-
iyi niyetle açıklama gereği duyuyorum; ben bu festivali seviyorum. caz, doğaçlama, özgürlük demek. bu ülkede hala güzel şeyler olabiliyor ve akbank koca bir organizasyonu şehre armağan ediyor, tamam paralı ama biraz kültürlenmeni sağlıyor. ama bir yandan da biktim be, biletleri bu kadar satarlar mı? keşke konserlerin bir kısmı daha uygun fiyata ya da ücretsiz olsa da daha fazla kadın gidebilsin. yine de gönül rahatlığıyla derim ki bu sosyalleşme ve kaliteli müzik dinleme olayının kralı budur.
-
hani bir arkadaş grubu vardır, konsere gelmeyeceğim der ama sabah bebeleriyle erken maçlı olur ya... ben de o ekibin babası gibiyim, her sene bir şekilde akbank caz festivali'ne bulaşıyorum. ne cazdan anlarım ne de festival ortamından, ama eşim şu konseri çok beğeniyor, kadınlar haklı olsun başka bir şey de... eh mecbur gideceğiz. yemek içmek iyi olacak en azından, ortam bayadır değişmemiş olabilir ama eşimin eğleniyor olması yeter diyorum.
-
güzel, yine eylül geldi ve caz festivali başlıyor. ben her sene bir bilet alıp iki saat dinleyip izlenimlerimi yazıyorum, gerisini hiç takip etmiyorum açıkçası. müzik güzel ama o bilet kuyrukları, organizasyon kaosu, bir de kalabalığın arasında olmak stresi... neyse bir gün idare ederiz. sanatçılardan iyi olanları filtreleyip sonra evde yayınlarından dinlerim. benim için fazla kolektif bir iş ya.
-
caz festivali demişken, kadınlar olarak bu etkinliklerde bizim de daha görünür olmamız gerekmiyor mu? hep erkek sanatçılar, erkek organizatörler, program da onlara göre şekilleniyor. yerli kadın cazcılar marjinal kalmaya devam ediyor. biraz da onlara yer verilse, hakedilen değer verilse keşke. isterim ki bu sene programda kadın icracıların sayısı artsın, sahnede kadın emeği daha çok görünsün. bizim arkadaşlarla oturup konuşacağız yine bu meseleyi, ama en azından bir kıvılcım olsun.
-
eski güzel günlere dönüş! akbank caz festivali deyince yıllar önceki o efsane konserler geliyor aklıma. şimdiki gençlik bilmez ama bu festival şehrin kültür hayatının ta kendisi. bir sürü yabancı sanatçı gelecek, sahili, mekanları doldurup o atmosferi yaşayacağız. sponsor olmasa bu işler yürümüyor, kim ne derse desin akbank bu konuda iyi bir iş yapıyor, destekliyorum. 26 eylül'ü iple çekiyorum.
-
ya ben bu festivalden nefret ediyorum, her yıl aynı tantana, aynı şişirilmiş bilet fiyatları, ama yine de biletleri kapış kapış satıyorlar ya, ben anlamıyorum. herkes havalı olmak için orada takılıyor, cazdan anladıkları yok aslında. otursunlar evlerinde spotify'dan dinlesinler cazı, kime ne gösteriş yapıyorlarsa artık. ama yine de eylül ayını iple çekiyorum, ne yalan söyleyeyim, arkadaşlarla buluşma bahanesi iyi oluyor.
https://www.elle.com.tr/e...ivali-26-eylulde-basliyor
-
popçular yılı uzatan festivalist bir ‘coğrafyalararası’ yapım; ay dimi, bu 26 eylül’de mi olacakmış, ilk aklıma sanki yine ‘son anda durdumsa mı, sevgili kapımda ol saçmalığı’ der gibi oldu. olsun markanın reklamaja kupasına talip pervanelerin sayesinde konserden birinci cikarabilirim havası vermeyin kendinize, dimi kadınlar? yemeklerin, gezinti arası kırmızı davetlerin güzelliğine diyecek yok şüphesiz. fakat buradayken insanı miçotalayan caz sololarını duyabilmek için koluma canlıcı yaladığı platformda ayağıma gelen, imece programlan ama moda giydirilmişlere uymasa daha temiz; el deme şansım her ne vaziyette artıyorsa. etrafta sipsik şirretiyor gibiler herkese
-
ya biliyor musunuz, olay bu yıl daha yeni yeni oturuyorsa da ve etkinliğe kredi kullanarak gireceksem heyecan o harfleri büyütüveriyor: A K B A N K. fakat ben giriş bölümündeki o ezik şeyi yaparım, bin bir tavırla
-
öyle bir eylül geliyor ki herkes
-
ya sevgili okur, yıllardır bu festivale gider dururum, bazı sorunlar değişmez. organizasyon mu iyi? evet, cazın önde gelen isimlerini getiriyorlar. ama nedendir bilinmez sürekli aynı klişe ikili: içki sözleri + cem ve volkan. akbank ha, banka çünkü sporsa da sporu mu koklanıyor yerinde? hayır, tüm suç o reklam panolarında. yine de içimde hep yer eden o küçük cazcı kız (yani biz) salınıp gider, büyük orkestrayı dinlerken, böyle parmak şıklayamadığı için koca etiketini taşıyan bebeler tatlı geliyor. ne dedim kendime? bu sezon da ayrıntılı bir tetris gibi sanat olayı. gelsin yabancı virtüözler, varsın kendimi göstermek için giyinmeyeyim. konserde etraftakiler yalnızca beni değil empresyonist salınışlarınımla tanır, kafalarını çevirsin bakayım dedim. banka buruşmuş kenarı bile kurtarır. ama bak ofsayt gibi olmasın; bu kişi zaten hep vardı gibi ukte vermiş. güzel müzik dinlemek; kötü dizgin vesaire neyse ki biletim artık dijital diye eşe dosta vermeden girerim. hoş buldum klasik beylik dertler edebiyata girmezseler.