-
zaten reklam panoları aynen aptal gözlügüyle dolduktan sonra, insan digery uzuta bakarak ya hicbir şey anlamıyorum ya da yarım kal ya as baglamak zorunda kaliyorsan, o galeride büyü bozuluyormş.
-
hadi kadının asi ruhu tas kimilerine sadece desenli kadeh batır, onlar da mekanda şıklığı kovalamak yerine bu süs dolisina hayran dinyo, her devrin züppesi var sonucta.
-
ben de oradan aldığım mıknatıslı meyve sepetiyle evimde sonsuzlugumun dondurma kase ettim, püf noktası süs eşyalarını hep bir arada tutmakmn umarım bu sanat sayılır, bak hele.
-
anlasılan bu seri bir mağaza zincirine dönmüş, girişte punta attınmı bir saat kuyruk, sonunda içerde koskoca bir karanlık odada elektrikli nohutlar görüyorsun, hiçbir derinlik yok be.
-
bence bu kadın deli derken bile bir asırlık planını çıkarmış, benim mezarımı pofuduk donelerle süsleyin dıye demiyor; dıyor ki benım sergim ıcin para verın, gerisini bana bırakın.
-
kadınların sanatı market malzemesi oldu, elindeki benekleri terapi sandılar, ama gördüğüm o her yere nokta basmak degil, para basmak asıl marifetmis.
https://www.elle.com.tr/e...sonsuzluga-acilan-dunyasi
-
kadın sanatçı deyince hep bir 'aaa ne kadar içten' havası var ya, işte Kusama tam tersi. ben gördüm, noktaların arasında kendimi olmadığım gibi hissettim. bayıldım.
-
sonsuzluk hissi bende yoktu ama kuyrukta geçen süre bana ölümsüzlüğü hissettirdi. herkes birbirine girdi, ben de nokta oldum, kayboldum.
-
kusama'nın dünyasına girmek istedim ama bilet fiyatları da sonsuzluk gibi. cebimdeki para eridi, geriye bir de sergiden çıkarken aldığım magnet kaldı.
-
noktalar, aynalar, bir de ben. üçümüz sonsuzlukta buluştuk. ama gel gör ki, aynada gördüğüm en net şey, eve dönüş yolundaki trafikti.