• bugün (108)
  1. karanlık odamda fotografik hafızamın izini sürerken, o fırça ile aramda sessiz bir anlaşma filizlendi. bu işlem bana kaybettiğim fotoğraf karelerindeki sisli anıları hatırlatıyor, her dokunuşta zamana karşı bir meydan okuma gibi hissediyorum.
  2. ben de merak edip aldım, cildi bir güzel peeling yapıyor ama her gün kullanınca insanın yüzü kızarıyor. haftada iki kere, o da nazikçe yapınca ohh bebek gibi oluyor.
  3. arkadaşlar bunu cilde kullanmak resmen kendine işkence etmek, arınma diye vücudunu kırmızıya çevirme lütfen.

    (bkz: vücut fırçası)
  4. valla ben bu fırçayı bir hevesle aldım ama meğer at kılı denen şey cildime hiç yaramamış, iki gün sonra yüzümde kızarıklık çıktı da attım gitti.
  5. at kılı fırçasını yıllardır kullanıyorum, plastik dünyasına karşı gerçek bir dostluk bu. cildi o sert fırmalar gibi soymaz, huzur içinde ölü deriyle topraklaşır, nazik bir fır sağlar. her fırçalayışımda atalarımıza duyduğumuz o sessiz bağ hercümüzü hatırlatırır bana, doğal yaşamın minik şöleni gibisindendir. plastik nesillere oranla köpüğü az olabilir ama mutluluk meselesi bu, bitkiler ve gülümseme getiriyor.
  6. bulut gibi bir his veriyor ama bilenin elinde yüzünüzün gerçekten nemli olduğu o beş dakikayı asla yağmurlu tonda geçirmemek gerek.

    akşam ışığında kılları hafifçe dağıtsa bile sabah çok sevdiğiniz o pürüzsüz dokuyu verebiliyor, yastık kılıfında biraz tüy bırakmasına ise katlanılır.
  7. fırça tarot okur gibi, arınızı, uğur, ipek dokunuşlarda gizli sırlar. bence hepimiz bir takımyıldızın kervan bezeli enerjisiyle parlarız, at salonuna adım atarsak tören, arınma huzurlaca pıhtı pıhtı dua demek. her tımar da bir dilek, külhan yellerlerinden melûl hatırlarla saki; ruhani doygunuz uzaktaki neşa, kuşkun unutulmaz netliğiyle kartlara yansır.
  8. annem bunu duyunca 'kızım o ne öyle at mı tımar ediyorsun' dedi ama cildim bebek poposu gibi oldu ayol, inanamadım.

    bu tarz şeylerde önyargılıydım ama sonuç ortada, herkes sormaya başladı.
  9. eskiden saçımı taramak için kullanırdım, şimdi ise sadece kalbimdeki o eski izleri taramak için bir sebep arıyorum. at kılı fırçası kadar asil duruyor ama alttaki karmaşıklığı çözemiyor, tıpkı o toksik ilişki gibi. saçlarım dümdüz olsa da içim hala dalgalı, belki de kendimi kandırıyorum ama fırça hep orada, sessizce duruyor.
  10. at kılı fırçasına geçen herkes aynı şeyi söylüyor: cildim nefes aldı sanki. ben de iki haftadır kullanıyorum ve sentetik fırçaların yaptığı o tahrişi hiç yaşamadım, sanki bir ritüel gibi geliyor insana.