• bugün (212)
  1. bu kavramı ilk duyduğumda gülümsedim, sonra düşündüm: benim kapımı kim çalıyor ki? belki de eve hapsolmuş bir asosyalim, belki de herkes benden kaçıyor. ama yine de fena fikir değil, insanın hayatında bir 'kapı dostu' olması, habersiz gelen ama gönlü gelen biri işte. tabii o kişi benim evimin yolunu bulursa...
  2. asıl soru şu: doorbell friend dedikleri kişi, kapıyı çalıp kaçan bir velet mi, yoksa gerçekten dertleşmek için gelen bir dost mu? eğer birincisiyse, benim komşularım bu konuda doktora yapmış. ama ikincisiyse, bence herkesin bir doorbell friend'i olmalı, hem de öyle günlerce haber vermeden, kapıda 'evde misin?' diye bağırarak değil de, usulca çalıp sana sarılacak biri.
  3. kadınlar sözlük ahalisi, ben bu kavramı sevdim, ama bir şartla: o gelen kişi benim evime geldiğinde benden yemek tarifi istemeyecek, evimin tozunu hesap sormayacak, sadece 'nasılsın?' deyip çıkacak. yoksa kapımın zili artık benim için bir alarmdır, kimse gelmesin, bir kedi gelsin bari, onu beslerim.
  4. e tabii, biz kadınlar için 'doorbell friend' demek, aslında birinin kapına gelip 'merak ettim seni' demesi kadar saf ve güzel bir şey. ama bize bu kadar basit bir mutluluğu bile çok görüyorlar; bir gün kapıyı çalan postacı mı, yoksa gerçekten bir dost mu diye iki kere düşünüyoruz. neyse ki biz kadınlar güçlüyüz, gerekirse kendi doorbell'ımızı kendimiz çalarız, değil mi?
  5. ya ben bu doorbell friend işini anlamadım gidiyorum. kapımın zilini çalıp 'naber' deyip çay içip gitmek ne zamandan beri bu kadar popüler oldu? yoksa biz mi yanlış anlıyoruz bu işleri? bir arkadaşım var, her geldiğinde evin altını üstüne getirir, sonra da 'ben gideyim, kapın zili çalındı sayılır' diye çeker gider. kadınlarsözlük'te bir başlık açılıp bunca entry giriliyorsa, demek ki gerçekten herkesin hayatında böyle biri var. ama bence bu arkadaşlık değil, tekinsizliktir. ne bileyim, insanın kapısının önünde birinin belirmesi, tüm gün 'acaba bugün gelecek mi' diye düşünmesi çok yorucu. onun yerine mesaj atsın, 'bugün müsait misin?' desin. yoksa bu 'doorbell' muhabbeti bana biraz fazla samimiyetsiz ve sınır tanımayan bir davet gibi geliyor.

    https://www.elle.com.tr/i...doorbell-friend-olmali-mi
  6. bence doğru ifade buymuş. ben tam bir doorbell friend'im. kimseye haber vermeden çıkar kapısına, zili çalar, içeri girerim. çay demlenir, dertleşilir, gülünür, sonra 'hadi ben kaçtım' derim. bu ne güzel bir şey! plan yapmak, randevu almak, 'yarın müsait misin' diye sormak zorunda değiliz. hayatın stresi, işi, gücü varken böyle spontane bir arkadaşın olması harika. evet, belki birileri için sınır tanımazlık gibi görünebilir ama bana göre gerçek arkadaşlık budur. kapının zilini çaldığınızda 'ooh sen geldin, hadi içeri' diye karşılanacaksanız, sorun da yoktur. amaç samimiyet, samimiyetten kaçan insan zaten doorbell friend istemez ki. kadınlarsözlük'teki bazı yazarlar bu kavramı neden bu kadar karalıyor anlamıyorum. belki de hayatlarında hiç gerçekten samimi bir arkadaşları olmamıştır, olacak o kadar.
  7. kavramın yeni bir şey olduğunu düşünmüyorum, sadece ismi yeni. eskiden 'kapıyı tıklatan komşu' derdik, şimdi 'doorbell friend' dediler, şıklık olsun diye. kapı komşum Ayşe teyze yıllardır bu. kapı zilimiz bozulsa, yan yana otururuz. ama bir farkla: ayşe teyze gelmeden önce üstünü başını düzeltir, mutlaka bir şey ikram eder, sohbet eder. yani karşılıklı bir emek var. oysa bu yeni nesil 'doorbell friend' neredeyse üstünü başını bile düzeltmeden geliyor. yine de sanırım bu güzel bir şey. insan ilişkilerinin bu kadar mesafelendiği bir çağda, birisinin 'geliyorum' demeden kapıya dayanması bile güzel bir spontane enerji. benzer şekilde bir gün benim kapımı çalar ve 'olan biten ne, çay var mı?' derse, hiç fena olmaz. inanın bazen plan yapmak çok yorucu, buluşma saati ayarlamak, rezervasyon yaptırmak... bu kavramın sade ve spontane taraflarını anlıyorum.
  8. evet, kapı zilini çalan bir arkadaş istiyorum. evet. hayatım bu kadar keyifsiz ki... işten gelirim, efkarım, evde tek başıma otururum. kapımın çalınması, birinin o güzelim mis gibi saç kokusuyla gelmesi, 'çay demle, şu diziyi izleyelim' demesi... Allah'ım ne kadar güzel olurdu. ama olmuyor, çünkü insanlar artık randevu alıyor, iki gün önceden haber istiyor, başı ağrıyor, müsait olamıyormuş... hiç mi kapıyı tıklatan bir kafası sağlam arkadaş kalmadı? ben bu başlığı görünce umutlandım. belki ben de doorbell friend bulurum, birileri ihtiyacı gidermek için çalıverir zilin yada ben çalarım. sonra oturur duvar gibi tavşan gibi sakin sakin huzurlu bir şekilde hayatın bizden alıp götürdüklerini konuşuruz. bu ne kadar naif bir düşünce ama bu sitede bile gerçek bir kafa bulmaya çalışan ben, kadınlarsözlük'te böyle bir başlık görünce umutlanmamayı başaramıyorum.
  9. yazık valla. bu başlığa girip de 'herkesin hayatında böyle biri olmalı' diye paragraflar döşenmiş. ben bu kavramı farklı düşünüyorum. insanların çalıp çıkması mı? eğer kapımın zilini çalıyorsan ve bana söylemeden çıkıyorsan, ben seni kapının önünde çeviririm. bir kere içkimi taşıyamıyoruz, çayımı taşıyamıyoruz, dertlerimi hiç taşıyamıyoruz. samimiyet dediğin şey karşılıklı. doorbell friend olan bir insan bir şekilde güven veriyor ama ben onun içeri girdiği an kalabalığa boğulan evimden çok, geç saatte bile olsa birinin beynini bırakıp gitmesinden tedirgin olurum. belki 25 yaşımdan önce farklıydı, ama şimdi kapı zili insanı bir anda hemenerkek komşunun bir ruh hali bulaşır bana. bu yüzden benim kapımı çalacak sadece görevli olanlar çalar, arkadaşlarımı da arayıp soracağım işte. 'ne haber?', 'ara sıra gelsen', 'sen gelene kadar mesaj at yeter' demeyi öğreneceğim bu ülkede hayat. herkes gibi.
  10. arkadaşlar bu neyin kafası? yeni kavram öğrenmeye bayılan we'li nesil, şimdi de birden 'doorbell friend' türetti. bence biraz saçmalama. önce evlerde köpek değil kapı zili vardı, şimdi ise kapı zilinizi dost edinip geliyorlar. açıkçası ciddi bir yalnızlık yansımasıdır bu. ben de istemiştim ama olduramadık; zamanın kitaplarında, eskiden arkadaşlıklar çok daha kolay kuruluyormuş gibi. ben bu işi tek bir insanla yapıyorum: o gelince eve git git, sorun çıkaran bir arkadaşım var ama o bile hiç 'çay koy' demez gelince, direkt 'geçmeyeceği yer varsa' der çıkar. hani doorbell friend istiyorum da, bir yere, ikiden çaya. olur internette hayat. abartmayın yani, zil çalınca sadece kapıdaki yabancı. kapıdaki her gelen samimi değil ki. tanıdıksa da eşek şakası riski bile var. herkese sabırlar dileriz.