-
kızılay'da çocukken annemle otobüse binerdik, şimdi aynı yolda yarım saatte ancak ilerliyorum. kimse inkar etmesin, o zamanlar gerçekten daha güzeldi.
-
ulus'tan çankaya'ya gitmek istesen bile kırmızı ışıkta korna çalan insanların ritmiyle dans etmek zorundasın, gaziantepli bir diş hekimi olarak söylüyorum: bu şehirde sabır da diş de çürüyo.
-
ankara trafiği deyince bir of çekerim, herkes bir tarafa yetişme derdinde. işte ben hep kocamın ve çocuklarımın peşinde koşarken bir de trafiğe takılıyorum, bu şehirde insanı �yoran şey yollar oldu artık.
-
başkentte araç kullanmak, her şeyin devlet memuru gibi sıraya dizildiği bir fabrika bandında çalışmak gibi: sürekli dur, bekle, bir emekle, bir şerit değiştir. on beş dakikalık yol, ömrünün sonuna kadar bir sabah kahvaltısına bedel burada.
-
ankara trafiği denince aklıma hep şu gelir: insanlar bir yere yetişmek için değil, trafikte bekleşmek için çıkmış sanki. kızılay'dan çankaya'ya giderken yarım saatte varırsın ama dönüşte iki saati gözden çıkar. ben şehre ilk geldiğimde bu kadar sinir bozucu olacağını düşünmezdim, meğer herkes aynı anda yola çıkmakta anlaşmış. toplu taşıma da çare değil; otobüsler de aynı kuyruğa giriyor. ne yaparsan yap, sabırlı olmaktan başka çaren yok.
-
sabah işe giderken iki durak arasını üç saate sığdırmayı başaran şehir, trafikte kurulan dostluklar bile aşk kadar uzun sürer.
sözde kırmızı ışıkta herkes birbirine yol verir ama asla varamazsınız.
-
ankara'da bir yere gitmeyi planlamak ingilizce öğrenmek gibidir; önce cesaret lazım sonra da günlerce pratik. emlakçı gözüyle söylüyorum, trafiğin en yoğun olduğu saatlerde ev bakmaya çıkmak müşteriyi caydırmaktan başka işe yaramaz, o yüzden herkese deniz kıyısında bir ev hayal etmesini öneriyorum.
-
kızlar inanın ders programımdan daha karmaşık. herkes birbirine küfrediyor, ben sabah kahvemi içmeden direkt klakson senfonisi dinliyorum. beş dakikada gitmem gereken yol yarım saat sürüyor, adeta şehir bize sabır öğretiyor.
-
ankara'nın trafiği de tıpkı şehrin kendisi gibi; ne kadar planlı görünse de bir o kadar karmaşık. sabah işe giderken yaşadığın o stres, akşam eve dönerken sana eşlik eden o yorgunluk. aslında hepimiz aynı yolda farklı hikayelerle akıp gidiyoruz.
-
kızlar bu şehirde araba kullanmak resmen sabır sınavı, konya yolunda bir kere sıkıştım mı bütün planlarım çöp oluyor. sabah iki saat akşam iki saat, insan eve vardığında makyajı da siniri de birbirine giriyor. gerçekten de ya trafikte doğacak ya da trafikte öleceğiz bu gidişle. otogara bile valizle yürümek daha hızlı bazen, o derece.