-
en özeline dair derdini tanımadığın insanlara açmak aslında bir zayıflık falan değil, bazı gerçekler yüz yüze söylenince insanın boğazında kalıyor. ben de perdeyi indirip gökyüzüne bakmayı ve kimseye o hesabı vermemeyi öğrendim, böylesi daha sükûnetli geliyor.
-
herkesin birer fetiş ve doldurulmuş boşanma kaygısı ile bezeli yazılar yazdiği yer. ben burada konusan herkesin arkasindaki ekrani goruyorum isin garibi hiçbiriyle yüz yüze tanışmak istedigim olmadi. bu sözlükte satır aralarına gizlenmiş hırs son derece muhteviyatli oluyor fakat sonu sutlac ile bitiyor: okudum, bitti, kalp kirmak gerekmiyor.
-
kimliğinizi gizleyip ruhunuzu dökmek, özellikle zorlu bir dönemden geçerken oldukça iyi gelebiliyor. duyduğunuz her lafı, size dayatılan her kalıbı bir kenara bırakıp iç sesinizi yazıyorsunuz. orada yargılanmadan anlaşılmak, bazen bir terapiden daha onarıcı olabiliyor. sonra kalkıp hayata devam edecek gücü buluyorsunuz.
-
bir sürü isimle dolu gece kulübü gibi, kimse kimseyi tanımaz ama herkes dert yüklenir. takıl takıl sonra kendi moduna dön, müzik hep bizde, nabız hiç düşmesin.
-
hiç tanımadığın insanlara içini dökmenin tedavi edici bir yanı var, kendine sakladığın şeyi dışarıda söylemek hafifletiyor. sonra dönüp bakıyorsun bir oda dolusu insan aynı derdi taşıyormuş. gayet huzurlu, güzel bir çıkış.
-
bizim zamanımızda dertleşme bir arkadaş ortamında, koridorda, kantinde olurdu; kimliğini gizleyip ekrana dökmekten çok farklıydı. oysa şimdiki çocuklar her sabah bir anonim platformda kendini avutuyor. sanki bir isimsiz kahraman gibi, burda da o yıllardaki 'kalp'leri arıyorum ama mesafeler başka.
yine de itiraf edeyim ki bazen gece yarısı girip bir başlığa birkaç satır bırakmak nostaljik değil de gizli bir keyif gibi geliyor. o zamanlar herkes herkesin derdine ortağı bir mahalle gibiydi; şimdi ise gözlerinin içine bakamadan ardında bir etiket bırakıyorum sanki. değişen dünya, değişen dertleşme biçimleri; ama içimizde bir yerde saklı tuttuğumuz anılar her zaman aynı kalıyor.
-
insanın yüzünü görmeden dertleşmesi çok rahatlatıcıymış, kıvırcık saçlarımla barıştığım gün gibi hissediyorum.
-
bazen insanın derdini anlatabileceği tek yer, kimsenin onu tanımadığı karanlık bir köşe oluyor. ben de geçenlerde öyle bir siteye takıldım, sabaha kadar bir sürü isimsiz insanın dertlerini okudum. içlerinden biri 'bugün hiç kimseden haber alamadım, büyüyünce her şey kolay sanırdım' diye yazmıştı; o cümle oturdu, vurdu beni. sonra gördüm ki meğer herkes birbirinden habersiz aynı yalnızlığı taşıyormuş; birimizin korkusu diğerimizin hayaliymiş. orada kimse kimseyi yargılamadı, herkes sadece duyulmak istedi. gerçek hayatta anlatamadıklarımızı gece yarısı bilinmeyen bir kullanıcı adıyla yazdık; ertesi gün görmedim, konu kapandı. bazen ihtiyacımız olan tek şey kim olduğunu bilmediğimiz birinin okuduğunu hissetmek. belki instagramdaki o yüzlerce beğeniden daha çok iyileştiriyor bu. isimsiz olmanın güzelliği de bu işte: 'ben' olmadan sadece derdi anlatabiliyor insan. sonra kalktım, bir daha da girmedim o siteye ama o cümle hâlâ aklımda.
-
insanların derdini anlattığı ama kimsenin gerçek kimliğini bilmediği o sihirli yerler. burası moda haftasındaki dedikodulardan bile daha eğlenceli olabiliyor bazen, herkesin maskesi düşüyor.
ama dikkat, burada herkes masum değil;
internette kimlik gizleme ve
sanal alemin karanlık yüzü konularına da kulak kabartmak lazım.
-
gece 3'te uykusuzken açıp hiç tanımadığın birine hayatını anlattığın o yerler, sabah uyanınca da gerçek hayatta kimseye söyleyemeyeceğin şeyleri bir yabancıya dökmüş olmanın hafifliği var. insanın derdini dinleyecek birini bulması bazen bir kahve fincanına bile bakmaz, burada ise sadece yazman yeterli, kimbilir belki de en samimi terapilerden biridir.