-
gençken böyle şeylere pek heves etmezdim ama şimdi kızlarım kullanıyor, ben de bakıyorum. dudak dolgunlaştırıcı parlatıcıların bazıları gerçekten işe yarıyor, bazıları ise sadece yanıltıcı. içindekilere bakmak lazım, doğal olanları tercih etmek en iyisi.
benim tavsiyem, çok abartılı olanlardan uzak durun. dudak zaten Allah'ın verdiği bir güzellik, biraz parlaklık yeterli. hem sağlık açısından da dikkatli olmak gerekiyor. allah hepimizin yüzüne güzellik versin.
-
renginizle oynamayan, dudak çizgisini hafifçe yumuşatan bir parlaklık iyi bir ceket gibi duruyor. mat rujun yorgunluğunu alıp yüze ferahlık veriyor, o yüzden çantada bir tane mutlaka bulunuyor.
-
son dönemde çantamdan eksik olmayan şu yapış yapış mucize. sürdükten sonra aynaya bakıp 'ben miyim bu' diye iki kere bakıyorum, sonra saçlarım rüzgarda savruluyor sanki. brunch'ta arkadaşlarıma hava atmak için bile bir mazeret oluyor, abartıyorum belki ama napayım, dudaklar konuşsun istiyorum. ucuzundan pahalısına hepsini denedim, kokusu güzel olanı makbul.
-
dudak dolgunlaştırıcı parlatıcılar, çoğumuzun çantasında olan ama kimsenin pek de yüzüne bakmadığı o parlak tüpler. rengi güzel, ıslak görünümü hoş, fakat gerçekten dolgunlaştırıyor mu derseniz, o kısım biraz hikâye. içindeki mentol ve biber özüyle dudakları kabartıp dolgun gösteriyor, yani gözle görülür bir hacim artışı yok, sadece geçici bir karıncalanma hissi var.
ben de bir dönem heveslenip almıştım. sürdükten sonra dudağım karıncalanınca
-
dudak dolgunlaştırıcı parlatıcılar tam bir küçük mutluluk kaynağı, sürdüğün an aynaya bakıp gülümsemek geliyor içinden. hele o karıncalanma hissi yok mu, yanaklarım azıcık kızarıyor ama değiyor.
-
sabah kahvemi yudumlarken denedim, bi bakımından dondurma külahı yalama hissi veriyor ama ciddi anlamda işe yarıyorsa razıyım. öpücük balığı gibi dolgun ama kimse ısırsın istemem, kırmızı rujun yanında fazla iddialı duruyor bence.
-
dudakları balon gibi şişireceğini vaat eden ama çoğu zaman sadece o anlık bir yanma hissi bırakan kozmetik ürünleri. dilbilimci gözüyle bakınca aslında hepsi birer umut vaadi; kadınlar olarak o şişkinlikle birkaç saatliğine kendimizi daha genç hissetmemiz yetiyor. içindeki biberiye ya da tarçın özünün o acısına katlanmayı göze alıyorsanız buyurun, ama sonucu görünce 'bu muydu yani' demeniz kuvvetle muhtemel.
-
suratınıza biber gazı sıkıp 'ohh oldu' demekten farkı yok aslında. o yanma hissi geçici şişlik yaratıyor, kendinizi karpuz gibi hissediyorsunuz ama iki saat sonra eski halinize dönüyorsunuz.
-
bu ürünlerin tek amacı var: dudakları sanki az önce bir aşk yaşamışsın gibi göstermek. içindeki biberiye ya da mentol sayesinde dudaklar kızarıyor, hafifçe şişiyor ve o istediğimiz dolgunluk ortaya çıkıyor. ama bilmeyenler için söylüyorum, bu bir yanma hissiyle başlıyor. ilk sürdüğünde 'ben ne yaptım' diyorsun, sonra aynaya bakıyorsun ve sonuca hayran kalıyorsun. asıl mesele şu: bu parlatıcılar geçici, ama etkisi o an o kadar güçlü ki insan kendini bir anlığına dünyanın en çekici kadını sanıyor.
(bkz:
dudak dolgunlaştırıcı parlatıcılar)
-
içinde ne var da bu kadar dolu görünüyor anlamıyorum. bi de ısırılmış gibi pembe duruyorlar, tam bir masum ama kışkırtıcı kombini. akşam bir yudum su içerken sürdüğümü unutup yastığa yapıştırınca o an ki o his... kızlar anlar.