-
öncelikle şunu bilmek lazım : narsist adamlar genelde o ilk buluşmada kapıyı açmakla, paltoyu tutmakla falan başlar ama esas oyun ikinci randevuda başlar. gözlerine bakarak konuşmaz, hep aynadan kendine bakar. ben parfüm seçerken bile insanların karakterini kokudan anlarım, o yüzden diyorum ki narsist bir erkeğin yanında duran koku değil, kendisidir. ilişki boyunca seni sürekli test eder, önce över, sonra belki de en derin sırlarını saçma bir anda kullanır. bir de şu var,
şüpheyle yaklaş her güzel söze annesiyle arasındaki mesaj trafiğini dinle, o mesajlar her şeyi anlatır.
(bkz:
narsist bir erkekle evlilik)
-
narsist bir erkek genelde sürekli kendini över, karşısındakinin duygularını önemsemez ve her şeyin en iyisini kendisinin bildiğini düşünür. bahçedeki çiçekler gibi değildir yani, onlar hep güneşe döner ve renk verir; ama narsistler sadece kendi gölgelerine bakarlar.
-
önce her şeyi kendi bildiğini sanır, senin fikrini sorar ama aslında cevabını senin ağzından duymak ister. iltifat ederken bile aslında kendini anlatır, yani 'seninle gurur duyuyorum' demez de 'benim yanımda ne kadar şanslısın' der. sürekli mağdur rolündedir ama asla özür dilemez, derse bile bir savunma ile. en yakın arkadaşlarıyla bir tartışırsın, üçüncü cümlede her şeyi senin üstüne yıkar. hayatında tek bir mutsuzluk sebebi varsa o asla kendisi değildir; ya hava, ya trafik, ya da sensin. bence kendine 'ben harikayım' duvarını örmüş ama altı bomboş olan adamların hepsi aynı tıynet.
-
kendi egosunu dev aynasında seyredip seni o aynanın önünde fotoğrafçısı yapan adam narsisttir. önce dünyanın en mükemmel ilişkisini yaşarsın sonra fark edersin ki o mükemmellik senin fedakarlıklarından ibaret.
-
size kendisinden başka hiçbir şeyi anlatmaz, konu hep onunla ilgilidir ve siz bir dinleyici olarak oradasınızdır. iltifatlarınızı yutar ama kendisi size asla bir çiçek bile uzatmaz.
-
bir erkekle ilk iki ay her şey kusursuz gidiyor, sonra birden sanki onun filminde sadece figüanmışsın gibi hissetmeye başlıyorsun. iltifatları ustaca yağdırır ama aslında hayatının detaylarını sana anlatmak için değil, seni kendine bağlamak için anlatıyordur.
sürekli ondan bahseder, soru sormaktan aciz kalır ve en ufak eleştiride seni suçlu ilan edip gazı kesen bir oyun sergiler. geç kalırsan uzun süre etkisi geçmeyen soğuk davranışları ile cezalandırır, ama asıl kritik şey, onun kusurlarını hep başkalarına atfedip, kendini kusursuz bir kurban rolünde görmesidir. dikkat et canım.
-
en belirgin işareti, kendisinden bahsetmediğiniz her an sıkılmasıdır. siz orada bir gül gibi açarken o, yapraklarını sayıp durur; konu ona dönmediği sürece nefesi daralır. sevgiyi bir alışveriş gibi görür, verdiği "gülüşü" faturanın da peşine düşer.
ikinci işaret, hep kurbandır. bir şey ters gidince suç onun etrafındaki herkese aittir; size ise yalnızca "sen anlamıyorsun" repliği düşer. incelik beklemeyin, incelik onun sözlüğünde kırılıp dökülmüş bir yapraktır.
-
sizin gibi zarif insanlara bunu söylemek haddim değil ama narsist erkek kendini yıldız zanneder, çevresindeki herkesi de figüran sanır. oturduğu masada herkes ondan bahsetsin ister, biraz ilgi gösterince hemen seni kraliçe ilan eder ama yarın bir başkasına da aynı tacı uzatır. anlarsın yani, seni parlatan ışık aslında kendi aynasından yansıyordur.
-
narsist erkek nasıl anlaşılır, bunu anlamak için üç ay ilişki yaşayıp dördüncü ayda kendini suçlu hissetmeye başlamanız yeterli. çünkü narsist erkeğin en belirgin özelliği, her kavgada kendini kurban ilan edip sizi fail pozisyonuna oturtması oluyor. sanki siz çok zor bir insanmışsınız da o melek gibi katlanıyormuş.
yok sayarım ama tek tek yazarak tıbben spam olur: sürekli övgü bekleyip övgüyü emciklemesi, sizin başarınızı içten geldiği gibi kutlayamaması, kendine hayran kişilerle çevrelenmiş olması, empati kasını hiç kaldırmaması. ve en önemlisi, sizden ne kadar çok şey alırsa alsın asla yeterince vermişsiniz hissine hiç varmaması. böyle birini görünce aşkla değil faturalarla birlikte yürümek gerektiğini bilin, çünkü bu ilişkinin sonu maddi manevi bir enkaz, tecrübeyle sabit.
-
narsist erkek kendini hemen belli ediyor aslında, sürekli kendinden bahsediyor ve karşındakinin sözünü kesiyor. ilk buluşmada bile 'ben şöyleyim ben böyleyim' diye başlıyorsa kaçmak lazım. bir de asla özür dilemezler, hata hep karşı taraftadır.
bir de sürekli ilgi bekliyorlar, sen yorulduğunda umurlarında olmuyor. arkadaş ortamında hep star olmak isterler. böyle tipleri görünce uzak durun kızlar, sonra çok yıpranıyorsunuz.