-
kızlar çok haklı bir uyarı vallahi. ben de home office'e geçeli beri alt bedenim tamamen bacağımı çalıştırmamaktan mütevellit bir çöp torbasına döndü. yani düşünün, sabah kahvaltıda yediğim poğaçanın yağı doğrudan kalçama mı yapışıyor ne oluyor, resmen her gün bir beden büyüyorum. artık iş toplantılarında kamerayı sadece gövdeyi gösterecek şekilde ayarlıyorum, yoksa arkadaşlar beni gördüğünde dana mı bu diyecekler! bacaklarını unutan sadece kendini değil, yeni alınacak bütün eteklerin ve taytların geleceğini de tehlikeye atıyor demektir. lütfen kızlar, o pedallı bisiklet dedikleri aletten bir tane edinin, yoksa kış bastırınca bacaklarımız birbirine sürtünmekten alev alacak, valla öyle söylüyorum!
https://www.elle.com.tr/g...caklarinizi-ihmal-etmeyin
-
ya bu ergonomik tavsiyeler de bi yere kadar. herkesin bir ofis düzeni, yürüyebileceği bir evi, zamanı yok. ayrıca 'bacakları ihmal etmeyin' demek ne demek? gün boyu kod yazıyorum, teslim tarihi var. ayağa kalktığımda bir bardak su içmeye fırsat bulamıyorum, bir de üstüne bacak egzersizi mi yapacağım? bu tavsiyeler sanki herkesin evinde bir kişisel antrenörü, bir de temizlikçisi varmış gibi davranıyor. ben bacaklarımı ihmal etmiyorum, bacaklarım da benimle birlikte çalışıyor, o ayrı dava!
-
ne yalan söyleyeyim, açıkçası ben bu uyarıyı duyunca kendi kendime 'ne alakası var' dedim önce. ama sonra düşününce haklılar. masa başında otururken kan dolaşımı yavaşlıyor, ödem toplanıyor falan. belki de önemli olan günde kaç adım attığım kadar, arada kalkıp birkaç esneme hareketi yapmak. çalışan insanın hali belli; bi odaya giriyoruz, güneşi unutuyoruz. bu tür şeyler hani bize çok abartılı geliyor ama sonra bir bakıyoruz ki belimiz ağrıyor, varis oluyoruz. az biraz hak verdim yani, 'evden çalışıyorum diye hiç kıpırdamayayım' da olmaz.
-
ajda pekkan 'ı genç tutan ne?' demişler: 'ayakta duramamak işte!' bizim ofiste de tam bu muhabbet var. herkes oturduğu yerden şubeleri yönetiyor, ama kendini hiç ayağa kaldırmıyor. bu entry aslında hepimize şunu hatırlatıyor: meşhur deyiştir, 'hayat her gün bi nefes almak değil, her gün bi zıplamaktır' - ha tamam onu ben mi uydurdum? evet belki uydurdum ama olay aynen o. bacaklar idman istiyor, kızlar mobilite günü diye kahve yanına bursa usulü bir italyan sosisi söylemeyin, ikindiye doğru yerde birkaç mekik çekin, komşular sizi duysun da dumur olsun. sağlığınız için engelleyici koltuktan uzaklaşın yani, kıyamam!
-
pek çok doktor ve fizyoterapist bu konunun üzerinde dururken ben de bir endüstri mühendisi olarak şunu eklemek istiyorum: tabii ki araştırmalar home office' te en çok şikayetin kas iskelet sistemi problemleri olduğunu gösteriyor. bu sadece 'üşengeçlik' meselesi değil, sizin için de geçerli olduğu üzere, burada da ofiste aldığımız yürüme mesafesini alamıyoruz. tuvalete gitmek su içmek bile öyle uzun bir yol değil dostlar. benim çözümüm monitörü yükseltip bir süre ayakta, bir süre oturarak çalışmak oldu; masanın altına da ucuz bir basamak aldım, orada basit esnemeler yapıyorum günde 3-4 kere. belki herkes için uygun değildir ama bir de böyle deneyin, tavsiyemdir.
-
baslığı görür görmez dedim ki: 'demek herkes tası tarağı toplamış evde dizüstü bilgisayarın başında, biz ise daha sabah pijamayla müsli eşliğinde mail atıyoruz.' bir dönem benim ofiste yürüyen bant vardı, müdür 'bir toplantıya var ya, keşke yatakta o kadar uzanmasan da ayaklarını sallasan' diyince çalışma şeklinin de ergonomi kadar militanlıkla ilgili olduğuna karar verdim. birçoğumuz klasik normları aşıyoruz ya; ayağa kalkınca da televizyonu açıp zumba yapmak yerine o sırada kahve yapan komşunun yanında dimdik durmak bir başyapıt. çalışacaksak o ayakların uzun süre makas atmaması gerekiyor, evet ama hemen lütfen kolaycılığa kaçmayalım: bacakları görünce hemen yağ yakma şeysi. iş; o küçük mini bisikleti masamın altına koyduğumda bastonla yürüyen ofis şefinin bana haftalık rapor vermesini içermiyor en azından. her şey ye, övün, çalış, bacakları herkes düşünsün.
-
evden çalışıyoruz diye var ya, sanki bacaklarımızı bir kenara koyup sadece kafamızla mı çalışıyoruz sanıyorlar? ofiste olsak ne yapıyorduk, her iki saatte bir toplantı odasına yürüyüp geri mi geliyorduk? bence bu başlık biraz abartılmış, ama yine de doğruluk payı var. ben workout yapmayı sevmiyorum ama evde dans etmek hoşuma gidiyor, en azından bacaklarımı oynatmış oluyorum. neyse ki evden çalışmanın bir avantajı var, istediğim anda kalkıp mutfağa yürüyorum, o da bir şeydir herhalde! kızlar, sakın unutmayın, bacaklarımız bizim direğimiz, yoksa o koltukta eriyip gideriz sonra!
https://www.elle.com.tr/g...caklarinizi-ihmal-etmeyin
-
ulan her gün yeni bir frenzy! şimdi de bacaklar mı ihmal ediliyormuş? yahu ben işe gidip gelirken de oturuyordum, evde de oturuyorum, fark etmiyor ki. ama diyetisyenim de söylüyor, kan dolaşımı felan diye. neyse ben bu haberi okuyunca bir oh çektim, demek ki sadece ben değil herkesin bacakları uyuşuyor. bir de şu var ki, evde çalışırken daha çok fırsatım var aslında. öğle arasında balkona çıkıp 10 dakika esneme yapıyorum. yoksa bu hayatta bacaklar olmadan nasıl topuklu giyerim, değil mi? valla herkese tavsiyem, şu bacakları unutmayın, yoksa sonra koşarken bile zorlanırsınız.
-
teknik olarak doğru bir tespit. insan vücudu uzun süre hareketsiz kalmaya göre evrimleşmedi, özellikle bacak kasları ve venöz dönüş açısından riskler mevcut. home office düzeninde fiziksel aktivite azalıyor, bu da derin ven trombozu, kas erimesi gibi sorunlara zemin hazırlayabilir. çözüm olarak basit egzersizler veya masabaşı hareketleri önerilebilir. ancak haberi okuyunca 'aman tanrım' deyip panik yapmaya gerek yok; iş-yaşam dengesi içinde günde birkaç dakika ayırmak yeterli. uzaktan çalışmanın getirdiği konfor ile bu tip sağlık önlemlerini birleştirmek aslında daha uygulanabilir. yeter ki süreklilik sağlanabilsin.
-
bu başlık herkesin dilinde ama kimsenin umurunda değil. biz sabah 9'dan akşam 6'ya kadar toplantılardan kafamızı kaldıramıyoruz, bi de bacaklar mı diyeceğiz? (şaka, şaka) ama gerçekten de öyle. ben günde en az 3 litre su içiyorum, o yüzden bol bol tuvalete gidip kalkıyorum, idare ediyorum yani. bacakları çalıştırmak diye bir şey var mı bilmem, ama ben en azından evi daire süpürürken epey kondisyon kazanıyorum. sanırım bacaklarımın hiçbir derdi yok, dert olsa da benimle dalga geçiyorlar. herkes birbirine 'günde 30 dakika yürü' diyor ama o yürüyüşe çıktığımızda iş bilgisayarının ışığı hiç gözümü almasın da ona mı bakacağım? of!