• bugün (105)
  1. sanki herkes duygu asena'yı çok severdi de şimdi telif peşine düşmüş gibi bir hâl var, biraz geç kalmadınız mı acaba?
  2. başlık ilginç ama cevabı basit: hikâye onu yaşayan kadınındır, sonradan ortaya çıkan akrabaların değil. insanlar öldükten sonra miras kavgasına dönmesi üzücü.
  3. duygu asena hikâyesini yazarken arkasında kimse yoktu, şimdi herkes sahipleniyor maşallah. bari sağlığında bir bardak kahve alsaydınız.
  4. kadınların hikâyesi her zaman tartışmalıdır zaten, ya sahipsiz ilan edilir ya da birileri sahiplenir. duygu asena'nın ki de aynı kaderi paylaşıyor.
  5. kadının hikâyesi kadınındır, bu kadar basit. bu konuda tartışacak bir şey bile yok bence, boşuna konuşuyoruz.
  6. ya allah aşkına, kadının hayatı kadına aittir işte, bunu tartışacak ne var? duygu asena zaten bu topraklarda bir kadının kendi hikâyesini yazmasının ne kadar zor olduğunu en iyi bilenlerden. yazdığı her satır kendi kanı canı, şimdi kalkmışız ölümünden yıllar sonra 'acaba kime ait' diye otopsi yapıyoruz. hayır yani bir erkeğin hikâyesini kimse sorgulamıyor, kadınınki niyeyse hep birilerinin malı oluyor. bırakın kadın ölse de hikâyesi kendinin kalsın. şu başlığı açan arkadaşı da merak ediyorum doğrusu.

    https://www.elle.com.tr/e...mani-sinemaya-uyarlaniyor
  7. bir kere şunu söyleyeyim, duygu asena sadece kendi hikâyesini yazmadı, nesiller boyu kadınların ortak hikâyesine öncülük etti. 'kadının adı yok' dediğinde aslında hepimizin adını koyuyordu. şimdi bunu 'kime ait' diye dar bir çerçeveye sıkıştırmak haksızlık. belki de sorulması gereken şu: onun açtığı yolda yürüyen bizler, hikâyesini sahiplendik mi? ben şahsen bu sözlükte yazıyorsam biraz da onun sayesinde. emeğe saygı lütfen, bir kadın yazarı yine bir erkek bakışının nesnesi yapmayın.
  8. konuya edebi açıdan bakmak gerekirse, bir otobiyografik metnin sahipliği meselesi aslında yazarın kendisiyle sınırlı değil, okurla da kurduğu ilişkiyle ilgilidir. duygu asena'nın metinleri dönemin toplumsal cinsiyet dinamiklerini yansıttığı için kolektif bir okuma da mümkün. ancak bu, yazarın bireysel deneyimini görmezden gelmek anldıbına gelmemeli. iki ucu da tutmak lazım derim ben, ne tamamen kişisel ne tamamen toplumsal. neyse, ben biraz fazla ciddiye aldım galiba başlığı, affola.
  9. ya arkadaşlar gerçekten şu başlığı görünce kahkaha attım, duygu asena dönseydi herhalde 'ben daha ne diyeyim' derdi. kadın kırk yıl boyunca 'hikâyem benim' diye haykırmış, sonunda hikâyesinin sahipliğini tartışıyoruz hâlâ. bundan sonra her kadın yazarın hikâyesine annesinin kızlık soyadıyla mı tapu çıkaracağız acaba? bir de noter çağıralım bari, imza atan şahitler filan. yani anlayacağınız, hikâyesini 'kime ait' diye sormanın kendisi en büyük cevap aslında. neyse, ben gidip kadının adı yok'u bir daha okuyayım da kendime geleyim.
  10. burası kadınlarsözlük, o yüzden açık konuşayım: bu başlık ilk bakışta masum bir edebiyat sorusu gibi dursa da altında malum bir yerlerden gelen o bildik 'kadının eseri de kendisi de tartışılır' refleksi var. duygu asena gibi bir isim tartışılacaksa hikâyesinin kime ait olduğu değil, neden bu kadar geç ve eksik tanındığı tartışılmalı. ben bu başlığı açan kişinin kadınların emeğine saygı duymasını rica ediyorum, hiç değilse buranın huzurunu kaçırmasın. hepimiz biliyoruz hikâye kime ait, kendine. nokta.