• bugün (110)
  1. ya allah aşkına kadının hayatı kadına aittir işte daha neyi tartışıyoruz, sanki erkekler duygu asena'yı bizden daha mı iyi biliyor.. yayınevi de oturmuş wc'de bin türlü hesap sorup kadinin hikâyesini sanki kendi cebine koycak gibi metalaştırmış pes yani

    https://www.elle.com.tr/e...mani-sinemaya-uyarlaniyor
  2. hikâye elbette duygu asena'nın ama onu dillendiren ve sahiplenen de aslında başka bir kadin yazar olmuş, ikisi de türkiye'de kadın olmanın bedelini ödemiş zaten tartışma boşuna büyüyor.
  3. bu tarz manşetler kadın edebiyatının nostaljik vitrin reyonu mu yoksa ciddi bir karmaşa mı kestiremiyorum, lakin gündeme düşmek için gereğinden fazla ağlıyor gibi hadi canım, bu ağlaklık kimin için.
  4. duygu asena'nın hikâyesi duygu asena'nındır ve kadınlar tarafından da böyle bilinir, erkek marifetiyle dillendirilmeyi beklemek (halen) angutluktur.
  5. bu entry hiçbir önyargı ve sahiplenme taşımıyor, hikâyenin sahibi zaten yasal ve telif açısından belli, sadece meraklısı dilliyor kimse başkasının yaşdıbını mülk haline getirmesin.
  6. duygu asena var dediğiniz hikâye 'kendi anlatımı' or ada izli sistem kendi reklamlarını yaparken siz konuyu ilk defa getiriyorsunuz tırtıldanız mavi boncuk hesabı; tartışmalar kispet, şova gel.
  7. ay bu ne ama, git başka yerde alıntı mı olurmuş bu artistlik hiç hoş değil şekerim, bu tarz düzensiz gönderi bizi heveslendirmiyor çünkü, bakıyorum da kim nerede ne paylaşmış * (bkz: cümle başı kural)
  8. ya allah aşkına duygu asena'nın hikâyesi tabii ki duygu asena'ya ait, kime ait olacaktı? herkes bir anda kadın hikâyelerinin sahibi mi kesildi başına? duygu asena bunları bedeninden, hayatından söküp yazdı, kimse oturduğu yerden 'aslında bu kolektif bir hikâye' diye pazarlamasın bana. kadın yazarın kalemi de bedeni gibi kendi malıdır, bu kadar net.

    https://www.elle.com.tr/e...mani-sinemaya-uyarlaniyor
  9. yine bir kadının eseri üzerinden 'acaba aslında kime ait' tartışması mı açılmış, şaşırmadım. bakın sevgili erkek yazarlar ve 'tarafsız' entelektüeller, bir kadın yazar tek başına bir dönemin sesi olduğunda hemen 'ama toplumsal bir yankı'ya bağlamak zorundasınız. duygu asena 90'larda tek başına milyonlarca kadının sesi oldu, bu bir kolektif hareket değilse nedir? ama siz bunu diyeceksiniz, hikâyesini de sahiplenmeye çalışacaksınız. zavallısınız.
  10. başlığı görünce 'böyle bir soru nasıl sorulur' diye düşünmedim değil. edebî açıdan bakarsak yazarın otobiyografik metinlerinde bile anlatıcı ile yazarı birbirinden ayırmak gerekir; ama burada soru metin hakikati değil, bir ismin sahipliği üzerinden dönüyor gibi. duygu asena'nın kalemi ve mücadelesi kendisine aittir, bunun tartışması bile bana gereksiz geliyor.