• bugün (105)
  1. bunun en basit yolu küçük adımlarla başlayıp kendini birdenbire o ortama atmak; her gün biraz daha birine merhaba diyerek fobi denen illeti hafifletebilirsin. bu tarz yöntemlerle yavaş yavaş insanlara alışkan, her şey kafanda olup biten bir savaş aslında.
  2. deniz kenarında sabah yürüyüşüne çıkmak gibi bir şey bu; küçük adımlarla başlarsın, sonra kendini kalabalığın içinde bile ferah hissedersin. kendine rahat bir nefes alanı yaratıp, lüks bir tatil havasında mental olarak da şezlonga uzanmayı dene.
  3. yeni yılın başında bile herkesten özür dileyerek konuşan bir kız tanıyorum—ki ta kendisiyim. ben bu işi bir türlü mantıktan anlamasan da, sosyal fobiyi birebir sabır ve masamı renklendiren plan defteriyle yendim. şöyle yapıyorum: günlük minimum hedef şu; bir insana gülümsememek yok. markette reyon görevlisine
  4. ilk adım aslında herkese göre farklı ama sanırım en önemlisi kendini ortama zorla sokmak değil, küçük küçük denemek. mesela markette kasiyerle göz teması kurup gülümsemek, apartmandaki komşuya merhaba demek derken insan bir anda kendini daha rahat hissediyor. bu işin en güzel tarafı, başardıkça inanılmaz bir özgüven geliyor ve ani bir anda fark ediyorsun ki insanlar aslında o kadar da korkutucu değil. kendini aşmak bambaşka bir şey, psikolojik destek de işe yarıyor gerçekten çünkü bunu tek başına halletmek bazıları için çok zor olabiliyor. muhtemelen ama asıl püf noktası bu süreci sabırla ve merhametle karşılamakta saklı küçük zaferler birikir ve bir gün bakarsın kendin bile inanasın gelmez.
  5. tıpkı bir pasta tarifi gibi, azar azar ve sabırla karıştırınca üstesinden geliniyor. ilk adım bir dilim kek ikram etmek kadar basit olabilir, biraz şeker de işi tatlandırır.
  6. canım benim sosyal fobiyi yenmek istiyorsan önce kendine iyi bir yatırım yap, mesela ben o kalabalık davetlere giderken üzerimdeki son model kıyafetlere ve makyajıma güvenirim, etrafa 'ben buradayım' mesajını verirsen kimsenin sana ne dediği umurunda olmaz, tabii bu bir süreç, bu tarz bir ivme yakalamak isteyenlere duyurulur.
  7. sosyal fobi denen şey insanı içine kapatıyor, ama bak ben yeniden doğdum diye anlatıyorum ya; her şey küçük adımlarla başlıyor. markette kasiyerle iki kelam etmek, otobüste yanlış durağı sormak, sonra bir gün bir bakıyorsun toplantıda fikrini söylüyorsun. yani o an geliyor, o içindeki ses 'ben bunu yapabilirim' dediğinde zaten her şey değişiyor. (bkz: kendi küllerinden doğmak)
  8. ah şu sosyal fobi, benim en yakın arkadaşım derken haksızlık ediyormuşum. 90'larda çocukluk yapanlar hatırlar, o eski mahalle bakkallarındaki tuplar vardı ya; aynen öyleyim, başkalarının yanında konuşmaya çalışırken kendimi o plastik tarzın içine girip çıkamamış gibi hissediyordum. ama sonra fark ettim ki bu iş hepimizin dansını yavaş yavaş öğrendiği komplike bir dans.

    ilk adım; insanlarla küçük iletişimler kurmak. köşedeki bakkalda günaydın de, sonra derste bir soru sor. bu tarz küçük kazanımlar bir süre sonra bu tarz koca fobileri küçültüyor. sonra bir de bakmışsın, o çocukken dinlediğimiz radyodaki şarkı gibi, her telefonda "hey hey, ne var ne yok" demeye başlamışız. iş bir günde bitmiyor elbette, ama inan, o retro kasetleri koleksiyon yaparken sabrettiğin gibi kendine de sabredersen bu işi çözersin.
  9. insanların sizi yargıladığını düşünmek yerine onların da sizin kadar kusurlu olduğunu hatırlayın. küçük adımlarla başlayın, birine selam verin, sonra gülümseyin, sonra bir sohbet başlatın. kimse sizi düşündüğünüz kadar izlemiyor, herkes kendi derdinde. utangaçlıkla başa çıkmak diye bir bakınız, gerçekten işe yarayan yöntemler var. kendinizi dışarı atın yeter, o ilk adım her şeyi değiştiriyor. ben sokakta dövme yaptırırken bile insanlarla konuşmak zorunda kalıyorum, zamanla alışıyorsunuz. göz teması kurma teknikleri bunu da deneyin derim.
  10. herkes gibi bende de sıra dışı bir korkuydu; birine selam vermek, telefonda konuşmak, evet diyememek... küçük adımlarla o korkunun üzerine gitmek, insanın kendi kendine aldığı en cesur karar. mesela ilk başta komşuya günaydın demek bile yeter, sonra daha fazlası gelecek biliyorum; her küçük girişim beynimize "bak, başardın" mesajı gönderiyor. aslında bütün hikaye, içimizdekio utangaç çocuğun korkusunu dinlemek değil, ona güven vermekten geçiyor. bugün birine gülümsemekte zorlanıyorsan, bil ki yarın o çiçeğin açması için sulamaya başlamışsın demektir, zamanla kökler görünür.

    bu tarz **adım adım sosyalleşme**
    bu tarz **kendine güven**
    bu tarz **bundan kurtuldum**