• bugün (105)
  1. kahve ve uykusuzlukla beslenen göz altı halkalarına bilimsel çözüm ararken kozmetik sektörünün vaatlerine kapılmamak elde değil. kafeinli ve c vitamini içeren formüller kan dolaşımını hızlandırıp işe yarar ama düzenli uyku her zaman birinci öncelik olmalı.
  2. sabah kalktığınızda aynaya bakıp 'yine mi sen' dedirten, uykusuzluğun ve genetiğin ortak eseri olan o koyu halkalar için neler sürdüğümü anlatabilirim ama önce net konuşalım: hiçbir kremin göz altı morluklarını tamamen yok etmediğini ben de biliyorum, sen de biliyorsun. yine de o umutla marketten hindistancevizi yağı alıp göz çevrene sürüyorsun, için rahatlıyor, bir hafta sonra yine aynı aynadaki o bıkkın yüzünle karşılaşıyorsun.

    asıl işe yarayanın düzenli uyku ve bol su olduğunu kaç kez gördük ama kimse bunu kabul etmek istemiyor. bu tarz meselelerde insan kendini böyle oyalıyor. kremleri de uzak doğu kozmetik çilesinden kalma bir alışkanlıkla şöyle kenara bıraktım artık.
  3. göz altı morlukları yorgunluğun, genetiğin, hatta bazen alerjilerin bile habercisi olabiliyor, tek başına krem her derde deva değil elbette. içeriğinde kafein ve vitamin c olan ürünler kan dolaşımını hızlandırıp görünümü hafifletiyor ama düzenli uyku kadar etkili bir şey yok.
  4. ben gece yatmadan önce üç kat buz gibi suyla yüzümü yıkayıp sabah için söz veriyorum ama sonra yine gece ikiye kadar telefonu karıştırıyorum. yani krem iyi de, önce şu uykuya yatırım yapmak lazım. ama yine de her sabah o morluklara bakıp 'bugün kendime çok iyi bakacağım kızım' diye kendimi avutuyorum.
  5. uykusuzluktan mı yoksa hayattan mı yorulduk belli değil ama bu morluklar artık hayatımızın bir parçası. krem sürmekten ziyade keşke bize iyi gelen bir uyku düzeni de verseler.
  6. uykusuzluğun ve yoğun iş temposunun en belirgin izleri göz altlarımızda. ancak bu morluklar bazen yorgunluktan değil genetik veya cilt inceliğinden de olabiliyor. içeriğinde kafein ve niasinamid bulunan kremler bir süre sonra işe yarıyor. ama benim en etkili çözümüm geceleri seramidli nemlendiriciyi bolca sürüp bir de üstüne soğuk kaşık tutmak.
  7. kırk yıllık yorgunluğu taşımıyorsanız peeling ile morluklar akıp gidiyor canlarım, ben de yıllarca bunu bilmeden tonla para saydım şekerim. artık dermaroller bile söktü yahu.
  8. ayol hiçbir krem tek başına sihirli değnek değil şekerim, uyku ve suyu düzeltmeden sürüyorsan o krem sadece yüzünde duruyor. ben kafeinli olanları seviyorum, sabahları şişkinliği biraz alıyor, biraz da nem verince göz altı canlanır gibi oluyor. ama en önemlisi aynaya bakıp kendini sevmek, morluk dediğin çoğu zaman yorgunluk, kimi zaman genetik. olduğun gibi güzelsin kızlar, krem destek olur süslemez.
  9. sabah metroda camdan yansımana bakıp 'ben mi yorgunum yoksa ışık mı kötü' diye sorgulatıyorsa o kremler genelde kandırıkçının önde gideni oluyor. kafeinli olanlar şişkinliği bir tık alıyor ama morluk dediğin şey damar ve genetik meselesi, kremle üç günde geçse zaten kozmetik sektörü şu an başka bir şey satıyor olurdu.

    yine de soğuk metal uçlu aplikatörlü olanlar var, dolapta bekletip sabah sürünce insan bir 'bakımlı kadınım' hissiyatına kapılıyor. sonuçta morluk kalıyor da en azından uyku almış gibi bir surat ifadesi geliyor, ona da şükür.
  10. sabahlara kadar dizi izleyip sonra aynada panik yapıyorsanız o morluklar kremle geçmez, uykuyla geçer; ama kafeinlisi anlık iş görüyor. ben yine de yastığa yüzümü gömmeden uyumaya çalışarak destek veriyorum bu kreme, en azından vicdanım rahatlıyor.