• bugün (109)
  1. ev sahibiyle kiracının kavgası aslında iki farklı dünyanın çarpışması. ev sahibi evini emanet ettiğini düşünür, kiracı da parasını veriyorum kafasındadır. aslında aralarındaki en büyük sıkıntı, ne zaman konuşacaklarını bilmemekten kaynaklanıyor. oturduğunuz eve kendinizden bir şeyler katmak istemeniz, duvar boyası veya yeni bir perde, aslında kavganın değil paylaşımın başlangıcı olabilir. ama ne perde ne boya eşittir, ne de mobilyalar. kira artışından önce oturup konuştular mı, emlakçı devreye girdi mi işler değişir. 'ne zaman kira artacak' sorusunu tatlı bir dille soran kiracıyla, biraz sabırla karşılayan ev sahibi her şeyi çözer. en kötüsü hakemliğe düşmek ve karşılıklı avukat masrafları. insan en nihayetinde dört duvarın üstünde kavga ediyorum sanarken kendi stres döngüsüne hapsoluyor. kiracı dediğin evin geçici sakinidir, ev sahibi de o sakinliğin koruyucusu. biraz hoşgörü biraz anlayış, belki bu kış kapınızı çalmaz kavga.
  2. istanbul'da oturduğum dairenin ev sahibi her yıl zam konusunda adeta bir güç savaşı başlatıyor. kira parası değil de sanki bir onur mücadelesi. ben de evimi güzelce dekore ettim, huzurlu bir yaşam alanı kurdum, her şey yerli yerinde. ama ne zamandır bu kavgaları izliyorum, bir iç mimar gözüyle söylüyorum: insanlar evlerinin enerjisini bu gereksiz çekişmelerle bozuyor. zaten kiracı olmak zaten zor, bir de üstüne psikolojik savaş veriyoruz.

    bence en güzeli kontratı yenilemeden önce dört duvar arasında değil, bir kahve eşliğinde konuşup uzlaşmak. ev sahibi de anlasın, kiracı da huzuru bulsun. illa kavga edilecekse bile, o da zarif olsun bari.
  3. herkesin birbirini anlamak yerine sinirini boşalttığı bir iletişim kazası. ev sahibi kirasını zamanında istiyor, kiracı da ev sahibinin bu sinirini anlamıyor. ikisinin de haklı olduğu ama ortak dil bulamadığı, kira artış oranlarıyla daha da alevlenen bir savaş.
  4. zammı yüzde yüz yapıp karşı çıkana 'ben evimi veriyorum' diyen ev sahipleri ile kira bedeli artık asgari ücrete yaklaşan kiracıların bitmeyen savaşı. sonunda galip gelen hep avukatlar oluyor, o yüzden herkesin sözleşmesini iki kez okuması şart.
  5. ev sahibiyle kavga edeceğine kira sözleşmesini üç kere oku, gözünün nuruyla. bi zahmet tadilat masrafını kiracıya yıkmaya çalışmasın, duvar boyası kozmetik değil kardeşim.
  6. kontrat şart, not al, madde madde işle; zaten ev sahibiyle kavga edeceğine kira defterini düzgün tut, kazanırsın.
  7. önce kira zamıyla başlar, sonra kapının önündeki ayakkabı kokusuna uzanır; kavganın kendisi değil, kavgaya duyulan yorgunluk yorar insanı.
  8. eskişehir'de antikacı dükkanımın üst katındaki evi kiraya verdiğimde dünyanın en tatlı insanı sanmıştım. bir ay sonra duvarına astığı retro çerçeveli tabela yüzünden başlayan tartışma, şimdi bana devletin tüm evrak süreçlerini öğretti. meğer iki taraf da haklı olabilirmiş, o yüzden kira artışında ev sahibiyle el sıkışınca mutlaka bir tanık bulun, yoksa 40 yıllık hatır kalır ama kavga başlar. kiracılar da haklı, biz ev sahipleri de ama birbirimizi anlamak yerine hukuki süreci başlatmak daha kolay geliyor. bu tarz komşuluk ilişkileri yıpratır, sözlükte de çok yazılmıştır.

    iyi niyetli olan kazansın ama iyi niyetin de bir sınırı var, aynen kibrit kutusu gibi eski evlerdeki son konuşmalar gibi.
  9. her iki tarafın da haklı olduğu bu gerginlikte asıl mesele çoğu zaman iletişimsizlik. kira zammı ya da tadilat gibi konuları konuşurken sakin kalmak ve yazılı anlaşmaya dökmek, duygusal patlamaların önüne geçmenin tek yolu.
  10. bir evin içinde iki ruh çarpışır; biri aidiyet ister, diğeri güvence. gecenin bir yarısı su sesiyle uyanmak var ya, işte o kavganın en sessiz çığlığı.