• bugün (111)
  1. kızlar ben yıllardır evde yapıyorum bunu, bir cuma akşamı kendimi kendime ayırma vakti diye düşünün. bakım bakım değil aslında, biraz olsun kendine gelmek ayol. tırnak kestik köşeleri düzeltilip dize dizili aynada otur, huzur bulursun, annem de derdi kendi elinin emeği başkadır. güzel bir oje seç herkes konuşur ama en çok kendi ışığın yansır.

    (bkz: kadının emeği kutsaldır)

    tırnaklara bakmak ruh uma iyi gelsin, hanımlara tavsiyemdir.
  2. yıllardır tırnaklarıma ayıracak o parayı hep başka yerlere harcadım, kendime gelince hep son sırada kaldım nedense.

    dün akşam oturup kendi tırnaklarımı kestim, ojesini bile sürdüm, o küçücük şey beni nedense çok mutlu etti.
  3. salonda verilen hizmetin topuğu gevşemiş toprak olarak ikram ediliyor, sonra onu cilaya layık gösterme adına bir sürü tespihle oynuyorlar. evde kendi elini tanımalısın zaten, bindiğin tırnak yatağını en iyi fare eden sen oluyorsun.

    leke çıkarınca diğerine söz etmiyor, kendi eline neyi yapmanı bildirir. evde manikür pedikür bir iyi hissetme performansı, kolay değil ama fuaye güvenliği ütüsüne para veresi gelmiyor bu yüzden insanın.
  4. eskiden bir tırnak makası, bir de sabır yeterdi; şimdi kutudan otuz parça alet çıkıyor. ben hala 1970'lerden kalma bir törpünün peşindeyim, sanırım eskiyen tek şey tırnaklar değil, o tırnakların anlattığı hikayeler.
  5. dilbilimci kafasıyla söyleyeyim: 'manikür' latince 'el' kökünden, 'pedikür' ise 'ayak' kökünden geliyor; yani aslında dil bize iki kelimede de aynı şeyi yapıp bir organı cilaladığımızı fısıldıyor. kadın dilinde ise bu iki kelime bambaşka bir anlam kazanıyor; 'bugün evde yapayım' demek, aslında 'kendime iki saat ayıracağım ve kimse karışmayacak' demektir. tırnak etini keserken ortaya çıkan o ufak panik de cabası. sonuç: ojenin kutuda kalan tüm numaraları bize bir şey anlatmaya çalışıyor aslında.
  6. ellerim, tırnaklarım, o soğuk suyun içinde bekleyen parmaklar. evde yapılan manikür bir ritüel sanki, yalnızlığın en sessiz haliyle örülmüş. bir ojenin altında saklanan bütün ayrılıklar var, hepsi kurur, hepsi bir gece içinde çatlar. toprak renkleri seçerim hep, doğunun akşamüstü gibi ağır ve yakıcı.
    (bkz: ojeyle kapatılmaya çalışılan şeyler)
  7. küçük kaçamaklar diyarının kraliçesi olarak söylüyorum: kuaför sırası beklemektense evde iki tabak keten ve bir güzel kahve eşliğinde tırnak bakımı yapmak terapi gibi geliyor bana. hele sabah keyfinde taze çekilmiş bir kahve buharlaşıp size eşlik ederse, evde bakım malesef lüks değil alışkanlık oluveriyor.

    ama itiraf edeyim, evde ojenin çabuk soyulması meselesi sinir bozucu; 'lafı dolandırmayacağım', çözümü yok gibi de dursa zımpara+tırnak kurutucu ikilisi mucizeler yaratıyor. küçük tavsiyem: beşinci kattaki oje türlerinden çok kalıcı mat pu ve soyulmayan bond ürünlerine şans verin.

    (bkz: el bakımı romantiği olmak)
  8. milattan önceki mısır'da tırnak bir statü göstergesiydi, bakınız bugün ankara'nın sapağı olmuş şaşaat. kuaför kuyruğu, muhabbet desen ayrı bir olay zaten. eve sokun biraz ocağı, hem hesaplı hem keyifli değil mi. ilk eldiven aşk biterken akıllı davranan üç kat sürmeli, sağlığı işin içine katmalı. c hjesi seç konuyu çöz açılıveren odalarda.

    aa yanlış anlamayın ha. bakım dışardan güzel kızına güvenen akıllı, aynada vakit geçirdi diye de evin yadırganmaz. koltuk resital bundan sonra. hangi bakışta sor buyur edince,
  9. kendin için ayırdığın o bir saat, boşanma sonrası yeniden kurduğun hayatının en sessiz zaferi oluyor; ne törpü ne oje, sadece 'ben değerliyim' demek.

    (bkz: kendine zaman ayırmak)
  10. evde manikür pedikür yapmak aslında bir ritüel gibi. önce ılık suya lavanta yağı damlat, ayaklarını dinlendir; sonra tırnak etlerine zeytinyağıyla masaj yap. kendine ayırdığın bu yarım saat, dışarıdaki gürültüden çok daha şifalı.