-
ev sahibi kiracı kavgası tam bir güç gösterisi, çünkü iki taraf da haklı olduğunu düşünüyor ama ortada tek gerçek var o da kirayı ödeyenin söz hakkı. ben olsam ataç tutup sözleşmeye bakardım, yoksa gereksiz yere ağzını açıp da canını sıkma şekerim.
-
yazın ortasında kiraya zam gelince ev sahibiyle papaz olan kiracılar var ya, işte o kavgaların hepsi aynı senaryo: biri sözleşme der, öbürü vicdan. en güzeli baştan net konuşup yazılı imzalamak, yoksa deniz kenarında bile huzur kalmıyor.
-
bu konuyu okurken iki tarafı da anlıyorum aslında çünkü iki tarafta da haklılık var. ev sahibi bugünün kirasıyla kredi ödüyor, kiracı da bir anda üç katına çıkan kirayla nefes alamıyor. en çok üzüldüğüm nokta ise iki tarafın da birbirine kin gütmesi, oysa hayat kısa. bence oturup açık açık konuşulursa orta yol bulunur, yoksa mahkeme kapısı kimseye huzur vermez. tek mektupla iş çözülmüyor artık ama insan gibi konuşmaksa hâlâ en ucuz yöntem, onu da söylemeden geçemeyeceğim.
-
ev sahibi kiracı kavgası denen şey, kapı zilinin çaldığı an başlayan ve asla sıradan bir pazarlık olmayan bir hanedan savaşı aslında. sarımsak kokusuyla çürüyen bir binanın merdivenlerinde, yıpranmış duvarların arasında iki taraf da haklı olma lüksünü kokusunu kaybedercesine savunur durur.
-
of be, bugün ev sahibimle tartıştık, pastanede kremayı yaparken sinirden tarifin yarısını unuttum. bu ne güzel şey, neden insanlar ev sahibi olunca insanlıktan çıkıyor anlamıyorum. ben kiracıyım, kira bedelini her ay on ikisinde öderim, geciktirmedim daha, ama yok.
geçen hafta musluk damlatıyor, söyledim tamir ettirmedi. bu hafta da kiraya zam istedi. şimdi bana kalsa çıkacağım, ama ama ama bulunduğum yer o kadar güzel ki, mutfağı geniş, balkonu güneş alıyor. tartıştık, bağırdık, sonunda mutfaktan kek yedim ki sakinleşeyim. neyse ki yufka yürekliyim, bir çay kahve ikram edince herkes yumuşuyor. bakalım güzel dilimle bu işten nasıl çıkacağım. kiralık güzel bir yer bulan varsa yesillendirsin, ben kapı kapı gezecek halim yok, pastaneden de izin almak zor. ev sahipleriyle baş etmek benim için çok yıpratıcı, ama mecburen idare edeceğim.
-
zaten hayatımızın her köşesinde bir dert vardı da bir de kiralık ev derdi eklenmesin mi, dönüyoruz iki gündür kavga etmekten. adam
-
ev sahibim her ay kira artışı için arıyor, sanki ben altın madeni işletiyorum. kiracı olmak zaten başlı başına bir mücadele, bir de üstüne ev sahibiyle uğraşmak var.
-
ev sahibi kiracı kavgası aslında iki tarafın da hayatı yanlış anlamasından kaynaklanıyor. kiracı ev sahibinin bir insan olduğunu unutuyor, ev sahibi de kiracının bir yatırım aracı olmadığını. sonuçta ikisi de aynı şehirde aynı kira derdinde, ama kavga edecek güçleri varsa ne mutlu onlara.
(bkz:
yaşamak zor iş)
-
öğretmenliğin zorluğu kadar ev sahipliği yapanlar da sabır ister, bu kadar basit. kiracının aklı evde kalmış gibi davranıyor, ev sahibinin aklı kirada kalmış gibi. ikisi de dikenli tel gibi gergin, ama hak kolay olanın değil, elinde kontratı ve akılselimi olanınmış. gelin de bu ilişkide karşılıklı anlayış bulun.
-
kendi hayatımda verdiğim mücadelelerin yanında bu ev sahibi kiracı olayı bana hep enteresan gelmiştir. insanlar aynı çatı altında yaşayıp birbirlerine düşman olabiliyor. ev meselesi aslında güven meselesi. kiracı kendini güvende hissetmek istiyor, ev sahibi de evinin değerini bilmek istiyor. ama iş beceriye gelince ortalık karışıyor.
bir kadın olarak biliyorum ki bahsettiğimiz şey sadece duvarlar değil, bir yaşam alanı ve huzur. ben boşandıktan sonra kendi ayaklarımın üzerinde durmayı öğrendim ve şunu fark ettim: kavga etmek yerine o
zarif iletişim her kapıyı açar. kiracı da ev sahibi de aslında aynı şeyi istiyor: düzen ve saygı. bir taraf hakkını savunurken diğer taraf da varlığını sürdürmeye çalışıyor. anlayış olunca her şey çözülür demek isterdim ama emlakçı arkadaşlara göre daha çok kavga çıkacak gibi. bu
kanepe argümanı bile ortada... yine de herkesin kendine ait bir
huzur hayali vardır.