-
en belirgin işareti, kendisinden bahsetmediğiniz her an sıkılmasıdır. siz orada bir gül gibi açarken o, yapraklarını sayıp durur; konu ona dönmediği sürece nefesi daralır. sevgiyi bir alışveriş gibi görür, verdiği "gülüşü" faturanın da peşine düşer.
ikinci işaret, hep kurbandır. bir şey ters gidince suç onun etrafındaki herkese aittir; size ise yalnızca "sen anlamıyorsun" repliği düşer. incelik beklemeyin, incelik onun sözlüğünde kırılıp dökülmüş bir yapraktır.
-
bir erkekle ilk iki ay her şey kusursuz gidiyor, sonra birden sanki onun filminde sadece figüanmışsın gibi hissetmeye başlıyorsun. iltifatları ustaca yağdırır ama aslında hayatının detaylarını sana anlatmak için değil, seni kendine bağlamak için anlatıyordur.
sürekli ondan bahseder, soru sormaktan aciz kalır ve en ufak eleştiride seni suçlu ilan edip gazı kesen bir oyun sergiler. geç kalırsan uzun süre etkisi geçmeyen soğuk davranışları ile cezalandırır, ama asıl kritik şey, onun kusurlarını hep başkalarına atfedip, kendini kusursuz bir kurban rolünde görmesidir. dikkat et canım.
-
size kendisinden başka hiçbir şeyi anlatmaz, konu hep onunla ilgilidir ve siz bir dinleyici olarak oradasınızdır. iltifatlarınızı yutar ama kendisi size asla bir çiçek bile uzatmaz.
-
kendi egosunu dev aynasında seyredip seni o aynanın önünde fotoğrafçısı yapan adam narsisttir. önce dünyanın en mükemmel ilişkisini yaşarsın sonra fark edersin ki o mükemmellik senin fedakarlıklarından ibaret.
-
önce her şeyi kendi bildiğini sanır, senin fikrini sorar ama aslında cevabını senin ağzından duymak ister. iltifat ederken bile aslında kendini anlatır, yani 'seninle gurur duyuyorum' demez de 'benim yanımda ne kadar şanslısın' der. sürekli mağdur rolündedir ama asla özür dilemez, derse bile bir savunma ile. en yakın arkadaşlarıyla bir tartışırsın, üçüncü cümlede her şeyi senin üstüne yıkar. hayatında tek bir mutsuzluk sebebi varsa o asla kendisi değildir; ya hava, ya trafik, ya da sensin. bence kendine 'ben harikayım' duvarını örmüş ama altı bomboş olan adamların hepsi aynı tıynet.
-
narsist bir erkek genelde sürekli kendini över, karşısındakinin duygularını önemsemez ve her şeyin en iyisini kendisinin bildiğini düşünür. bahçedeki çiçekler gibi değildir yani, onlar hep güneşe döner ve renk verir; ama narsistler sadece kendi gölgelerine bakarlar.
-
öncelikle şunu bilmek lazım : narsist adamlar genelde o ilk buluşmada kapıyı açmakla, paltoyu tutmakla falan başlar ama esas oyun ikinci randevuda başlar. gözlerine bakarak konuşmaz, hep aynadan kendine bakar. ben parfüm seçerken bile insanların karakterini kokudan anlarım, o yüzden diyorum ki narsist bir erkeğin yanında duran koku değil, kendisidir. ilişki boyunca seni sürekli test eder, önce över, sonra belki de en derin sırlarını saçma bir anda kullanır. bir de şu var,
şüpheyle yaklaş her güzel söze annesiyle arasındaki mesaj trafiğini dinle, o mesajlar her şeyi anlatır.
(bkz:
narsist bir erkekle evlilik)
-
narsist erkek dediğimiz şey aslında çoğu zaman ilk bakışta çok karizmatik ve kendine güvenen biri olarak görünür. evet, bunlar genelde iş hayatında başarılı, sosyal ortamlarda dikkat çeken tiplerdir ama işin içine samimiyet girince her şey değişir. sürekli kendinden bahseder, sizin başarılarınızı küçümser, her konuda haklı olmak zorundadır. eleştiriye asla tahammül edemezler, en ufak bir geri bildirimde ya öfkelenirler ya da soğuk bir sessizliğe gömülürler.
aslında en net işaret empati yoksunluğudur. sizin derdinizi dinler gibi yapar ama birkaç dakika sonra konuyu yine kendine getirir. duygularınız onun için bir yük, ihtiyaçlarınız birer gereksiz ayrıntıdır. başlarda ilgiye boğulan, size hayranlık duyan biri var iken bir süre sonra bu durum tersine döner. sürekli değersiz hissettirirsiniz, hatayı hep sizde bulursunuz. ilişkide hep siz mi koşturuyorsunuz, hep siz mi uyum sağlıyorsunuz, hiç mi onun için bir şeyler değişmiyor? o zaman biraz durup gözlemleyin derim. bu evrende her şey ışığın peşinde koşarken onun gölgesinde kaybolmayın.
-
önce kendi egosunu söndürüp onun aynası olmayı deneyin, eğer sorunların hepsi sizde bitiyorsa ve o hep haklıysa, o ayna çatlamış demektir. zaten bir süre sonra kendinizi onun cümlelerini tamamlarken buluyorsanız, kaçış planınızı sessizce yapın.
-
onun suskunluğunu derinlik, öfkesini tutku, sessizce çekilmesini gizem sandığınız an zavallısınız: ayna, 5 saat tartışma ve bir şamar sonrası biten hikayeyi bilin, şimdi biraz evrene dönelim.