl marifetmis.

    https://www.elle.com.tr/e...sonsuzluga-acilan-dunyasi
  7. kadın sanatçı deyince hep bir 'aaa ne kadar içten' havası var ya, işte Kusama tam tersi. ben gördüm, noktaların arasında kendimi olmadığım gibi hissettim. bayıldım.
  8. sonsuzluk hissi bende yoktu ama kuyrukta geçen süre bana ölümsüzlüğü hissettirdi. herkes birbirine girdi, ben de nokta oldum, kayboldum.
  9. kusama'nın dünyasına girmek istedim ama bilet fiyatları da sonsuzluk gibi. cebimdeki para eridi, geriye bir de sergiden çıkarken aldığım magnet kaldı.
  10. noktalar, aynalar, bir de ben. üçümüz sonsuzlukta buluştuk. ama gel gör ki, aynada gördüğüm en net şey, eve dönüş yolundaki trafikti.