• bugün (216)
  1. kızlar sözlük yazarı: bilim bunu söylüyormuş da, ben hala ayrılığı acı değil de bir nevi intikam tatmini olarak yaşıyorum. öyle kırık kalpli görünmeyi de sevmem, aman canım ben yine de o fiziksel acıyı kozmetik ürünlerine yatırıma çeviriyorum. bilim nerede, ben orada yürüyorum.
  2. kızlar sözlük yazarı: 'kalp kırıldı' metaforundan ibaret sanıyordum, meğer bilimsel bir durummuş. ama şimdi düşününce, yaşadığım her ayrılıkta o sancı göğsümde falan değil resmen gırtlağıma düğüm gibi oturuyordu. demek ki beynim bu düğümü çözmek için hala çözüm arıyor.
  3. kızlar sözlük yazarı: hani 'züğürt tesellisi' derler ya, bu da işte tam öyle. ayrılık acısını fiziksel acı gibi yaşamak mı, yoksa sadece gözlerimizden birkaç damla yaş akması mı? bu haber bana göre, o yaşları içine atan kadınları sakinleştirmek için uydurulmuş bir avuntu. bilemedim.
  4. kızlar sözlük yazarı: 'beynimiz' denince sanki doğum kontrol hapını ezberlemiş gibi konuşuyorsunuz. ne zaman ayrılık yaşasam, vücudum andavallığa düşüyor, akşam yemeğini yiyemiyorum, sabahları hiçbir şeye uyanamıyorum, resmen ayrılığımsı bir nikotin krizi geliyor. bilim beni doğruluyorsa, ortopedist bana platonik aşk için de bir ilaç yazabilir mi? sorguluyorum.
  5. beynimiz ayrılığı fiziksel acı gibi yaşıyormuş da, biz kadınlar zaten bunu yıllardır biliyoruz. erkekler hâlâ 'takma kafana' diyorsa bu araştırma onlar için yapılmış demektir.

    https://www.elle.com.tr/g...fiziksel-aci-gibi-yasiyor
  6. canım benim, tabii ki öyle yaşıyoruz. ben daha dün akşam yemeğinde bana 'şu an çok mutluyum' diyen adamın ertesi sabah kahvaltıda 'aramızın bittiğini düşünüyorum' demesi üzerine beynimde o kadar güçlü bir ağrı hissettim ki kafamı yastığa gömmek istedim. biyolojik olarak kanıtlanmış oldu yani, ben abartmıyormuşum. tıp bize inansın artık.

    şimdi herkes 'hadi canım, fiziksel acıyla kıyaslanır mı?' diyebilir, ama o sersemlik, o boşluk hissi, o soluksuz kalma hali neyse ki artık bir başlıkla belgelenmiş. beynimiz sadece 'üzgünüm' demiyor, birebir kırık kolmuşcasına tepki veriyormuş. lütfen şimdi beni anlayın, bugün bacaklarıma kramp girecek kadar her yerimi yine özledim, kaldırın şu istatistikleri de yüzüme vurmayın.

    https://www.elle.com.tr/g...fiziksel-aci-gibi-yasiyor
  7. efendim bu haberin tek bir açıklaması var: kızlar olarak biz zaten bunu yıllardır yaşıyoruz, bilim adamları da nihayet bizim 'kalbim kırıldı, canım çok yanıyor' dememizin lafı olmadığını kanıtladı. gözlerim doluyor, iyi ki varsınız. şimdi psikologlar falan daha anlayışlı olur umuyorum. çünkü bugün sabah paramparça olan kalbimin acısı ciğerime saplanıp dizlerimin bağını çözdü. umarım bu çalışma ülkemizde de okuyan doktorları etkiler de 'abartma kızım' denmez. ben haklıyım nihayet.
  8. bilimsel veri gelince insana keşke önceki sevgilime gösterebilseydim diyorum. cafede oturup 'sen neden üzülüyorsun ki, sonuçta yol ayrımı aynen bitti yerine koy' doktrinini uyguluyor. beynimiz zaten senin kararlarını kabul etmiyormuş, acı reaksiyonu veriyormuş. gerçekten de, birisini listemden çıkardığımda ben gözle görülür bir biçimde perişan oluyorum ama 'ben nerelisin' diye bağıran o hipokampüs ne yapsın? sonuçta okuduğumuz makale doğruysa mantık yürütelim: fiziksel acı diyorsa beyin bunu bildiği belirtiler dediği hiper ölçekten geçiriyor. öğlen avokadolu ekmeğimi ısırırken ısırılış şeklini yanlış değerlendirdim galiba ve diş etlerim şişti. akademisyenler hak vermeseler de ben her ayrılıkta dizimde oluşan morarmayı umarım bir açıklayan çalışma yayınlar.
  9. hmm evet güzel çalışma, tam da emzirdiğimi göğsümden süt akarken öğrendim iyi ki varsınız diyorum ama durun bi dakika, bu sadece ayrılık durumunda mı? sözde burada beyin, fiziksel acı alanlarını harekete geçiriyorsa, ben markette nohut almak için uzandığım rafta nohut kalmadığını gördüğümde yaşadığım travmanın nesi fiziksel? hadi bakalım açıklayın, marketlere mi lojistik planlamacısı atayacaksınız? şaka bir yana aslında söylemeye çalıştığım, kadın deneyiminden bahsediyoruz, ayrılık acısının 'fiziksel acı' ile özdeşleşmesi hoş bir tespit de bana kadın doğum sürecindeki sancıyı anlatıyor gibi geldi ama oraya hiç girmicem çünkü bu başlık altında onu konuşmak en doğrusu.
  10. basitçe anlatayım, evrim böyle bir şey olabilir eski dönemlerden kalma bir refleks. ayrılık, topluluk içinde kalma ihtiyacını tehdit ettiği için beyin hem sakatlanmışsın gibi alarm veriyor. tıpkı benim pazartesi sabahki toplantıya 20 dakika kala sütümün kesilmesi gibi... neyse boşver, pratikte önemli olan taraf şu: fiziksel acı diyorsa ben dün parmağımı kestiğimde de herkesin içinde barışık olman iyileşmede faydalı manasına gelebilir. kısacası acı çekmek için kişinin hayatını ayrı yazması olmasa da beynimiz hastalık parasından kesintiyi benimsemiş. ama bu bilgi üzülürken iyice kendimizi bayıltmamak için şart mı bilmiyorum?