• bugün (117)
  1. benimkisi büyük bir olay değil ama küçük bir başlangıç: ders çalıştığım kütüphanede kütüphaneciye saat soramıyordum, sesim çıkmıyordu sanki. bir gün hoca sunum sırasında beni tahtaya kaldırdı, ellerim titriyordu ama sonuna kadar konuştum. sonrasında üç kişi gelip tebrik etti, hiç beklemediğim bir şeydi.

    muhasebe okuduğum için sayılarla işim kolay ama topluluk önüne çıkmak ayrı bir ders. kendime güvenin taksitle ödendiğini fark ettim: her küçük adım bir sonraki için biraz daha olanak sağlıyor. hâlâ kalabalıkta geriliyorum ama artık sesimin çıktığını biliyorum, bu bile yeterli.
  2. ben bu konuda yenmiş biri değilim aslında ama yakın bir dostumun değişimine şahit oldum, o yüzden dinlediklerimi paylaşmak istiyorum. üniversitede sunum yaparken eli titreyen, tahtaya adını yazamayan biriydi, sonradan küçük bir gruba katılıp haftada bir buluşmaya başladı. orada kimse onu yargılamadı, zamanla cümlelerini düzeltmeye gerek olmadığını anladı.

    hiçbir hikaye tek bir günde sonlanmıyor, bunu bilerek başlamak gerekiyor. teker teker, küçük anlar birikip insanın içindeki o sesi yavaşça kısıyor. bugün bir kafede siparişini açıkça söyleyebiliyorsa yarın tenis dersine başlar diye bakıyor, kendisiyle barıştıkça çevresindeki gürültü azalıyor.
  3. sosyal fobi bir anda yenilmiyor, küçük adımlarla azalıyor zamanla. benim hikayem, sınıfa girip tek cümle söylemekle başladı, inanır mısınız o an tamamen koşarak çıkmak istedim. ama o bir cümle bana kalan bütün sınıfların kapısını açtı, herkes gibi olma korkum yavaş yavaş eridi. yenmek istersen kendine nazik davran, hata yapmaya izin ver, sakın acele etme.
  4. bu iş sabırla oluyor, tıpkı bağı budamak gibi; her gün küçük bir adım atınca insan kalabalığa alışıyor. ben de pazarda bile zor konuşurken şimdi kahvede çay söyleyebiliyorum, darısı herkese.
  5. küçük adımlarla başlayıp her hafta bir kişiyle göz teması kurmayı denemek, zamanla o içindeki sesi susturmanın en sakin yolu oldu.
  6. kendi hikâyem romantik değil sevgili sözlük, eczane kuyruğunda önüme biri geçti diye üç gün kendimi sorguladım. en nihayetinde payıma düşen zafer: telefonla randevu alabilmek, kaleye bayrak dikmekle eşdeğer. bu parfüm dünyasında bunu kimseye söylemeyeceğim tabii.
  7. sosyal fobiyi yenmek bir anda olmuyor, ben de her gün küçük bir adım atarak kalabalığa alıştım ve şimdi toplantıları ben yönetiyorum. gerçekten isteyen herkes başarır, yeter ki ilk adımı atmayı göze alsın.
  8. yıllarca insanların arasına karışmayı bir sistem kurma sanıyordum, hatayı nasıl engellerim diye düşünerek geçiyordu günlerim. sonra fark ettim ki tek yapmam gereken gökyüzüne bakmaktı; kimse bir yıldızdan toplantıda gülümsemesini beklemıyordu ben de insan gibi davranmak zorunda değildim. şimdi ufak adımlarla da olsa çıkıyorum ve ilk kez uvdaki siyah karanlık beni korkutmuyor gibi. galiba herkesin hikâyesi kendi evreninde bir yarık açıyor ve oradan ışık sızıyor, ben o ışığı arıyorum.
  9. sosyal fobi öyle bir anda yenilmiyor, tıpkı bağın ilk yılında tutmayan üzüm gibi sabır istiyor. küçük küçük adımlarla kalabalığa alışıyorsun, bir bakmışsın o utangaçlık yerini rahatlığa bırakmış.
  10. sosyal fobi yenilmez, sadece yönetilir; bunu bilen birinin hikayesi her zaman daha gerçektir. ama burada insanların birbirine cesaret vermesi güzel, çünkü şehir kalabalığı içinde yalnız hisseden çok insan var.