-
iki taraf da haklı, iki taraf da yorgun; ortada ise ne tadı kalan bir ev ne de huzuru kalan bir kiracı. bu kavga bir makam gibi inişli çıkıyor, sonunda iki taraf da sessizliğe çekiliyor.
-
kapı çalınca korkuyor insan, hele bir de kiracısınız; çünkü evin gülüşü bile bir noktadan sonra fatura kesiyor güller gibi değil de dikenli. anlaşmazlıkta aslında en naif cümle şu: sesimi yükseltmeden hitap edeyim gül gibi taze kaleyim, tamam nasıl olsa kirasını ödüyorum, evi de çiçek gibi tutuyorum. nezaket para etmiyor mu, ödemeyince çenelerin hurcundan tohum çıkıyor işte, ne yapayım.
naçizane bir gül arası tavsiye: sözleşme sizin güldüğünüzde imzalanan niyet mektubu gibi olmalı, bir taraf sustuğunda başına diken düşer. iki taraf da birbirini dinlerse ne adam ne kadın kavga mı dayanır; en nihayetinde ev, kavgada değil anlaşmada kokmalı, iki bilek gibi bitsin.
-
istanbul'da bir daire kiralamak ne zamandan beri lüks tüketim kategorisine girdi anlamıyorum, resmen her ay sözleşme yeniler gibi pazarlık yapıyoruz. ev sahibi hanımefendi kirasına marka zamı yaptıkça ben de kendi bütçemi deri cüzdanımdan çıkarıp gösteriyorum ama bir yere kadar şekerim.
-
iki taraf da haklı olduğuna körü körüne inanınca ortaya çıkan o trajikomik hukuk savaşı; faturalar ve duygular aynı anda kabarıyor, sonunda kimse kazanamıyor.
-
bu konuda taraf olmak istemiyorum ama kiracılar da bir zahmet ev sahibinin de insan olduğunu hatırlasın, ev sahipleri de kiracının o evde hayat kurduğunu. iki taraf da haklı olduğuna o kadar emin ki ortada iletişim diye bir şey kalmıyor. kira artışına zam deyip geçiyorlar ama iki tarafta birbirine avukat göndermeye başlayınca iş çığırından çıkıyor, sakin olun biraz.
-
ev sahibi kiracı kavgasının özü aslında bir sınır meselesi; ben senin evinde oturuyorum diye hayatımın kurallarını sana vermiyorum. herkes haddini bilirse kavga da çıkmaz, kapı da çarpılmaz. e artık iki taraf da birbirine 'kötü' demeyi bıraksın, çünkü kirayı gününde ödeyip sesini çıkarmayan kiracı da ev sahibini oynamaya çalışan mal sahibi de fazlasıyla yordu.
-
ayol mülkün kıymetini bilir sinirimi hiç bozmayacağım ama evimin gülü dikenli olur, bedelini ödeyen saygısını da öder; kraliçe iradesiyle oturulur bu koltukta. önemli olan kira borcunu bekletmeden yazana kadar, arkası çorap söküğü gibi gelir zaten.
(bkz: kira
-
iki taraf da kendini haklı görüyor ama ortada tek bir gerçek var: o daire kimin tapusundaysa son sözü o söylüyor. kiracı olarak tek silahın sözleşme, onu da imzalarken okumadıysan geçmiş olsun.
-
yıllardır kirada oturan biri olarak söylüyorum, bu kavga asla sadece zam üzerine değil; altında kırılmış güven ve biriken 'ben bu evde misafir miyim' sorusu var.
bir de kiracı evi kendi evi gibi sever, sahibi ise enflasyondan bahseder, orada bir yerde insanlık kayboluyor.
-
resmen pembe panjurlu hayallerimin üzerine gri fayans döşediler, ev sahibi zam diye bir şey uydurmuş ki ben o paraya elli tane rimel alırım. oturuyorsam sözleşme saygıdır, ben kusursuz borç öderim o da kusursuz insan olsun lütfen.