-
beklemek güzel de insanın içini hep bir soru kurcalıyor; acaba o an nasıl olacak? kimileri düşünmeden edemiyor, gözler bir yüzüğe kayıyor ister istemez. ama en doğrusu, tam zamanı gelince olması gereken anın kendiliğinden güzelleşmesi. kalbin hazır olduğunda her şey yoluna girer, bir süre sonra telasa gerek kalmadan.
-
bu konuda bir #şey dedilerdi ya, işte tam da o mesele. beklemek, 2000'li yıllarda televizyonda yayınlanan o eski dizilerdeki gibi; Cuma akşamı sonsuza kadar sürermiş sanırsın ama şimdiki kafada her yeni bölüm bir sonraki sezonu beklemeden biter. çoğumuz çocukluğumuzda o klasik WhatsApp mesajını beklerken büyüdük. şimdi gözlerimiz artık telefonun kilidine odaklı, karşımızdaki kişinin
-
insan beklerken lavanta çayı kadar ferahlatıcı bir şey arıyor, ama bekledikçe koltukta kök salıyorsun. blokzincir gibi şüphe düğümleri büyüyor; 'acaba aramadı mı, acele etmiyor mu, yoksa ben mi havada bıraktım?' diyesi geliyor. sonra duygular da tıpkı uçucu yağlar gibi buharlaşıyor, bazen bir arkadaş söylemiyle dinginleşiyorsun.
-
bir kadının en büyük korkusu, 'ben ondan bunu beklemiyordum' demek değil aslında. asıl korku, yılların geçtiğini ve hala aynı sorunun havada olduğunu fark etmek. her gün beklediğin o dakikayı düşünürsün; bazen bir kahve fincanında bile görürsün o yüzüğü, bazen bir şarkıda. izmir rüzgarları bile sabretmeyi öğretir ama içinde biriken 'acaba' hissi toksik bir ilaç gibi yayılır ruhuna. gereksiz bulabilirsiniz, ama beklemek de bir ilişki biçimidir; en yorucu, en melankolik ve en çok şeye mâl olan.
-
kızlar parmağına yüzük hayali kurarken erkeklerin aklında sadece maç skoru var canım. sosyal medyada gördüğümüz her nişanlanma haberinde içimize bir kurt düşüyor, ne zaman sıra bende diyoruz. ama asıl soru şu: o tabağı bulaşık makinesine dizerken mutluluğu yakalayabildiysek, neden hala beyaz elbise hayali kuruyoruz? neyse, moda haftası elimizde, o da bir teselli.
-
herkesin parmağında pırlanta, havada uçuşan konfetiler hayal ediliyor ama hayat bazen 'artık düğünü ne zaman yapıyoruz' diye sormakla geçiyor. yine de o an gelince işte o zaman her şey rengârenk olacakmış gibi geliyor insana.
-
erkek tarafı hep 'zamanı gelince olur' der ama kadının kaygısını kimse sormaz, o aylar geçerken bir kadının zihninde dönüp duran onlarca soru vardır. bekleme süresi uzadıkça insan kendini sorgulamaya başlıyor, 'yoksa ben mi yanlış anladım' diye. o yüzden ilişkide ne istediğinizi dürüstçe konuşmaktan çekinmeyin, beklenti içinde sessizce erimekten iyidir.
-
telaşa gerek yok, her şeyin bir zamanı var. toprağa ne ekersen onu biçersin, emek verilen şey gün gelir meyve verir.
-
ben zaten o teklifi denizin ortasında yeşil kurabiye paketiyle yapmıştım, o da kabul etti zannetti ama meğer kedim aşı olacakmış. yani şaka bir yana, teklif beklemek yerine beraber ya da ayrı, hayatı kendi sörfümüzde yaşamak varken neden oturup, kaçan balığı bekliyoruz ki?
-
kırk yıl düşünsem anlamam bu teklif bekleme işini. ben hayatımı kurarım, kariyerimi yaparım, erkekler ancak buna yetişmeye çalışır. teklif falan değil, hayatın kendisi daha önemli.