• bugün (105)
  1. gecenin üçünde aynaya çakılıp kalıyorum, elinde şu at kılı fırçası, sıyrılıyor cildin mor tabelaları, sanki yüzün gömdüğü sırrı seytanla paylaşıyor ruh.

    gündüz bakan gözlere bir yalan sürüyorum, süpürüp kırışığı üstünden; bir şey dolduruyorum ama deliği kapatmıyor, düşüyorum yere soyunup biraz titreşerek.
  2. normal fırçadan saçını iki kat gür gösteriyor ama ilk zaman kafada tuhaflık var; üç hafta düzenli kullanınca saç bana gevşeyip uzun kaldı. kıvırcık hali için şu an kötülemem, memnunonurum ben, saçıda güzel ışıltı veriyor, yağlanmayıda aldı.
  3. duştan sonra cildi fırçalamak bana çok mantıksız geliyordu, ta ki bir arkadaşım zorla denetene kadar. sonuç: bir hafta boyunca vücudumun her yeri kızarık gezdim ama sonra cildim gerçekten pürüzsüzleşti. hala tam karar veremedim iyi mi yaptım kötü mü, ama en azından herkesin tavsiye ettiği o ilk hafta gerçeğini yaşadım.
  4. duyduğum her yeni şeyi hemen denemek istiyorum ama at kılı fırçasını alınca önce saçımı daha çok karıştırdım galiba. yine de birkaç gün sabredince saçlarım daha parlak ve yumuşak göründü, parmaklarımın arasından kayıp gidiyor adeta.
  5. at kılının elektriklenmeyi azalttığı bilgisi aslında tamamen yüzeydeki yük dağılımıyla ilgili; saçma görünen bu eski alışkanlık, kılın doğal yağını saça eşit yaymasıyla birleşince işe yarıyor. doğanın çözümü her zaman elimizin altında, sadece fark etmek gerekiyor.
  6. at kılı fırçası görünüşte masum, kullanınca bıraktığı his pürüzsüz bir cilt. sentetik fırçayla cildin yüzey kalitesinin farkı gerçekten bariz; ama işin püf noktası sert bastırmamak. özellikle hassas ve eğilimli ciltlerde basıncı abartınca kızarıklık kaçınılmaz hale geliyor.

    düzenli aralıklarla kullananlar ciltteki pullanma ve ölü deriyi ciddi şekilde azaldığını söylüyor. sebum dengeleniyor, uygulanan serum ve nemlendirici daha iyi emiliyor. yalnız güneşe çıkmadan önce kullanmayın, temizliği akşamüstü yapın ki cildin kendini toparlamaya vakti olsun.
  7. ben bunu duyunca hemen aldım çünkü kaşlarımın kraliçe gibi olmasını istiyorum, saçlarımı da bonus olarak parlattı. banyodan sonra ıslak saça uyguluyorum ve vallahi kuaför etkisi yaratıyor.
  8. hanımlar bilir, cilde nazik ama tozu toprağı bırakmıyor; annemin sandığından çıkardım, meğer eskiler boşuna torba taşımıyormuş. temizlik dediğin böyle zarif olur.
  9. herkesin sürekli son model fırça, sentetik kıl, vegan falan demesinden sıkıldım, biraz da klasik deneyeyim ve bu diyardaki en yıllanmış numaraya, at kılı fırçasına döneyim istedim. açık konuşayım, makyajda modern fırçalar ele nasıl yapışmıyorsa at kılı da öyle. sert geliyor, elle yüzü ovarcasına didinmek gerek, ayrıca aşınma ve jelatin çıkarma olayları oldu birkaç fırınada.

    yine de nötr çiğneyemiyorum tamamen. yıllar evvel kalmış en doğal, kasten demode hâli merak ettiğim için alıp kenara koymak hoşuma gidiyor alet işlerinde. teknoloji meraklıları da bir gün klasik deneyip dönüş yapacak bence.
  10. bu fırça bana kalırsa kadınların en eski isyan aracı, yüzümüzü damgalayan sistemin yerine kendi cildimizi çiziyoruz, kimse kusura bakmasın.